Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 07 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

M. Latif SALİHOĞLU

Organize saldırılar



Büyük şehirlerde kasıtlı, plânlı ve organize şekilde gerçekleştirilen kundaklama ve bombalı saldırılar, kim veya kimlerin işi olabilir?

Tabiî ki, akla ilk gelen terör örgütleridir.

Bunların başında da, hiç tereddütsüz PKK geliyor.

Nitekim, bu örgüt zaten kanlı cinayetlerin pek çoğunu üstleniyor. İsterse üstlenmesin, hatta reddetsin...

Onun mâsumiyet ifadesine kim inanır ki...

Kanlı saldırıları hakikaten başkası da yapsa, hatta bu işler tamamiyle hariç ülkeden bir örgütün işi dahi olsa, PKK yine de okkanın altındadır ve işlenen o aynı günahın şerikidir.

Sebebine gelince...

25-30 yıldır varlığını sürdüren bu örgüt, işe kanlı saldırılarla başladı. Faaliyetinin her safhasını, her sayfasını kana buladı. Etkileme gücünü tamamiyle şiddete ve cinayete bina etti.

Fikirleri ne şekilde olursa olsun, fiiliyatında kan var, ateş var, cinayet var...

Bunlarsız yapamaz ve olamaz bir hale geldi.

Örgütün ismi, terörist saldırılarla, kanlı cinayetlerle aynileşti.

Kapanıp gitmeden, tarihe karışıp silinmeden, bu hal, bu vaziyet değişmez.

Hatta öyle ki, yaşanan lânetlik cinayetler, bu örgütün tam zıddı mahiyetindeki bir odak tarafından işlense dahi, PKK yine de kendini temize çıkaramaz ve bu günahtan sıyrılamaz. Adını değiştirdi. Kongragel yaptı, yine kan lekesini üzerinde taşıdı.

Zira, "Essebebüke'l-fail" sırrınca, bir fiile sebep olan, o fiilin şerikidir, ortağıdır.

Yirmi beş senedir ki, PKK, kanlı eylemlerde eşsiz ve rakipsizdir.

Bu işleri hem başlatan, hem de geliştirendir.

Saldırıyı başkası da yapsa, yine ona mal edilir ve ediliyor.

Çünkü, yapı ve karakteristik özellikleri itibariyle bu işlere son derece müsait.

Örgütü içerde veya dışarda kullanan yok mu?

Kesinlikle var ve örgüt kendini feshetmeyinceye, yok olup gitmeyinceye kadar da var olmaya devam edecek.

Üstelik, zaman içinde örgütü kullananların adedi de çoğaldı.

Başlangıçta, sırf Türkiye'nin gelişimini engellemek için, bu ülkenin başını belâya sokmak isteyenler ile "Kürt meselesi"ni terörize ederek emellerine ulaşmak isteyen dahilî ve haricî karanlık eller vardı, işin içinde.

Ancak, zamanla bu kirli ve bulanık işin içine silâh ve uyuşturucu tâcirleri, ekmeğini kandan ve terörden çıkaran sadistler, Türkiye'den bazı tâvizler koparmak isteyen zâlim satranç oyuncuları, bölgedeki güç dengelerini kendi menfaatine göre yönlendirmek isteyen gaddar ruh taşıyıcıları da girdiler.

Örgüt ise, bütün bu habis ve necis cereyanların mücrim taşeronu haline geldi.

Artık, eli mahkûm. İstese de bu rolü oynamaktan, bu taşeronluğu yapmaktan kurtulamaz.

Ancak ve ancak, yok olmasıyla, ölüp gitmesiyle kurtulabilir.

İşte o zaman, ülke ve millet olarak hepimiz kurtulmuş oluruz. Ki, bu da bizi dünyanın en ileri, en güçlü, en demokratik, en müreffeh ve en mükemmel ülkeleriyle yarışabilir fevkalâde bir hareket ve kabiliyet imkânını, fırsatını kazandıracaktır.

GÜNÜN TARİHİ 6-7 Ocak 1911

Babıâli yangını ve korunan evraklar

Bugün İstanbul Vilayet Merkezi olarak hizmet gören Osmanlı Devletinin Hükümet Merkezi "Babıâli"de büyük bir yangın vak'ası yaşandı. Yangının iki-üç gün kadar devam ettiğini rivâyet ediliyor.

Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı dışındaki bütün daireler (Şurâ, Dahiliye, Mektubçu, Teşrifatçı, Beylikçi, Sadâret Kalemi, Vak'anüvis...) tamamen yandı.

Bu, yedinci Babıâli yangınıydı. Daha evvelki yangınlar, 1740, 1755, 1808, 1826, 1839 ve 1878 senelerinde yaşanmıştı.

Aynı yerde bu kadar yangın vak'asının yaşanmış olması, hiç şüphesiz sabotaj ihtimalini kuvvetlendiriyor.

Zira, burası 1700'lü yılların başlarında itibaren Osmanlı Devletinin idare merkezi olmuş, devletin ehemmiyetli bütün evrakı burada muhafazaya çalışılmıştır.

Gariptir ki, Sultan II. Abdulhamid'in devleti Yıldız Sarayından idare ettiği ve mühim evrakları burada muhafazaya çalıştığı dönemde, yani 33 yıl müddetle Babıâli'de herhangi bir yangın vak'asına rastlanmıyor.

Yine gariptir ki, bunca Babıâli yangınlarına rağmen, devletin resmî evrakları ciddî ölçüde herhangi bir zarar görmedi. Zira önemli evrakların hemen tamamı, binanın alt katında inşa edilmiş olan "hususî mahzenler"de muhafaza ediliyordu.

Lâzım olan vesikalar, mesai saatlerinde ilgili dairelere getirtiliyor, işi bittiğinde ise derhal yerlerine götürülüyordu. Kısmen de olsa yanıp giden evraklar ise, kasten veya ihmal ile yerlerine götürülmeyip, ilgili dairelerde bırakılanlar olmuştur.

Bu da gösteriyor ki, Osmanlı'nın adeta mükemmel şekilde işleyen bir arşiv sistemi, bir evrak/vesika teşkilâtı varmış: Bina yanıp kül olsa, yine de "evrak-ı mühimme"nin zarar görmeyeceği bir mekanizma...

07.01.2008

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.01.2008) - Suâllere cevaplar

  (04.01.2008) - Aşiret kafasıyla devlet yönetmek

  (03.01.2008) - Hanedan siyaseti ve kaderin tecellisi (3)

  (02.01.2008) - Hanedan siyaseti ve kaderin tecellisi (2)

  (01.01.2008) - Hanedan siyaseti ve kaderin tecellisi (1)

  (29.12.2007) - Rodos'ta ezan sesleri

  (28.12.2007) - Açık söz, kesin tavır

  (27.12.2007) - Bilime katkımız niçin yok?

  (26.12.2007) - Kundaklama terörü

  (25.12.2007) - Menemen salvoları

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri