"Gerçekten" haber verir 11 Ocak 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Yasemin GÜLEÇYÜZ

Şefkat, merhamet ve rikkat kıtlığı!



Yaşadığımız âlemde bolluk ve bereket hâkim. Bir taneye bin tane veren mısırlar, bire on veren buğday başakları, her bahar gayb âleminden kilolarca meyveye taşıyıcılık yapan ağaçlar… Zehirli bir böcekten dünyanın en leziz tatlısını, elsiz bir böcekten kumaşların en güzelini bize hediye ediyor Rabbimiz…

Evet, yaşadığımız âlemde aslında bolluk ve bereket hâkim. Asıl kıtlık şefkatte, rikkatte ve merhamette!

Zihin kodlarımız öylesine yabanileşmiş ki bu kavramlara sözgelimi bu yıl fındık üretimi beklenenden fazla olunca üreticiler buna çok üzüldü. Zira fiyatlar düşecekti!

Yine bolluk karşısında fiyatlar düşmesin diye fazla sütü dereye döken üreticileri, avlanan fazla balığı denize döken balıkçıları, elinde kalan sebze ve meyveyi ucuz fiyata vermektense çöpe dökmeyi tercih eden semt pazarı esnafını gördü bu gözler!

“Bu sene erik bol, kimse almıyor. Etiketi çıkaracaksın üç dört katına bak nasıl alırlar. Nankör bunlar nankör!” diye burnundan soluyan erikçi nasıl da düşündürtmüştü beni uzun uzun… Doğruluk payı yok değildi söylediklerinde.

Gerçekten de nedense bol olan her şey önemsizleşip, sıradanlaşıyor insanoğlunun gözünde. Oysaki İlâhî rahmet hikmeti gereği bazen bol bol, bazense daha az gönderip imtihan ediyor biz kullarını, nankörlük mü yapacağız, şükür ve iktisatla mı sarf edeceğiz?

Merhamet ve şefkat eksikliği yüzünden dünyanın en gelişmiş ülkelerinin başında gelen ABD’de her kış, evleri olmadığı için sokakta yaşadığından ölen insanların sorumluluğu elbetteki şiddetli soğuk değil. Asıl sorumluluk her şeyi paraya dönüştürüp merhamet ve şefkat yoksunu haline gelen insanlarda.

Elindekini paylaşabilen varlık sahiplerine ne mutlu! İlginç araştırmalar, garip çelişkiler! Yapılan bir araştırma Afrika ve Asya’da yoksulluk ve açlıktan ölen insanların kıtlığın değil, merhametsizliğin kurbanı olduğunu göstermekte. Global, ısınma, nüfus artışı, tabiî kaynakların erimesi gibi sebepler sadece olanları normalleştirmek için birer bahane… Sözgelimi dünyadaki her insana günde 3500 kalorilik enerji sağlayacak kadar pirinç, buğday ve çeşitli tahıllar üretilmekte. Üstelik bu sayıma sebzeler, fasulye türleri, kökü tüketilen bitkiler, meyveler, balıklar, kabuklu yiyecekler dâhil değil. Hatta kıtlığın en çok yaşandığı ülkelerde bile gerekli besin üretilmektedir, ancak bu ülkelerden birçoğu gıda ve tarımsal ürünlerini ihraç etmektedirler! İlginç bir çelişki değil mi? Hanımlar dünyasında “Tek taşımı kendim aldım!” muhabbetinin kaynağı pırlanta ve elmas madenlerinin çoğunun fakir Afrika ve Asya ülkelerinde son derece ilkel şartlar altında çıkarılıp Batıda fahiş fiyatlarla satılması Hollywood filmlerine bile malzeme oluşturacak garip çelişkinin bariz bir örneği değil midir? “Açlık ve fakirliğin nedenlerinden biri nüfus artışıdır” diyenlerin tezi de yine araştırma neticeleriyle çürütülmekte! Sözgelimi Kosta Rika’nın ekilebilir arazisi, Honduras’ınkinden daha az olmasına rağmen insanlar Honduras’a nazaran ortalama 11 yıl daha fazla yaşamaktalar. Açlık ve fakirlikle boğuşan Bengladeş örneği için Bolivya, Brezilya ve Nijerya gibi gıda bolluğu ve fakirliğin kol kola olduğu ülkeler göstermekte ki hızlı nüfus artışı açlığın asıl sebebi değil. Asıl sebep gelir dağılımının eşitsizliği ve merhamet eksikliğidir… Netice-i Kelâm: “Ben tok olayım başkası açlıktan ölsün bana ne?” anlayışı ile “Gerçek saadet çoğunluğu kuşatandır!” anlayışı Hz. Âdem’den günümüze insanlığın imtihanı olagelmiştir. Günümüzde de olduğu gibi.

11.01.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (04.01.2009) - Bir başka açıdan iktisat

  (28.12.2008) - Ateşte açan güller diyarı Kütahya’dan notlar…

  (21.12.2008) - İktisat hazinesini keşfederken...

  (14.12.2008) - İmtihan edilen kadın

  (07.12.2008) - Bir başka açıdan kamusal alan kavramı

  (30.11.2008) - Şaka mı, lâtife mi?

  (23.11.2008) - “Âhir zaman Âdemleri”

  (16.11.2008) - Bir özgürlük rüyası!

  (09.11.2008) - Onlara benzemek...

  (02.11.2008) - Aile içi karate ve judo çalışmaları

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır