14 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Hüseyin GÜLTEKİN

Hasta asrın hasta insanları


A+ | A-

Hasta asrın hasta insanları... Gerçek hasta olanlar... Bir yandan da hasta olmadıkları halde kendilerini hasta zanneden hastalar... Yani hastalık hastaları... Bütün bunlara bir nev'î sabırsızlık, şükürsüzlükler de eklenince veya tevekkül, teslimiyet de olmayınca, neredeyse toplumda hasta olmayan insan kalmıyor gibi.

Şâfî-i Hakîkî unutulup, çare ve şifayı doğrudan hekimlerden, ilâçlardan bekler duruma giren günümüz hasta insanları, dertlerine devâ ararken, onu bulamamanın çaresizliğini yaşıyorlar. Hastalığı verenin şifayı da vereceğini derk edemeyen bu asrın hasta insanları, tek çare doktor ve ilâçlar olduğunu zannededursunlar, bütün bunların birer sebep, birer vesile olduğunu, şifâ verenin Şâfî-i Hakikî olan yüce Allah olduğunu anlayıncaya, dolayısıyla şifayı ve mededi O’ndan bekleme basiretini gösterinceye kadar, dertlerine devâ bulamamanın çaresizliğini yaşayacaklar her halde.

Ciddî rahatsızlıklarından dolayı haklı olarak hastanelerin yolunu tutanlar yanında; çok basit rahatsızlıklar bahanesiyle hekimlerin kapılarını aşındıran, tedavi merkezlerini mekân edinen o kadar çok sözde hasta var ki... Bir de doktora görünmek parasız, eczanelerdeki ilâçlar da bedavaya gelince bazı hastalar için hastanelere gidip gelmek vazgeçilmez bir alışkanlık hâline gelmiş durumda.

Hastalık deyince çoğu insanın ilk aklına gelen nedir? Kısaca, vücudumuzun bir veya bir kaç uzvunun arızalanması, yani vazifesini kısmen veya tamamen yapamaması durumudur. Bir başka ifade ile vücudumuzun fizikî yapısının normal işleyişinden saparak arızalanması... Hastalık deyince çoğumuzun anladığı mânâ kısaca böyle. Bu durumda olan insanlara hasta; bu şekilde herhangi bir rahatsızlığı olmayan insanlara da sağlıklı insan; hatta sapasağlam, turp gibi insan deriz.

Bu meyanda bu dehşetli asırda, insanların görmezlikten geldiği, aklına getirmek istemediği çok dehşetli ve tehlikeli bir hastalık var ki, işte o da ebedî hayatı tehdit eden mânevî hastalıklardır. Girdiğimiz haramların, işlediğimiz günahların sebep olduğu, uhrevî hayatımızın mahvına sebep olan bu manevî hastalıklar, maddî olarak bildiğimiz malûm hastalıklardan daha tehlikeli ve bulaşıcıdır.

İsterseniz Bediüzzaman’a kulak verelim: “Günahlar hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır. Bu hayat-ı dünyevîde dahi kalb, vicdan, ruh için mânevî hastalıklardır.” (Lem’alar, s. 268)

Demek ki işlenen her bir günah, beraberinde ebedî hayatın zararına bir hastalığı getiriyor. Yani namaz kılmamak, tesettüre riâyet etmemek, yalan söylemek, gıybet etmek, kin ve adavette bulunmak vs. gibi günahlar, hem bu dünya hayatı, hem de uhrevî hayat yönüyle önemli hastalıklardır. Günümüzde, asıl rahatsızlık olan bu nev'î hastalıkların tedavisi için çareler düşünen, kafa yoran insanlar var mı bilemiyorum.

Bu tesbitlerin devamında da Üstad; “Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut ahireti bilmiyorsan veya Allah’ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür” diyor.

Görülüyor ki insanların asıl üzerinde düşünmeleri, kafa yormaları gerekli olan husus budur. Nasıl olsa geçecek olan bu dünyadaki hayatın sağlığı için doktor doktor dolaşıp; ebedî hayatın mahvını netice verecek olan asıl hastalıkları görmezlikten gelmek kâr-ı akıl değildir.

Bu konunun devamında da Bediüzzaman; “Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir” (Lem’alar, s. 269) diyor.

Hastalıkta da, sağlıkta da Yüce Yaratıcı’yı tanımak ve O’na karşı kulluk borcumuzu yerine getirmek önemli bir vazife. Bu vazifenin karşılığında da O Şâfî-i Hakîkî isterse bütün maddî ve mânevî dertlerimizin devasını verir. O’nu tanımamak, O’na karşı mükellefiyetlerimizi ifa edememek en korkunç, en dehşetli bir hastalık olduğunu Bediüzzaman nazarlara veriyor.

14.06.2009

E-Posta: hgultekin@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (07.06.2009) - Birbirine aykırı iki tablo

  (31.05.2009) - Bediüzzaman’ın ve talebelerinin örnek hasletleri

  (24.05.2009) - Bütün sıkıntıların çaresi; meşveret-i meşrûa

  (17.05.2009) - Dış görünüm önemlidir

  (10.05.2009) - Yüzde 99'u geçip; yüzde 1'e odaklanmak

  (03.05.2009) - İffet timsâli Bediüzzaman’ı rehber edinmek

  (19.04.2009) - Bediüzzaman’ı anlamak...

  (12.04.2009) - Takva-fetva meselesi

  (05.04.2009) - Anne - baba hukuku ihmâle gelmez

  (29.03.2009) - Fabrikayı tam kapasite ile çalıştıralım

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.