"Gerçekten" haber verir 12 Nisan 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formuİletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Hüseyin GÜLTEKİN

Takva-fetva meselesi



Bediüzzaman’ın “felâket ve helâket asrı” diye tavsif ettiği bu asırda mânevî hayatımızı tehdit eden tehlikelerin farkında olmamak veya onları önemsememek, ayrı bir tehlike ve felâket olsa gerek. Ebedî hayatımızın mahvına yönelik, dakikada yüzlerce haramın, günahın bizi abluka altına almasını görmezlikten gelmek veya böyle bir tehlikeye karşı bîgane kalmak ne ile izah edilebilir? Günahlarla iç içe olmak, haramlarla, menhiyatlarla yüz yüze olmak zamanla onlara karşı duyarsız olmayı, onları basite olmayı netice veriyor. Haramlarla iç içe olmayı netice veren alışkanlıklarımız, günahlardan sakınmamayı netice veren ülfetlerimiz, bazen derin bir gaflet doğuruyor. Esasen, bu hâl de, derin bir gafletin neticesi değil midir?

Hep ruhsatla, fetvâlarla olan amellerimizin haramlarla günahlarla burun buruna olduğunu görebiliyor muyuz? Bu noktada sağlıklı, selâmetli olanın, azimetle, takva ile amel olduğunu; bu asrın mânevî hayatımızın mahvına yönelik tehlikelerini bertaraf etmenin takva ve amel-i salihten geçtiğini derk edebiliyor muyuz? Sair ehl-i din belki ruhsatla âmel edebilir. Ama dersini Nurlardan alan, Bediüzzaman’ın talebeliğine aday insanların müsbet ve menfî ibadetlerinde elden geldiği kadar takva ve azimetle amel etmenin gayretinde olmaları daha doğru olmaz mı?

Hem Nur’lardan dersini alanlar, hemen her yönüyle sâir ehl-i dine nokta-i istinad olmakla mükellef olduklarına göre, dinî yaşantılarında avam-ı ehl-i imanı da nazara almak durumundalar. Bir çok yönüyle kendilerini ‘örnek insan, şaşmaz rehber’ olarak bilen insanları göz önünde bulundurup, onlara nokta-i istinad olmanın gereğini yapmakla mükellef değiller mi? Dinî yaşantılarında, günahlardan çekinmekte, takvalarında kendilerine bakıp yön tayini yapan insanların bulunduğunu, kendilerini taklit edip nümune-i imtisal kabul eden samimî mü’minlerin varlığını görüp, dinimizin emir ve nehiylerini bihakkın yerine getirmekle vazifeli değiller mi?

Bediüzzaman’ın “Def-i şer, celb-i nef’a râcihtir” (Günahlardan sakınmak, sevapları kazanmaktan daha önemlidir) tesbitinden hareketle, çok şiddetli haram ve günahlarla karşı karşıya bulunan insanlar, bu ince ve önemli kaideyi göz önünde bulundurmaları nispetinde kendilerini bir nevî sağlama almış olurlar. Bunun tersi bir durum, yani günah ve haramlardan sakınmadan, hasenât ve sevapları kazanmaya yönelmek doğru bir dinî yaşantı olamaz.

Yine Üstad’ın “Bu zamanda tahribât ve menfî cereyan dehşetlendiği için takva bu tahribata karşı en büyük esastır” tesbitini göz önünde bulundurarak takva içindeki bir dinî yaşantının gayretinde olmak, öncelikle Nur Talebelerinin işi olmalı.

Bu meyanda Üstadın hep takvayı esas aldığını görmekteyiz. Nur’un hakikî talebeleri de çoğu zaman dinî yaşantılarında hep takvayı esas alarak, nümune-i imtisâl olacak bir hâl sergilediler.

Yine Bediüzzaman’ın “Risâle-i Nur şakirtlerinin, bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvâyı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtimâiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbette takvayla ve niyet-i içtinabla yüzer amel-i sâlih işlenmiş hükmündedir” teşhis ve tavsiye hükmündeki sözleri, bu helâket ve felâket asrında Nur’un Talebeleri için hareket noktası olmalıdır.

Elbette sıkı tutmayalım. Şüphesiz fetva ile amel, makbul ve geçerli bir ruhsattır. Ama bu asrın fitne ve günahlarından sakınmak için bizler takva ile amel etmenin gayretinde olalım...

12.04.2009

E-Posta: hgultekin@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.04.2009) - Anne - baba hukuku ihmâle gelmez

  (29.03.2009) - Fabrikayı tam kapasite ile çalıştıralım

  (26.03.2009) - Salâhat-maharet meselesi

  (15.03.2009) - Başkalarına havale edilemeyecek sorumluluklarımız

  (08.03.2009) - Aldatıcı reklâmlar ve propagandalar

  (01.03.2009) - Nur’lara talebe olabilmek

  (22.02.2009) - Dine mesafeli olanlar da bazen dine hizmet eder

  (15.02.2009) - Bütün sıkıntıların reçetesi, İhlâs Risâlesi

  (08.02.2009) - Böyle bir “kişisel gelişim” olur mu?

  (01.02.2009) - Samimî tenkitlere açık olmalı

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır

Kurumsal Linkler:
Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl

Reklam Linkleri:
Risale Yorum- Risale Çocuk- Oktay Usta - Euro Nur - Fıkıh İnfo- Ahmet Maranki- Cevşen - Yeni Asya Barla - Makdis