19 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Ali FERŞADOĞLU

Uzaydaki akıllı canlılar: Melekler


A+ | A-

İki lise öğrencisi, kendi aralarında tartışıyorlardı. Bunlardan Ahmet inançlı biri, Kaya ise inkârcıydı. Kaya, “Ben görmediğime inanmam!” diyerek Allah’ı, melekleri, ahireti inkâr etti.

Vakit geceydi… Ahmet ayağa kalktı, elektrik lambasının düğmesini kapattı.

“Şimdi bak bakayım bana, beni görebiliyor musun?” dedi.

Kaya, “Hayır, göremiyorum” deyince, Ahmet taşı gediğine koydu:

“Sen beni görmüyorsun diye, şimdi ben yok muyum?”

“Görmediğime inanmam” fikri, tarih boyunca nice insanın inkârına sebep olmuştur. Hâlbuki şu âlem, görmediğimiz nice varlıklarla doludur.

Aklımızı, merak ve sevgi gibi hislerimizi görmüyoruz. Teneffüs ettiğimiz havayı görmüyoruz. Havadaki nice sesleri, televizyon dalgalarını, X ışınlarını görmüyoruz.

Hatta ilim adamlarının dediğine göre, “kâinatı âdeta anahtar deliğinden seyrediyoruz.”

“Görmediğime inanmam” fikri, aslında küfür ve inkâra sebep olacak bir kuvvette değildir. Yıllar önce bir karikatürde görmüştüm: Adamın biri, uçurumdan aşağıya yuvarlanıyor. Düşerken kendi eline tutunuyor, “Tuttum, artık düşmem” diyor. Hâlbuki tuttuğu şey, kendisinden bir parça ve kendisi gibi düşmekte...

İşte, küfür ve inkâr böyle zayıf, böyle temelsizdir. Ama sırf bir şeyle teselli olmak için bazıları böyle temelsiz şeyleri sağlam zannedip kendilerini aldatmaktadırlar. Oysa meleklerin varlığına dair binlerce aklî, mantıkî, ilmî deliller vardır. Bazılarını sıralamaya çalışalım:

• Müze, fuar ve sergiler, elbette muhteşem ve antika eserleri, san'at harikalarını gezecek, seyredecek, takdir edeceklerin göstergesidir... Hiçbir insanın uğramadığı dağ başlarında veya çöllerde müze ve sergiler kurulmaz. Yer ve sema/uzay, antika ve harika varlık ve san'atlarla donatılmış muhteşem iki müze, sergi, fuar, saray gibidir. Yeryüzünü gözleme, tefekkür etme, araştırma, inceleme görevi insanoğluna verilmiştir. Ancak insanlar trilyonlarca yıldız kümelerine sahip olan milyarlarca galaksileri seyredip tefekkür etmeye yetmezler. İşte Cenâb-ı Hak, o muazzam yıldızları seyredecek, tefekkür edecek, takdir edecek trilyonlarca, katrilyonlarca varlık yaratmıştır.

Hakikat ve hikmet, zemin gibi semâvâtın da kendine münasip oturanları bulunmasını gerektirir. Şeriat dilinde o muhtelif cinslere “melaike” ve “ruhaniyat” ismi verilir.1

• Hayat, hareket, sevmek, üzülmek, sevinmek gibi hisler, duygular da ruhun varlığını ispat eder. Çünkü bu ve benzeri mânevî özellikler maddede yoktur. Varlığımız/duygularımız ruhun, ruh da meleklerin varlığına bir delildir. Aslında “hayat, yani hayatımız, meleklerin varlığının bir ispatıdır.”

Şu muhteşem uçan burçlar ve kasırlar, saraylar hükmünde olan galaksi ve nebulalarda yer alan katrilyonlarca yıldızlarda da yaşayan akıllı, şuurlu, düşünen varlıklar vardır. İşte bunlar da ruhaniler, meleklerdir.

• Melekler, nurdan yaratılmış, fıtratları safi, berrak, temiz; makamları sabit, kendileri masum, günahsız mahlûklardır. Varlıklarını idrak ediyor, fakat mahiyetlerini tam olarak bilemiyor, açıklayamıyoruz. Bu, onların olmamasına delil teşkil etmez. Tıpkı aklımızın varlığını anlayıp mahiyetini açıklayamamamız gibi... Kâinatın Yaratıcısının, toprak ve ruhtan yarattığı varlıklar olduğu gibi, dumansız ateş olan elektrik, x, ultraviyole, lazer ışınları; hatta havadan, sesten, karanlıktan, muhtelif ışık ve ses frekanslarından yarattığı varlıklar olması, aklın da kabul ettiği bir husustur. Bunlara maddî ceset giydirilmemiş. İşte bunlar “ruhanîler” (melekler, cinler, şeytanlar) diye tâbir edilir.

• Kâinatta atomdan galaksilere kadar genel bir rububiyet (terbiye) hâkim olduğunu görüyoruz. Terbiye, aynı zamanda kulluğu ister. Müze, fuar ve sergiler, elbette muhteşem ve antika eserleri, san'at harikalarını gezecek, seyredecek, takdir edeceklerin göstergesidir...

• Meleklerin görünmemesi, olmamalarına delil olmaz. Evvela, görmeyip inandığımız ve varlığını kesin olarak bildiğimiz varlıklar, gördüklerimizden çok daha fazladır. Ruhumuz, aklımız ve sair duygularımız, içtiğimiz çaydaki şekeri, süt ve yoğurttaki yağı, kablonun içindeki elektriği ve teneffüs ettiğimiz havayı da çıplak gözle göremiyoruz, ama varlıklarına kesinlikle inanıyoruz, hissediyoruz, tadıyoruz, anlıyoruz...

Melekler ruhanî varlıklar olduğu için, çıplak gözle görülmeleri mümkün değildir. Nitekim maddî varlıkların birçoğunu, görme frekansının altı veya üstünde olduğu için göremiyoruz. Ruh, nurun en şiddetli, en ince, en keskin, en lâtif kısımlarından çeşitli enerji merhalelerinden, daha doğrusu enerji boyutlarından yaratılmış olmalı.

Dipnot:

1. Said Nursî, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, Almanya, s. 162. 

19.06.2009

E-Posta: afersadoglu@hotmail.com fersadoglu@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (18.06.2009) - Uzayda canlılar var mı?

  (17.06.2009) - Ufo (uzaylı) var mı?

  (16.06.2009) - Meşrû moda var mı?

  (15.06.2009) - “Eşim dindar, namaz-niyazında ama…”

  (14.06.2009) - Moda tutkunu modern kölelerle evlenmeyin!

  (13.06.2009) - Sakın feministlerle evlenmeyin!

  (12.06.2009) - Kadına hor bakan zihniyetlilerle asla evlenmeyin!

  (11.06.2009) - Evlenilmesi sakıncalı kişilikler? - 6

  (10.06.2009) - Evlenilmesi sakıncalı kişilikler? - 5

  (09.06.2009) - Evlenilmesi sakıncalı kişilikler? - 4

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.