05 Ekim 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Şaban DÖĞEN

Âl-i Beyti sevme dinin gereği


A+ | A-

“Allah’a yemin ederim ki, bana Resûlullahın yakınlarına hizmet etmek, kendi yakınlarıma hizmet etmekten daha hayırlıdır.”1

Bu ifadenin sahibi, Allah Resûlünü (a.s.m.) her hususta bir gölge gibi takip eden Hz. Ebû Bekir, insanlara, Efendimize (a.s.m.) hürmetlerini onun Âl-i Beytini görüp gözetmekle de gösterilmesini ister.2

Evet, Hz. Ebû Bekir Âl-i Beyti kendi aile halkı ve yakınlarından daha çok seviyordu.

Her mü’min, Allah’ı, Resûlünü (a.s.m.) ve Âl-i Beyti sevmek zorundadır. Çünkü Allah Resûlü (a.s.m.), “Nimetleriyle sizi besleyip büyüttüğü için Allah’ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin”3 buyurmuşlardır. Kur’an da şöyle demesini emreder: “Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beytime muhabbettir.”4

Allah Resûlü (a.s.m.) “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu şaşırmazsınız. Biri Kur’ân-ı Kerim, biri de Âl-i Beytimdir." 5 buyururken de Kur’ân’dan sonra Âl-i Beytini nazara vermekle Âl-i Beytin Sünnet-i Seniyyenin menbaı, muhafızı ve onların her bakımdan Sünnet-i Seniyyeye dört elle sarılmakla mükellef olduklarına, olacaklarına dikkat çekiyordu. Öyle de olmuştur.

Âl-i Beyt veya Ehl-i Beyt kimlerdir ve niçin öncelikle onlar sevilmelidir?

Sahih-i Müslim’de Ümmü’l-Mü’minîn Âişe-i Sıddîka’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Âl-i Beytin Resûl-i Ekremin (a.s.m.) aile halkı olduğunu öğreniyoruz. Peygamberimiz (a.s.m.), üzerinde siyah yünden yapılmış nakışlı bir örtüyle sabahleyin evden çıkmış, o esnada Hasan bin Ali (r.a.) gelmiş, Efendimiz de (a.s.m.) hemen onu örtünün altına almıştı. Sonra Hüseyin (r.a.) gelmiş, o da onunla beraber örtünün altına girmişti. Sonra Fâtıma (r.a.) geldi. Onu da içine aldı. Sonra Ali (r.a.) geldi. Onu da içine aldı. Ve sonra şu meâldeki âyeti okudular: ’Ey Peygamber âilesi, Allah günahlarınızı giderip sizi ter temiz yapmak istiyor." 6- 7

Hz. Enes’in (r.a.) rivayet ettiğine göre bu âyet nazil olduktan sonra Resûl-i Ekrem (a.s.m.) sabah namazına giderken, altı aya yakın bir süre, Hz. Fatıma’nın (r.a.) kapısına uğrayıp, “Namaza kalkın ey Ehl-i Beyt! ‘Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!’” buyurmuşlardı. 8

Âl-i Beyt Kâinatın Efendisi (a.s.m.) dünyadayken de, dünyasını değiştirdikten sonra da Kur’ân’a, Sünnet-i Seniyyeye bütünüyle bağlı olarak bir hayat sürmüşlerdir.

Evet, Âl-i Beytten gelen o nurlu nesil aynı yolu devam ettirmişlerdi. Çünkü Kâinatın Efendisi (a.s.m.) ileriyi gören mu'cizevî nazarıyla onların bu sadakat ve bağlılıklarını görmüş, ümmetinin Sünnet-i Seniyyenin kaynağı ve koruyucusu olan o mübarek nesil etrafında kenetlenmelerini istemişti. O pak nesilden nice kutuplar gelmiş, İslâmın zaafa düştüğü dönemlerde birer manevî lokomotif olup ümmet-i Muhammed’i (a.s.m.) toparlamış, onlara şevk ve moral vermiş, manen yükselmelerini sağlamış, rehberlik etmişlerdir.

Namazın tahiyyatlarında Âl-i Beyte getirdiğimiz salât ü selâmların bir sırrı da işte budur.

Risâle-i Nur’un üstadı da Âl-i Beytin reisi olan Hz. Ali’dir. “Benim hakaik-i imaniyede hususi üstadım, İmam-ı Ali’dir (r.a.)” diyen Bediüzzaman Hazretleri Âl-i Beytin muhabbetinin Risâle-i Nur’da ve mesleğinde bir esas olduğuna da 9 dikkat çekmiştir.

Dipnotlar: 1- Buharî, Fezâl-i Ashabi’n-Nebi: 9., 2- Buhari, Fezailu’l-Ashab 12, 22., 3- Tirmizi, Menakıb, (3792)., 4- Şura Sûresi: 23., 5- Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26., 6- Ahzâb Sûresi: 33., 7- Müslim, Fadâilü’s-Sahâbe: 61 (Hadis no: 2424.)., 8- Tirmizi, Tefsir-i Ahzab, (3204)., 9- Emirdağ Lâhikası, s. 177.

05.10.2009

E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (04.10.2009) - Sözlerin en güzeline uymak

  (03.10.2009) - Günaha aldırmamazlık edilebilir mi?

  (02.10.2009) - Dünya lânetli mi?

  (01.10.2009) - Allah yolunda olmak

  (30.09.2009) - Doyumsuz güzellikler karşısında

  (29.09.2009) - Risale-i Nur dünya gündeminde

  (28.09.2009) - Hakta sebat etme gayreti

  (27.09.2009) - Cenâb-ı Hakk’ın hoşuna gitmek

  (26.09.2009) - Rızkın bollaşması ve ömrün uzaması

  (25.09.2009) - “İstiğfara müncer olan derk-i kusur”

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.