08 Eylül 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Fatma Nur ZENGİN

Ankara’da bir parça Almanya


A+ | A-

“Ankara’nın soğuğu hiçbir yere benzemez, bıçak gibi keser insanı” , “Ankara’nın sıcağı Kahire’ninkine benzemez, bunaltır insanı”…

Benim iflah olmaz gezginliğim, tam bir aydır aynı şehre sıkıştığından beri düşünür dururum. “Ankara sıcak” diye şikâyet edenlere, Kahire’nin daha da sıcak olduğunu anlatmaya çalışırken, “Ama Ankara’nın güneşi daha keskin” deyip, Ankara ile Kahire’yi yarıştırma sevdalılarına gülüp geçeyim dedim. Tabiî bu Ağustos sıcağında üşüyen oda arkadaşımı da, Ankara’nın sıcağından kurtarıp, Kahire’nin sıcağıyla baş başa bırakmayı da istemez değilim.

Neyse efendim, bunları bir kenara bırakmalı. Ama hazır konu oda arkadaşımdan açılmışken, benim bu sayede daha yakinen şahit olduğum bir mevzuya temas etmek istedim bugün. Kaldığım yere, iki yeni oda arkadaşım ilk geldiklerinde, “siz nerede öğrencisiniz?” diye sorduğumda, “ Biz aile birleşimi sınavı için geldik” cevabını aldım. Çok fazla bilgim olmasa da, Almanya, Fransa, Hollanda vs. gibi, gurbetçilerimizin yaşadığı ülkelerin son dönemde başlattığı bu uygulamadan haberdardım. Eh, bir ay boyunca sürekli Almanca ezberleyenlerle aynı odada olup, “ninni “niyetine duyduğum Almanca kelimeleri hızla öğrendiğimi duyunca “acaba ben de mi Almanca öğrensem?” düşüncesi beynimden teğet geçti. Fakat onların öğrenme süreçlerine şahit olurken, sistemin yanlışlığı üzerine de düşünmeden edemedim.

Hayatında hiçbir yabancı dil öğrenmemiş ve genel anlamda eğitimden yana çok şanslı olmayan insanların da aralarında olduğu bu kişiler, nişanlıları ya da eşlerinin yaşadığı Almanya’ya gidebilmek için, bu başlangıç seviyesindeki sınavı geçmek zorundalar. Buraya kadar, iyi güzel. Hükümetlerin en azından bu kişilerin istekliliğini ölçebileceklerini düşünüyorum. Ama dediğim gibi, daha önce hiçbir yabancı dille muhatap olmamış kişilere, bir ay gibi bir süre içerisinde sadece ezbere dayalı yoğun Almanca eğitimi verilmesi, sistemi tamamen bloke ediyor. Bu sınava hazırlayan kurslar, varlarını yoklarını bu uğurda harcamayı göze almış, bir umut ışığı gördükleri yere heyecanla giden bu kişilerden, yüksek meblağda rakamlar talep ediyor. Bir yandan da” kesinlikle bu sınavı geçeceksiniz !” diye vaatler veriliyor. Diğer taraftan, “ya sınavı geçemezsem?” stresini yaşayan ve geçemezlerse ne yapacaklarını bilemeyen bu gençlere çok yazık oluyor. Benim etrafımdaki gençler, kendi dillerini bile çok iyi bilmeyen ve dolayısıyla dilbilgisi kurallarından haberdar olmayan kişiler. Tabii olarak, Almanca çalışırken “sıfat, fiil” denen kelimeler için, önce sıfat ve fiilin ne demek olduğunu öğrenmeye çalışıyorlar. Bu da işi oldukça zorlaştırıyor.

Aslında kendi dillerinden ve ülkelerinin gerçeklerinden haberdar olmayan gençlerimizin, başka ülkelere giderek orada yaşamaya başlamaları, beraberinde oldukça fazla problem getiriyor. Her şeyden önce, Türkiye’yi temsil eden, fakat kendi ellerinde olmayan sebeplerden dolayı, yanlış temsiliyete vesile olmaları başlıca bir nokta. Bu da, beraberinde entegrasyon problemlerini getiriyor. Almanya’da; Türkler, sadece Türklerle görüşüp, Türk bakkallarından, Türk manavlarından alışveriş yaparken, çocukları Alman okullarına gidip, farklı bir kültürü –içinde yaşadıkları ülke olmasına rağmen– görüp, öğreniyorlar. Anneler çocuklarına derslerinde yardımcı olamıyor, babalar kızlarını, oğullarını anlayamıyor.

Bu söylediklerim tabii ki herkes için geçerli değil. Fakat, genelin problemi olduğunu düşünüyorum. Bu dil sınavı uygulaması gelmiş olsa bile, buradaki sınavı geçmek adına gece-gündüz ezber yapan gençler, eğer Almancalarını ilerletmezlerse, benim birkaç yıl önce şahit olduğuma benzer durumların azalmayacağını düşünmekteyim.

3-4 yıl önce; bir Berlin seyahatimde, havaalanında inmiş, arkadaşımın beni almasını beklerken; “Affedersiniz, bana yardımcı olabilir misiniz?” diye, yanıma gelen bir bayanla sohbete başlamıştım. Danışmaya gidip, Türkiye’den gelecek olan bir uçağın iniş saatini öğrenmek isteyen bayan, Almanca bilmediği için benim sormamı istiyordu. Ben de, Almanca bilmediğimi, ama İngilizce olarak yardımcı olabileceğimi söyledim. İlk etapta benimle aynı uçaktan indiğini sandığım bayana, “Siz de mi yeni geldiniz?” diye sorduğumda aldığım cevap beni hayrete düşürmüştü: “Hayır, ben on yıldır Berlin’de yaşıyorum.”

Bu ve bunun gibi durumlar ilk değil, tek değil. Yüzlercesi var. Bunun başlangıç seviyesi, Almanca sınavı uygulamasıyla da düzelmesi pek mümkün değil. Önemli olan, ülkeye gittikten sonra adapte olmaya, öğrenmeye ve paylaşmaya hazır olmak. Sanırım bunda da, Almanya’da yaşayan gurbetçilerimize çok iş düşüyor. Türkiye’den gelecek eşlerinin ve nişanlılarının en az kendileri kadar iyi Almanca konuşmaları ve daha sonra nesiller arası anlaşmazlığa sebep olacak eksikliklerin düzeltilmesi adına, ellerinden geleni yapmalılar.

Tabii bir de, Almanya’nın soğuğunun Ankara’ya benzemediğini anlatmak lazım.

08.09.2009

E-Posta: nurzengin@gmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (31.08.2009) - Başörtülü, ama…

  (29.07.2009) - Slovenya’nın karşı mahalleleri….

  (21.07.2009) - Yo no busco, encuentro…*

  (26.05.2009) - Fişavi’nin fıstıkçılarına ve Kahire’ye dair….

  (12.05.2009) - Annem ve yeşil erik

  (05.05.2009) - Akrepsiz, yelkovansız ülke

  (28.04.2009) - Festivallerin içinden...

  (14.04.2009) - İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne anlar?

  (07.04.2009) - Sigaranın dumanı

  (31.03.2009) - Alkol almadan da sosyalleşebilmek...

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.