05 Ekim 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

M. Latif SALİHOĞLU

Şüpheli ölümler


A+ | A-

Bundan 17 sene evvel vefat eden Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis ile Cumhurbaşkanı Turgut Özal, eşzamanlı olarak yeniden gündemdeler.

Onların ölümlerinin arkasında bir sûikast eserinin olup olmadığı tartışılıyor.

Keza, Org. Bitlis'in Özal'a göndermiş olduğu son mektupta yer alan "ifşaat" kategorisindeki bilgiler dikkat nazarlarına sunuluyor.

Gerek bu mektuptaki bilgiler ve gerekse bu iki şahsın ölüm tarihleri, bize son derece düşündürücü ve bir o kadar da çarpıcı geldi. Önce, ölümlerindeki zamanlamaya dikkatle bakalım...

Org. Eşref Bitlis'in ölüm tarihi, 17 Şubat 1993. Turgut Özal'ın ölüm tarihi ise, 17 Nisan 1993.

Aralarında tam tamına iki aylık bir zaman dilimi var.

* * *

Öldükleri günden bu yana, her iki şahsiyet için de aynı soru ara ara gündemi işgal ediyor: Eşref Bitlis öldü mü, öldürüldü mü? Turgut Özal öldü mü, öldürüldü mü?

Resmî açıklamalara göre, ikisi de öldü. Komplo teorisine yakın sayılacak şüpheli yaklaşımlara göre ise, öldürüldüler.

Burada can alıcı soru şu: Şayet öldürülmüş iseler, acaba bu sûikastların kim veya kimler tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıkar mı?

Cevap: İmkânsıza yakın bir ihtimaldir bu. En azından yakın vadede. Zira, bilhassa siyasî sûikastler, öylesine perdeli ve dolambaçlı bir metotla işleniyor ki, merkezin adresine ulaşmak pek mümkün görünmüyor.

Tarihten bir misâl: Trabzon mebusu Ali Şükrü Beyin, 27 Mart 1923'te Topal Osman tarafından katledildiği anlaşıldı. Ancak, beş gün sonraki çatışmada ağır yaralı halde ele geçirilmesine rağmen, her ihtimale karşı kafası kesilerek idam edilen Topal Osman'ı bu cinayeti işlemeyen kimin azmettirdiği bir türlü ortaya çıkmadı. Aradan 80 küsûr sene geçtiği halde...

* * *

Yakın geçmişe dair sisler arasında kalmış bazı hadiseler arasındaki tarih münasebetini dikkatinize sunarak bitirelim.

* Eşref Bitlis'in Turgut Özal'a gönderdiği son mektup: Türkiye'nin başını ağrıtan bazı iç ve dış gailelerin tedricen bertaraf edilmesine dair rasyonel bilgilerin yer aldığı bu mektubun sahibi Org. Bitlis'in bindiği uçak, 17 Şubat'ta (1993) düştü.

* Aynı gün düşen bir başka uçak: Kıbrıs gailesinin halli için İngiltere'ye giden Başbakan Adnan Menderes'in bindiği uçak, 17 Şubat 1959'da Londra yakınlarında düştü.

Tarihin yorumu 5 Ekim 1908

Meşrûtiyetin bedeli mi?

Meşrûtiyetin ikinci kez ilânından (1908) sonra çok partili hayata geçen ve ülke genelinde yapılacak seçim faaliyetlerine odaklanan Osmanlı devlet/hükûmet yetkililerinin kritik bölgelerde yaşanan gelişmelere kayıtsız kalması, ne yazık ki o bölgelerdeki hakimiyetin kaybedilmesini netice verdi.

Genel seçim çalışmalarının bütün şiddetiyle devam ettiği Ekim ayının ilk günlerinde Bosna–Hersek, Bulgaristan ile Girit adası, hemen hiçbir vukuat yaşanmaksızın elden gitti.

* Avusturya, almış olduğu tek taraflı bir kararla, Bosna–Hersek'i ilhak ettiğini duyurdu. (5 Ekim 1908)

* Bulgaristan Prensliği, Osmanlı'dan ayrılarak bağımsız olduğunu ve Kraliyet sistemine geçtiğini ilân etti. (5 Ekim 1908)

* Girit yönetimi, Osmanlı hakimiyetinden çıkarak Yunanistan'a bağlandığını ilân etti. (6 Ekim 1908)

Bütün bu olup bitenlerin, bir cihetiyle "Meşrûtiyetin bedeli" olduğu söylenebilir.

Zira, bu dünyada her nîmetin, kendine göre birtakım külfetleri var.

Bazı sıkıntılar yaşandı, bazı kayıplar oldu diye, meşrûtiyete karşı gelmek, bu sistemi zararlı görmek yanlış.

Bugün itibariyle demokrasinin iyi bir nimet olduğunu söyleyen hiçkimsenin, meşrûtiyetin aleyhinde bulunmaması lâzım. Meşrûtiyete niçin erken geçtik dememesi lâzım. Zira, mahiyeti itibariyle demokrasi ile meşrûtiyet aynı şeydir.

Kaldı ki, meşrûtiyetin ilânıyla birlikte yer yer toprak kaybının yaşanması, ardından savaş belâsının kapımıza gelip dayanması, doğrudan meşrûtiyetle ilgili bir durum değildir. Bu tarz gelişmelerin birden çok sebebi var.

Dolayısıyla, "Meşrûtiyete geçilmeseydi, başımıza bunlar gelmezdi" denilemez.

Zira, hürriyet ve meşrûtiyet lâfzının dahi hiç telâffuz edilmediği dönemlerde yaşadığımız birçok hezimet vardır.

Bu sebeple, her hadiseyi kendi zaman ve zemin şartlarına göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, şunu da kaydetmekte fayda var: Osmanlı'nın muarızları, aynı zamanda "Osmanlı'da meşrûtiyet" düşmanıdır. Osmanlı'ya olan düşmanlıklarını, meşrûtiyetle birlikte hızlandırmışlardır.

Tâ ki, Osmanlı'da ve İslâm âleminde onların karşısında hakkıyla durabilecek, türlü hile ve desiselerini kavrayarak tedbir alacak bir "şuurlu uyanış" hali vücuda gelmesin; onlar da yüz milyonları sümürmeye devam etsin.

Netice itibariyle, bugün adına demokrasi denilen meşrûtiyet (şer'î hürriyet) öyle büyük bir nimettir ki: "...Pahasına yüz sene verseydik yine ucuzdu" ve "Bu iki inkılâbın (hürriyet, meşrûtiyet) pahasına binler şehit verseydik, (yine) ucuz sayacaktık." (Hutbe–i Şâmiye, s. 113)

05.10.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (04.10.2010) - Seçim ittifakları

  (01.10.2010) - Yakın tarih arşivi

  (30.09.2010) - Âh şu tüketen siyaset

  (29.09.2010) - Yerinde sağlam duran kazanır

  (28.09.2010) - Ortalık hareketlenirken

  (27.09.2010) - Kurtulmuş, kurtulacak mı?

  (23.09.2010) - Agop, Hagop ve "zıpçıktılar"

  (22.09.2010) - Esrarengiz gelişmeler

  (21.09.2010) - İsmail Hakkı'ydı; Hakk'ın hizmetkârıydı

  (17.09.2010) - CHP liderlerinin ortak kaderi


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  YENİ ASYA NEŞRİYAT

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.