"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Ruh nedir, ruhun elbisesi var mıdır?”

Ali FERŞADOĞLU
12 Nisan 2024, Cuma
Bir kardeşimiz, "’Ruh, bir kanun-u zîvücud-u haricîdir, bir namus-u zîşuurdur. Sabit ve daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş, kudret ona vücud-u hissî (duyu organları ile kavranabilen varlık, duygulu cesed) giydirmiştir, bir seyyâle-i lâtifeyi o cevhere sadef etmiştir.’1 ne demektir? Ruh nedir, elbisesi var mıdır?” diye sordu.

 

Önce şunu ifade edelim: Bilgisayarın maddi, görünen yapısı, renkli yüzü halk; programın yazılım kısmı âlem-i emirden gelen ruhtur. Halk âlemine ait lâtifeler anâsır-ı erbaa ile (hava, su, toprak, ateş) ve insanın bedeni, biyo-fizyolojik nefistir. Emir âlemine ait latîfeleri de insanın mânevi yapısında bulunan ince kalp, ruh, sır, hafî, ahfâ gibi temel latifeler, duygular, hislerdir.

Kanun: Âlem-i emrin her bir tecellisinin ve cilvesinin tek tek adıdır. Tabiat kanunları gibi.

Ruh ise; irade sıfatının hâkim olduğu, emir âleminden gelen, kudret sıfatı vücut ve ceset giydirerek, onu müşahhas, müstakil yapmış, haricî vücud giydirmiş bir kanun yapmıştır.

Bedenimizi ayakta tutan, yöneten maddesiz cevher, manevî varlık, hür irademiz veya otomatik olarak yaptığımız hareketlerin ve idrakin çıkış yeri olan ruhumuz; diriliğimizin kaynağı, hayatımızın temeli, sebebi; gayb, madde ötesi âlemler ve kainatla irtibatımızı sağlayan, mekânı olmayan, zamanın etkisinde kalmayan, seyyal/akışkan, duygularla donatılmış çok la­tif ka­nunlar mecmaıdır.

İrade-i İlahiye emir verir, kudret icra eder. Tatbikat, icra, mücessemliğe haricî vücud denir. Mesela, emir âleminden olan yerçekimi kanununa Allah, kudreti ile bir ceset giydirse ve bir şuur verse idi, o da bir insan olurdu. Veya, insan vücud ve şuurdan soyutlansa bir kanun olurdu…

Ruh için sıralanan zîhayat, zîşuur, kalb, sır, latife, vicdan gibi tabirler ruhun özellikleridir.

“Bir seyyâle-i lâtifeyi o cevhere sadef etmiştir” cümlesinin anlamına gelince: İnsan öldüğünde, yani, ruhu bedeninden ayrıldığında kalb, vicdan, sır ve latife gibi vasıfları kaybolmaz. Zira, ruh parçalanmaz ve o latifeler ruh cevherinin içinde ve ona bağlı şeylerdir. Yani, ruh zaten bunlarla kaimdir. İnsan ruhu bedeninden ayrılıp öldüğünde ruhu çıplak bırakmayan Allah, onun letafetine uygun, nuranî ve şeffaf bir kılıf, bir elbise giydirir, demektir. Bu latif kılıf ve nurani elbise insanın şahsiyetini belirtecek bir surette olmalıdır. Yani, ruha bakıldığında tanınacaktır.“

”Ruh bedenden çıkınca, kendisine nasıl özel bir elbise giydirilir?” sualinin cevabına gelince: "Cesed ruhun hânesi ve yuvasıdır, libası değil. Belki ruhun libası, bir derece sabit ve letâfetçe ruha münâsip bir gılâf-ı latîfi ve bir beden-i misâlîsi vardır. Öyle ise mevt hengâmında bütün bütün çıplak olmaz, yuvasından çıkar, beden-i misâlîsini (ruhu diğer ruhlardan ayıran temsilî bir bedenini) giyer."2 İzn-i İlahi ile “Ruh, katiyen bâkîdir."3 ve müstakildir.

Dipnotlar:

1-Mektûbât, Enst./intr., s. 454.; 2-Sözler, s. 478., 29. Söz.; 3-Age., 476.

Okunma Sayısı: 1436
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı