"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Herkese niyet ettiğinin karşılığı vardır

Süleyman KÖSMENE
19 Ekim 2020, Pazartesi
Ahmet Bey: “Îman ile niyet arasında nasıl bir bağ vardır? Îmân’da ne gibi dereceler vardır?”

Birbirini Tamamlayan Mefhumlar

İman ile niyet birbirini doğuran, birbirini doğrulayan, birbirini gerekli kılan, birbirini tamamlayan iki temeldir. Biri olmazsa diğeri de olmaz. İman ve itikat, halis ve makbul niyetin tarlasıdır. İyi bir niyet de doğru imanın ve itikadın meyvesidir.

Peygamber Efendimiz’e (asm), hicretle gelenlerin arasında bir kadını nikâhlamak için gelen bir kişinin de bulunduğu söylenince, “Ameller niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiğinin karşılığı vardır.” buyuruyor. 1

Bedîüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle niyet eşyanın mahiyetini değiştirir. Günahı sevaba, sevabı günaha çevirir. Niyet, adi bir hareketi ibadete; gösteriş için yapılan bir ibadeti de günaha dönüştürür. Varlıklara sebepler hesabıyla bakılırsa cehalettir; Allah hesabıyla bakılırsa mârifet olur, ilim olur, irfân olur; îmânı olgunlaştırır. 2

Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki: “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır. Münâfığın ise ameli niyetinden hayırlıdır. Herkes kendi niyetine göre amel işler.” 3

ÂDÎ Davranış Nasıl Sünnet Olur?

Üstad Said Nursî Hazretleri, niyetin sıradan âdetleri ve âdî davranışları ibadete çeviren bir rûh olduğunu, ölü halleri ibadetle canlandırdığını kaydeder. Bediüzzaman’a göre niyetin ruhu da ihlâstır. Öyle ise gerçek kurtuluş ancak ihlâs ile mümkündür. Az bir ömürde, bütün lezzetleriyle ve güzellikleriyle Cennet ancak böyle bir halis niyetle kazanılır. Çünkü iman ile, niyet ile insan dâimî bir şükredici olur, daimi şükür sevabı kazanır. 4

Niyetin mahşerdeki yansımasını Peygamber Efendimiz’den (asm) dinleyelim:

* “Allah hak edenlerin üzerine azabı indirdiğinde bazı salih kimseler de ölürler. Onlar da diğerleri ile birlikte helâk olurlar. Sonra âhirette niyetleri ve amelleri üzerine diriltilirler.” 5

* “İnsanlar niyetlerine göre diriltilecek ve hesaba çekilecektir.” 6

İmanda olgunlaşma ve kemale erme süreci söz konusudur. Yani imanda dereceler vardır. İmanda olgunlaşma üç yol ile mümkündür:

İmanda Yakin Dereceleri

İmanda yakin dereceleri üçtür:

1- Akıl ile algılama yolu: Bu mertebede iman taklididen tahkike geçer. Yani çevreden duyarak ve işitilerek elde edilen iman, akıl ile elde edilen marifetler ve bilgilerle, yapılan tahkikat ve araştırmalarla olgunlaşır. İlme’l-yakin mertebesine çıkar.

2- Göz ile görme yolu: İlme’l-yakîn mertebesinden sonra kâinat bahçesi incelenmeye devam edilir. Görülen her varlık, şahit olunan her yaratık incelenir. Allah’ın isimlerinin tezahürleri gözle görülür. Allah’ın isimlerinin mahlûklar üzerindeki tecellileri görüldükçe imanda yüksek inkişaflar ve açılımlar başlar. Bu olgunlaşma sürecine “ayne’l-yakîn” denmektedir. Çünkü imanda görürcesine bir aydınlık ve genişleme başlamıştır.

3- Gerçeğini yaşama yolu: İlme’l-yakîn ve ayne’l-yakîn mertebelerinden sonra, kâinât bahçesinden iman balı toplanmaya devam edilir. Birçok iman nüktesi yaşanarak elde edilmeye başlanır. İmanın hakikati yaşanırcasına açılmaya başlar. Bu mertebe çok yüksek bir iman mertebesidir. Bu mertebede îmânî olgunluk yaşandığından, buna hakka’l-yakîn mertebesi denmiştir. Bu mertebedeki imanla insan Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmaz. Kâinâta meydan okuyabilir.

Bu üç mertebe basitçe şu örnekle de anlatılmıştır: Uzaktan duman görmek, ateşe delâlet ettiği bilgisiyle ilme’l-yakîndir. Yakınlaşıp ateşi gözle görmek ayne’l-yakîn bir bilgidir. 

Daha yakınlaşıp ateşin ısısıyla, rengiyle ve sair tezahürleri ile bizzat iç içe yaşamak hakka’l-yakîn derecede ateşi bilmektir.

Risâle-i Nûr sadâkatle okunmaya devam edildiğinde bu üç mertebede inkişaf kaydetmenin yolları da açılmaktadır. Meselâ Yedinci Şuâ, imanı taklitten alıp tahkike çıkarmaya; tahkikten de bu üç dereceyi kazandırmaya yeterli müşahedeleri ihtiva etmektedir. 7

Dipnotlar:

1- Buhârî, 1,50; Müslim, İmâre, 155; Riyâzu’s-Sâlihîn, 1; Câmiü’s-Sağîr, 1/1. 2- Mesnevî-i Nûriye, s. 45. 3- Câmiü’s-Sağîr, 4/3810. 4- Mesnevî-i Nûriye, s. 61. 5- Câmiü’s-Sağîr, 955. 6- Câmiü’s-Sağîr, 1436. 7- Şuâlar, s. 160; Daha geniş bilgi için: Emirdağ Lâhikası, s. 91. 

Okunma Sayısı: 1732
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı