"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan hayatının dokuz gâyesi

Süleyman KÖSMENE
03 Temmuz 2020, Cuma
M. Sabri Bey: “Risale-i Nur’da insanın yaratılış sebebi ve hikmeti üzerinde durur musunuz?”

Gerçek Mutluluğu Bulmak İçin

İnsan Cenab-ı Hakk’ın öyle bir îcadıdır ki, Allah’ın yüzlerce isim ve sıfatına mazhar 1 olarak, yeryüzünün halîfesi sıfatını da omuzunda taşımaktadır. 2 

Kur’ân’da ifadesini bulan bu hakîkati, Peygamber Efendimiz (asm) farklı bir açıdan şöyle ifade etmiştir: “Allah insanı Rahmân ismini tamamıyla gösterir bir sûrette yarattı.” 3

İnsana emânet-i kübrâ verildiğini de bize Kur’ân söylüyor. 4 Yani insan kendisine verilen sıfatlarla, kendisini Yaratanı bilmek, bulmak, tanımak, sevmek, itaat etmek ve bu istikamette kâbiliyetlerini geliştirmekle yükümlüdür. Bunu, “Ben cinni ve insanı bana ibadet etsin diye yarattım” 5 âyetinden anlıyoruz.

İnsan hayatının dokuz büyük gâyesi, hikmeti ve yükümlülüğü bulunduğunu beyan eden Bediüzzaman Hazretleri, bu hikmetleri kavramakla insanın gerçek insan olacağını, varlığının sırrına ereceğini ve gerçek mutluluk ve huzûru bulacağını kaydeder.

Dokuz Gaye

Bu dokuz gaye özetle şunlardır: 6

1- İnsan, Allah’ın Rahmet hazînelerinde depolanan zengin nimetleri, vücuduna konulan duygular terazisiyle tartmak ve küllî manada şükretmekle yükümlüdür.

2- İnsan, fıtratına yerleştirilen duygular anahtarlarıyla Allah’ın Kutsî isimlerinin gizli defînelerini ve hazînelerini açmak ve Cenab-ı Hakk’ı o isimler ile tanımakla yükümlüdür.

3- İnsan, Allah’ın isimlerince, mahlûkat nazarında kendisine takılan ince sanatları ve lâtîf cilveleri bilmek, takdir etmek, görmek ve göstermekle yükümlüdür.

4- İnsan, hal ve söz diliyle Hâlık’ının dergâh-ı Rubûbiyetine ubûdiyetini ve kulluğunu arz etmek ve îlan etmekle yükümlüdür.

5- İnsan, Allah’ın isimlerini, kendisine verilen lâtîf insânî inceliklerle ve nâzik duygularla bilmek, nezâketle süslenmek ve bizzat Şâhid-i Ezelî olan Cenab-ı Hakk’ın nazarına kendisini arz etmekle yükümlüdür.

6- İnsan, sâir varlıkların hayatlarıyla Allah’ı göstermelerine, zikretmelerine ve ibadet etmelerine şahitlik etmek, derin düşüncelerle görmek ve göstermekle yükümlüdür.

7- İnsan, kendisine verilen azıcık ilim, azıcık kudret, azıcık irâde, azıcık görmek, azıcık işitmek, azıcık konuşmak, azıcık yaşamak, azıcık yapmak, azıcık îmar etmek, azıcık îcad etmek, azıcık merhamet etmek, azıcık acımak, azıcık bağışlamak… Gibi sıfat ve hallerini “kıyaslama ölçüsü” kabul ederek, Cenab-ı Hakk’ın mutlak sıfatlarını, mukaddes fiillerini, eşsiz ve sınırsız isimlerini o ölçücükler ile bilmekle yükümlüdür.

Meselâ insan küçücük iktidarı, ilmi ve irâdesi ile bir hâneyi muntazaman yaptığı zaman; bu koca kâinâtın kendi hânesinden büyüklüğü derecesinde ustası olan Cenab-ı Hakk’ı o nisbette Kadîr, Alîm, Hakîm, Müdebbîr, Mûcid, Rahîm, Vedûd, Ğafûr ve Muîn bilir.

Varlıkları Anlama Yükümlülüğü

8- İnsan, varlıkların her birinin kendilerine mahsus dillerle Allah’ın birliğine ve terbiye ediciliğine dâir sözlerini anlamakla yükümlüdür.

9- İnsan, âcizliği, fakirliği, ihtiyâcı, zaafiyeti, eksikliği, kusurluluğu ve sâir noksan sıfatlarının ölçüsüyle, Cenab-ı Hakk’ın kemâl seviyedeki kudretinin, gınâsının, zenginliğinin ve sâir kemâl sıfatlarının tecellî derecelerini anlamakla yükümlüdür. Nasıl ki açlığının dereceleri nisbetinde ve ihtiyâcın çeşitleri miktarınca yemeklerin lezzetleri, dereceleri ve çeşitleri anlaşılırsa; insan, sonsuz âcizliği ve nihâyetsiz fakirliğiyle Cenab-ı Hakk’ın sonsuz kudreti ve nihâyetsiz zenginliğini kavramalıdır, bilmelidir.

Bu emirler çerçevesinde düşündüğümüzde insan îcad fiili de dâhil, Cenab-ı Hakk’a ait ekser fiilleri tanır, görür, anlar, kavrar; böylece aynı fiillerde ve sıfatlarda hem kendi eksikliğini, âcizliğini ve zaafiyetini anlar; hem de Cenab-ı Allah’ın büyüklüğünü, celâlini, izzetini ve kemâlini kavrar, idrâk eder. Böylece yaratılışının sebebini ve hikmetini içinde saklayan kulluk yükümlülüğünü de yerine getirmiş olur.

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 19. 2- Bakara Sûresi, 2/30. 3- Buhârî, İsti’zân, 1. 4- Ahzâb Sûresi, 33/72. 5- Zariyat Sûresi: 56. 6- Sözler, s. 117.

Okunma Sayısı: 2837
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    3.7.2020 05:57:59

    Allah razı olsun hocam.Rabbim bizleri bu istikamette yaşamak ve daim etmek ile müşerreflendirsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı