"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ruhun ömrü ne kadardır?

Süleyman KÖSMENE
05 Ekim 2021, Salı
Salih Sütçüoğlu: “Lemalar s. 489’da mü’min olan bir insanın dünyanın kuruluşundan sonuna kadar uzanan manevî bir ömrü vardır ve insanın bu manevî ömrü ezelden ebede uzanan bir hayat nurundan medet alır.” 1 cümlesini açıklar mısınız?”

Ruh Zaman Üstüdür  

Dünyada zamana ve mekâna kayıtlı olarak yaşayan insan, zaman ve mekân üstü konumda bir ruha sahiptir. Dünyada bedende hapsolmuştur. Ancak imanını tahkikî derecelerde inkişaf ettire ettire kâinatı yutan ve geçmiş-gelecek bütün zamanları kuşatan, bütün zamanlara hâkim olan inbisatlar, inkişaflar, açılımlar yaşayabilir. Böylece ebedî yaşamaya da liyakat kazanır.

Ruh ilk yaratıldığında, “ebedler tarafında ve zerreler âleminde” 2 iken bile kabil-i hitaptır. Cenab-ı Hak ona “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye hitap etmiştir. Ruh bu İlâhî hitaba, “Belâ şehidnâ!” (Elbette Rabbimizsin! Biz buna şahitleriz.) diye cevap vermiştir. 3 İmanını inkişaf ettiren insan ruhunun ömrü bezm-i elestten, yani bu şehadet gününden başlıyor. Yol boyunca bütün peygamberleri müşahede ettikçe imanı artıyor.

İnsan ruhu mazide gerçekleşmiş hemen her vakıayı aklıyla merak ediyor ve öğreniyor, düşüncesiyle değerlendiriyor, hayaliyle resimlendiriyor, eğer keşif sahibiyse müşahedesiyle şahit oluyor. Keza istikbalde olacak hadiselerden meselâ mahşer meydanına, sırat köprüsüne, Cehenneme ve Cennete her mü’minin ruhu, kalbiyle iman edip basiretiyle ve hayaliyle söz konusu ahiret âlemlerini görüyor.

Ruhun Vücut Dairesi  

Bediüzzaman Hazretleri zamanın ve mekânın eşya üzerindeki tesirlerinin çok muhtelif olduğunu vurguluyor ve örnekler veriyor: “Nasıl ki saatin saniyelerini sayan dairesi, dakikayı ve saati ve günleri sayan daireleri zahiren birbirine benzer, fakat sür’atte birbirine muhaliftir. Öyle de, insandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri öyle mütefavittir.” 4

Meselâ diyor Bediüzzaman, cismin bekası, hayatı ve vücudu bulunduğu andır. Cisme göre mazi ve müstakbel yok hükmündedir. Oysa kalbin vücut ve hayat dairesi maziden müstakbele uzandığını; ruhun vücut ve hayat dairesi ise binlerce sene öncesinden binlerce sene sonrasına kadar geniş olduğunu ifade ediyor. 5

Ruhun Hayatı  

Ruhun ve kalbin hayatı dört basamaklı bir yol ile genişliyor, kabuğunu kırıp ebediyet kazanıyor:

1- Marifet-i İlâhiye. Allah’ı esmasıyla, sıfatıyla, şuunatıyla ve kemal-i zatıyla bilmek ve bilme yolunda çabasını devamlı eylemek. Çünkü Allah’ı bilmenin sonu yoktur. Ancak kişinin istidadının bir yüklenme haddi, bir kapasitesi vardır. Kişi, istidadı kaldırdığı nispette ölünceye kadar Allah’ı bilme yolculuğunu sürdürmelidir.

2- Muhabbet-i Rabbaniye. Kul Allah’ı bildikçe O’na muhabbeti artacaktır. Yaptığını Allah için yapacak, sevdiğini Allah için sevecek ve yaşadığı her anı Allah için yaşayacaktır. Kalbine Allah için olmayan sevgileri koymayacaktır.

3- Ubudiyet-i Sübhâniye. Kul sonsuz muhabbet duyduğu Cenab-ı Allah’a ibadette kusur etmeyecek, Allah’ın emirlerine ve yasaklarına karşı çok duyarlı olacaktır. Her işi sadece Allah için yapacaktır. Böylece kul Allah’ın işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı, düşündüğü kalbi ve konuştuğu dili olacaktır. Böyle bir kul Allah’tan bir şey isteyince Allah vereceğini vaadediyor. 6

4- Marziyât-ı Rahmâniye. Kul öyle bir mertebeye yükselir ki, her haliyle Allah’ın rızasındadır. Kulluğuyla da, kusuruyla da, gülmesiyle de, ağlamasıyla da Allah’ı razı eder. Öyle ki, “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan razı, O senden razı olarak Rabbine dön. İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir!” 7 Hitabına mazhar olur.

Bu basamaklardan geçip Allah’a hakikî kul olma yolunda yürüyen bir ruhun, dünyanın kuruluşundan sonuna kadar manen uzun bir ömrü vardır. Çünkü imanı vardır. Dünyada görmese de, yarın Cennette dünyanın yaşadığı bütün hayat hallerini yüz bin boyutlu bir sinema perdesinde 8 inşallah görecektir.

Dipnotlar:     

1- Lem’alar, s. 489. 2- Sözler, s. 135. 3- Araf Sûresi: 172. 4- Lem’alar, s. 31. 5- Lem’alar, s. 31; Sözler, s. 241. 6- Buhari, Rikak, 38. 7- Fecir Sûresi: 27-30. 8- Şuâlar, s. 1.

Okunma Sayısı: 1908
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Neslinur

    5.10.2021 07:55:37

    Sorulan soruya şümullü bir cevap olmuş.Emeğinize sağlık muhterem ağabey.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı