Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Ekim 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Cevher İLHAN

Mânevi işgale karşı



İslâm âlemine kurulan tuzakların ardı arkası kesilmiyor. Maddî işgalin yanısıra mânevî işgal ve istilâ plânları devreye sokuluyor.

Dünden bugüne mânevî hayatı tahribe yönelik taktikler, Bediüzzaman’ın Hutûvat-ı Sitte (Şeytanın altı aldatması) isimli eserinin başındaki tespitleri bir defa daha doğruluyor.

“Fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas” ve “zamanın insî şeytanı ruh-u gaddar” nitelemesini hak eden zâlim güçler, “şeytan gibi hasîs hisleri, fena ahlâkları teşci (kuvvetlendiren) ve himâye eden, iyi hisleri söndüren; hem insanî, hem İslâmî hayatı men etmekle (engelleyip yasaklamakla) beraber muvakkat (geçici) bir hayvanî hayatı” telkin ediyor.

Dahası, “fiilî propaganda”yla, kötülükleri özendiriyor, “fiilî propaganda” ile mâneviyatı imhayı esas program yapıp propagandasını yapıyor.

Geçen asrın ilk çeyreğinde İstanbul’u işgal eden İngilizlerin yaptığı ifsadın aynısını, bugün maddeci felsefenin ve menfaatçi zihniyetin cenderesindeki “ikinci Avrupa” anlamındaki Batılı güçler tekrarlıyor. İslâm dünyasında mânevî hayatı ve ahlâkı imha ile işe başlanıyor...

* * *

Petrol rezervlerinden enerji kaynakları ve hatlarına kadar yer altı ve yerüstü envanterini elde etmek, Müslüman ve mazlum dünyayı egemenliği altına almak uğruna, çeşitli düzenbazlıklarla Müslümanlar üzerinde inancı zayıflatma ve mânevî bağlarını koparma komplosu güdülmekte.

Doğrusu, çağımızda yeryüzünde inançtaki tahribatla, müthiş mânevî çöküşle, yakıp yıkan zulüm, sefâhat ve ahlâksızlıkla, insanlık işgal edilip esir edilmekte. Bediüzzaman’ın tâbiriyle, “Sedd-i Zülkarneynin tahribiyle Ye’cüc ve Me’cüc’ün dünyayı fesada vermesi”nden daha müthiş “ahlâkta ve hayatta zulmetli anarşilik” baş göstermekte...(Kastamonu Lâhikası, 111)

Gerçekten, çocukları ve gençleri dejenere eden, toplumu uçuruma sürükleyen ahlâk bozucu şiddet ve müstehcenliği lanse eden film ve dizilerin çoğu ithal malı. Keza her türlü kumar, şans ve talih oyunları, kötü madde bağımlılığı ve uyuşturucu illetinin büyük bir kısmı hâriçten, sözde “medenî dünya”dan gelmekte...

Tiyatro, sinema, televizyon, magazin programlarıyla sefih bir toplum hayatı “yaşam biçimi” olarak enjekte edilmekte. Çoğu Yahudi ifsad şebekelerinin kontrolündeki uluslararası sermayenin elindeki eğlence ve sefâhat sektörü, bundan maddî çıkar sağlamakta.

Böylece sâdece sefâhat ve eğlence tutkunu sarhoş ve serserî kuşaklar meydana getirilmekte. Süflî heveslerin peşine düşenlerin inancı daha da zayıflamakta. Şüphecilikle inanç ve ahlâkta dejenere damına düşülmekte...

Bu dehşetli tuzakla işgalci ecnebiler, “kurtarıcı” gibi gösterilip zâlime ve zulme arka çıkılmakta; yerli işbirlikçileri icâd edilmekte. Günümüzde Irak ve Afganistan’da olduğu gibi...

Bunun içindir ki İstanbul’u işgal eden İngilizler, Müslümanların ahlâkını bozmak, düşünce mekânizmalarını atalete uğratmak için her çeşit ifsad şebekelerini faaliyete geçirirler. Avrupa’dan uyuşturan alkollü içkiler getirilir. İnsanları hevaî ve aptal edip politikalarına alet etmek ve diğer rezil ahlâkları inkişâf ettirmek için yoğun bir faaliyet içine girilir.

Öncelikle Osmanlı gençlerini bozmak, “Hilâfetin merkezi”nde toplumu mânen yaralayıp felç etmek maksadıyla, gemilere doldurdukları içki fıçılarını şehrin her tarafına sevk ederler.

* * *

İşgalci İngilizlerle “dost olmasını” isteyenlere şiddetle karşı çıkan Bediüzzaman, “Neden (İngilizlere) bu kadar nefret ediyorsun; musalahasını (barışılmasını) da istemiyorsun?” sualine şu cevabı verir:

“Sebep bir değil bindir. Bana en ziyâde şedîd (şiddetli) görünen, mânen ahlâkımıza vurduğu darbedir. Çekirdek halinde olan secâya-i seyyieyi (kötü huyları) içimizde inkişâf ettirdi. Hayatın yarası iltiyam bulur (iyileşir), izzet-i İslâmiye, nâmus-u millînin yarası pek derindir...” (Tulûat, 64)

Maddî işgal ve zararın günün birinde telâfî olunabileceğini belirten Bediüzzaman, ancak kötülükleri aşılamakla ahlâka vurulan mânevî darbenin en dehşetlisi olduğunu nazara verir.

Bu ahlâkî ve mânevî bozulmanın, ulvî hisleri ve yüksek ahlâkı söndürüp “Müslümanların lisânıyla”, şeytan tarafında yer alan işgalci ecnebi askerlerini “kurtarıcı” ilân etme sefilliğine kadar düşürebileceğini misâl verir.

Öylesine ki o devirde de kanunlar ve ahlâk zabıtası bu bozulmanın önüne geçemez. İstanbul eski Valisi ve Belediye Başkanı Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay’ın ifâdesiyle, o zaman Dar’ül Hikmet’il İslâmiye azâsı olan Bediüzaman’la birlikte dönemin Şeyhülislâmı Hayderîzâde İbrahim Efendi ve bir grup hâmiyetli insan ve ünlü din âlimi, 18 Mart 1920’de “Hilâl-i Ahdar” (Yeşilay) Cemiyeti’ni kurarlar.

Bediüzzaman ve arkadaşları, İstanbul’un muhtelif cami ve kıraathanelerindeki vaazlarla, neşriyat yoluyla halkı tenvir eder. Mânevî işgale karşı mânevî ve ahlâkî tahkim hizmetini yapar. (Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursî, Mufassal Tarihçe-i Hayat, 501-502)

Daha sonra Kur’ân tefsiri Nur Risaleleriyle yaptığı gibi...

* * *

Not: Ramazaın 25. gecesine rastlayan Bediüzzaman’ın vefatının 47. yılında yarın yatsıdan sonra Şanlıurfa Dergâh Camiinde mevlid-i şerif ve hatim okunacaktır.

06.10.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.10.2007) - Kudüs...

  (04.10.2007) - “Soykırım” pazarlığı

  (03.10.2007) - “Muamma”nın perde arkası...

  (02.10.2007) - Terörle mücadele

  (01.10.2007) - Yeni gündem soruları

  (30.09.2007) - Eylül, ey Eylül!

  (28.09.2007) - Dili dejenere

  (26.09.2007) - AB yasağa karşı...

  (25.09.2007) - “Özal formülü” olmaz

  (24.09.2007) - Başörtüsüne anayasal tuzak

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT