Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 24 Nisan 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

M. Latif SALİHOĞLU

Yeni siyasî dönemin en kritik aşaması



Halen tek başına iktidar koltuğunda bulunan AKP'nin lideri Recep Tayyip Erdoğan, hayatının belki de en zor, en kritik ve en mesuliyetli kararını vermek üzeredir.

Vereceği karara göre, hem yeni cumhurbaşkanını, hem yeni başbakanı, hem de lideri olduğu partinin yeni başkanını kuvvetli ihtimalle belirlemiş olacak.

Şüphesiz, kendisine yine bu makamlardan en az birini deruhte edeceği gözüyle bakılmalı.

Ancak, şu an içinde bulunduğu süreç itibariyle, vereceği nihaî kararla, aynı zamanda yeni siyasî dönemin nasıl şekilleneceğini de önemli ölçüde tayin etmiş olacak.

İşte, bu mühim sebeplerden dolayıdır ki, çok ağır bir sorumluluk yükünün altında bulunuyor.

Evet, kim ne derse desin, Erdoğan'ın bizzat kendisi hem seçilecek yeni cumhurbaşkanından, hem yeni başbakandan ve dolayısıyla yeni parti başkanından da kamuoyu tarafından sorumlu tutulacak.

Zira, şu an itibariyle hemen bütün yetkileri elinde bulunduruyor. Her ne kadar çeşitli şahıs ve kurumlarla bir takım görüşmeler yaptıysa da, nihaî karar, yine kendisine ait olacak.

Partili arkadaşları, onun kararına saygılı davranacaklarını ve sonuna kadar destekçisi olacaklarını haftalar öncesinden açıkladılar.

Üstelik, Erdoğan'ın nihaî kararını red yahut veto edecek ortada herhangi bir şahıs veya teşekkül de görünmüyor.

Bu fevkalâde duruma, seksen küsûr yıllık Cumhuriyet tarihi ve bilhassa altmış yıllık demokrasi tarihi boyunca, bir başbakan için hasıl olmuş ilk ve en büyük bir fırsat nazarıyla bakılabilir.

* * *

Her üç makam birlikte mütalâa edildiğinde, ülkenin mukadderatıyla doğrudan bir irtibat hadisesi çıkıyor karşımıza.

Halihazırda, bu ülkenin siyasî yapısına ve icraatına hükmedenlerin başında cumhurbaşkanı, başbakan ve iktidar partisinin lideri geliyor.

Şüphesiz, yönetime tesir eden daha başka faktörler var. Ancak, diğerlerinin tamamı bu üç makamın emrinde ve alt kademesinde yer alıyor.

Yönetime tesir etmek başka, bizatihi yönetmek başkadır. Mesuliyetin büyüğü, yönetimin tepe noktasında bulunanlara aittir.

Bunu da, mevcut yetkisi ve konumu itibariyle belirleyecek, hatta şekillendirecek olan kişi, R. Tayyip Erdoğan'dan başkası değildir.

O halde, sorumluluğun büyüğü de kendisine aittir.

Elbette ki herkesin kendi durumuna ve derecesine göre bir sorumluluğu vardır. Ancak, bu mesuliyet zincirinin ilk halkasını Başbakan Erdoğan teşkil ediyor.

Dolayısıyla, bundan böyle ülke siyasetiyle ilgili yapılacak olan hemen bütün yorum ve değerlendirmelerde, bu mühim noktanın daima hatırda tutulması gerekiyor.

GÜNÜN TARİHİ 24 Nisan 1830

Osmanlı hükümeti, Rusya, İngiltere ve Fransa'nın baskıları sonucu Yunan devletinin varlığını ve bağımsızlığını resmen kabul etti.

Balkanlarda peşpeşe yaşanan bu toprak kaybının olduğu tarihlerde, Osmanlı tahtında Sultan II. Mahmud vardı.

Sultan Mahmud, başında bulunduğu Osmanlı devletini güçlendirmek yerine, daha çok güç kaybına sebep olacak işlerle meşgul oldu.

Feci mağlubiyetlerin yaşandığı aynı zaman zarfında, o Yeniçeri Ocağını söndürmek ve kıyafet (fes) inkılâbını gerçekleştirmekle uğraştı.

Onun bu icraatları çok kanlı oldu. Bu sayede, hem asker kırıldı, dağıldı, hem de millet büyük bir yılgınlık ve karamsarlık içine düştü.

Bu dönemde, Balkan milletleriyle ve bilhassa Ruslarla yapılan hemen bütün savaşlarda Osmanlı ordusu mağlup düştü.

Bundan dolayı da, dayatılan bütün antlaşma maddelerini imzalamak zorunda kaldı.

* * *

Yunan toprakları, bütün Mora yarımadasıyla birlikte tâ Fatih Sultan Mehmed zamanında fethedilmişti.

Dört yüz seneye yakın Osmanlı idaresinde yaşayan Yunanlılar, başta Rusya (Ortodoks) olmak üzere, diğer Avrupa devletlerinden gördüğü yardım ve destekler sayesinde, 1800'lü yılların başından itibaren Osmanlı'dan ayrılma teşebbüslerinde bulundu.

Nihayet, Osmanlı'nın kendi içinde sıkıntılar yaşamasını fırsat bilerek, ayrılma yoluna gitti.

1808'de işbaşına gelen Sultan II. Mahmud'un son zamanlarında, Batı'da olduğu gibi Doğu'da da mağlubiyetler yaşandı. Mısır Valisi M. Ali Paşa'ya karşı yapılan savaşlarda (Nizip Bozgunu, 1839), Osmanlı askeri kesin hezimete uğradı.

30 yıldan fazla padişahlık yapan Sultan II. Mahmud, dışta hezimet ve toprak kaybı, içerde ise kanlı inkılâplar yapan bir şahsiyet olarak tarihe geçti.

24.04.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (23.04.2007) - Cumhuriyet tarihinin Cumhurbaşkanlığı seçimleri

  (21.04.2007) - Kimimiz muhacir, kimimiz ensar konumundayız

  (20.04.2007) - Husûmette felaket, kardeşlikte saadet var

  (19.04.2007) - Dehşetli propaganda Nur kalesine tosladı

  (18.04.2007) - Herkes din kardeşini savunmalı

  (17.04.2007) - Bayraktarlığın intikamı alınıyor

  (16.04.2007) - Arap ve Kürt'ten sonra şimdi de Türk düşmanlığı

  (13.04.2007) - İttihatçı damarın kabardığı günler

  (12.04.2007) - Darbe mantığı

  (11.04.2007) - İtici mi itici bir meydan mitingi

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004