Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 27 Ekim 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ali FERŞADOĞLU

Hizmet, tebliğ, katılım/meşveret, murakabe ve kontrol



İçinde yer alınan grup ve cemaatin yapılanması, “daire” değil, “zincir, tekerlek veya Y” ise; liderler, önderler, kıdemliler düşünür, direktif verir; müntesipler tasdik eder, uygular. Bu kesin teslimiyette rahat bir boyut var…

Ancak, çağımız, hem fikir, hem de uygulamada katılımı gerektiriyor. Zira, geçmiş devrelerin manevî hâkimi kuvvet idi. Kimin kılıncı keskin, kalbi kâsî/katı olsa idi, yükselirdi. Fakat, zaman-ı meşrûtiyetin (demokrasi, hürriyet devrinin) zenbereği, rûhu, kuvveti, hâkimi, ağası hak’tır, akıl’dır, mârifet’tir (ilim/bilgidir), kânun’dur (hukuktur), efkâr-ı âmme’dir/kamuoyudur.1 Artık hâkim olan meşveret/istişare, danışma, demokrasi ve katılım. Cemaatî yapılanma “daire”, eğitim sistemi de, pasif değil, aktif olmalı artık.

Bu tesbit ve “daire” yapılanmasına göre, “Ben yöneticiye söyledim, uyardım, şiddetle ikaz ettim, yine bildiğini okuyor!” demek yetmez. Evvelâ, haklı olmalısınız, aklî olmalısınız, ilmî olmalısınız. Ve kamuoyu, yani şahs-ı mânevî, düşüncelerinizi paylaşmalı. Çünkü, şahıs, dâhî de olsa etkisi azdır.

Eğer grupta siz değil de, başkaları bunları yerine getiriyor ve etkili oluyorsa, size, “Yöneticimiz söz dinlemiyor!” deyip tenkit etme ve kenara çekilme hakkı doğmaz. Böyle bir lüksünüz yok!

Unutmamalıyız ki, hepimiz “emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker” ile vazifeliyiz; sonuç almakla değil. İşimizi hakkıyla yaptık, sürdürmeliyiz. Çünkü, imtihan devam ediyor… Nur Sûresi’nin 54. âyetini hatırlayalı:

“Eğer sırtınızı dönerseniz bilin ki Peygamber kendi görevinden, siz de kendi yükümlülüğünüzden sorumlu olursunuz. Ama ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Yoksa, peygamberin görevi, açıkça tebliğ etmekten başka bir şey değildir.”

Düşüncelerinizin etkili olduğunu düşününüz; karşı grubun tenkit etmesini veya çekip gitmesini ister misiniz? Ninova halkına gönderilen Hz. Yunus’un (as) tutumu, “tebliğde sebat, metanet ve devamlılık” hususunda ibretli derslerle dolu. Takip edelim:

33 sene tebliğ görevini yapar; ancak kendisine iki kişi iman eder! Bunun üzerine söz dinlemeyen, azgınlaşmış kavmini müthiş bir azapla müjdeleyip (!) kenara çekilir. Siyah bulutlar, dumanlar etrafı kaplar, rüzgâr korkunç bir şekilde eser. Tevbe etmek üzere Hz. Yunus’u ararlar; bulamazlar. Yine de hep birlikte tevbe ederler. Tevvâb-ı Rahîm tevbelerini kabul eder; kurtulurlar.

Hz. Yunus (as) ise, Rabbi’nden izin almadan kavmini terk eder; Dicle kenarından bir gemiye biner. Bir müddet sonra gemi durur; bir türlü ilerlemez. “Bunda bir uğursuzluk var! Efendisinden kaçan bir köle buna sebeptir” deyip tesbit için kur'a çekerler; Hz. Yunus’a (as) isabet eder.

Denize atılır. Büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette, karanlıklar içinde niyaz etti: ‘Senden başka İlâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’2

“İşte, Hz. Yunus Aleyhisselâmın birinci vaziyetinden yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyiz. Gecemiz istikbaldir. İstikbalimiz, nazar-ı gafletle, onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir. Denizimiz, şu sergerdan küre-i zeminimizdir. Bu denizin her mevcinde binler cenaze bulunuyor; onun denizinden bin derece daha korkuludur. Bizim hevâ-yı nefsimiz, hûtumuzdur; hayat-ı ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor. Bu hut, onun hûtundan bin derece daha muzırdır. Çünkü onun hûtu yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hûtumuz ise, yüz milyon seneler hayatın mahvına çalışıyor.

“Madem hakikî vaziyetimiz budur. Biz de, Hazret-i Yunus Aleyhisselâma uyarak, bütün sebeplerden yüzümüzü çevirip, doğrudan doğruya, Müsebbibü’l-Esbab (Sebeplerin Müsebbibi, Yaratıcısı) olan Rabbimize iltica etmeliyiz.”3

Şu uyarı da Peygamberimizin (asm) şahsında hepimizedir: “Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa, de ki: ‘Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.’”4

Bu hakikatler, bize, hizmette meydana gelen aksaklıklara veya söz dinlemeyenlere kızıp, küsüp, “gemiye binip, terk-i diyar” etmek yerine; çözüm üretmeye çalışmamız gerektiğini ifade etmiyor mu? Ki, bir yerde yangın varsa ve kimden, nasıl kaynaklanırsa kaynaklansın; bırakıp gitmek değil; söndürmeye çalışmak insanî ve vicdanî bir mükellefiyet değil mi? Alevler göklere yükselirken, “Yangını kim çıkardı, niye çıkardı, nasıl çıkardı?” tartışmalarıyla vakit geçirilmediği gibi; sıkıntı ve problemleri aşmak için tartışma ve tenkit değil; halletmek için daha büyük gayretle çaba sarf etmek gerekmez mi?

Dipnotlar: 1- Münazarat, s. 33.; 2- Kur’an, Enbiyâ, 87.; 3- Lem’alar, s. 11-13.; 4- Kur’an, Tevbe, 129.

27.10.2007

E-Posta: [email protected] [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (25.10.2007) - Daire yapılanması ve sıkıntıların asıl kaynağı

  (24.10.2007) - İhlâsın harika maddî gücü

  (23.10.2007) - Ekonomik güç ve ihlâs

  (22.10.2007) - Gerilemenin sebepleri...

  (20.10.2007) - Şahs-ı mânevînin işini fertlerden beklemek

  (18.10.2007) - İşler şahs-ı mânevîye, istişare heyetine tevdî edilir

  (17.10.2007) - Başarısızlık liderin, şeref ve ganimet milletin! -2

  (16.10.2007) - Başarısızlık liderin, şeref ve ganimet milletin/cemaatin! -1

  (15.10.2007) - İdarecilik hizmetkârlıktır

  (14.10.2007) - Müslümanlar dünyevîleştirilmek isteniyor?

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri