Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 31 Ekim 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Sami CEBECİ

İnat hissi veya hakta sebat



Her bir ferdi, sâir hayvanâtın bir nev’î hükmünde olan ve mahlûkâtın en şereflisi olarak yaratılan insanın, çok kompleks, fakat intizamlı bir yapısı vardır.

Olumlu veya olumsuz yüzlerce duygularla donatılan ve onlarla imtihandan geçirilen beşerin, duyguları arasında inat hissinin de ayrı bir yeri vardır. Diğer duygular gibi hem müsbete, hem menfîye kullanılabilen inat hissi, kontrol altına alınarak olumlu yönde kullanılması icap eder. Zâten insana verilen bütün manevî cihazlar, ebedî hayatın kazanılmasına vesile olması için verilmiş. Eğer âhiret unutularak ebedî dünyada kalacakmış gibi bütün duygular nefsin ve dünyanın hesabına kullanılırsa, ahlâken düşmeye, rezâlet ve çirkinliğe sebep olur. Üstad’ın dediği gibi bu duyguların hafifi dünyaya, şiddetlisi uhrevî vazifelere sarf edilse yüksek ahlâklara kaynaklık ettiği gibi, hikmet ve hakikate uygun olarak iki cihan saadetine vesile olur. Fıtratımızda var olan bu duyguları söküp atamayacağımıza ve fıtratımızı değiştiremeyeceğimize göre, bunların mecrâlarını değiştirerek, hayırlı şeylere çevirip, olumlu yönde kullanmak doğru olanıdır. Zîrâ, dünyayı sevmemek, adâvet ve inat etmemek, gelecek endişesi içinde olmamak fıtraten mümkün değildir. Onların yönü değiştirilip hayırlı işlerde kullanılması, dünya ve âhiret mutluluğunu kazandırır.

Bediüzzaman’ın verdiği misâldeki inat ne kadar yerindedir: “Hem meselâ: Şiddetli bir inat ile; ehemmiyetsiz, zâil, fânî umurlara karşı hissiyâtını sarf eder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir şeye, bir sene inat ediyor. Hem zararlı, zehirli bir şeye inat namına sebât eder. Bakar ki, bu kuvvetli his böyle şeyler için verilmemiş. Onu onlara sarf etmek, hikmet ve hakikate münâfidir. O şiddetli inadı, o lüzumsuz umûr-u zâileye vermeyip, âlî ve bâki olan hakâik-ı imaniyeye ve esâsât-ı İslâmiyeye ve hidemât-ı uhreviyeye sarf eder. O haslet-i rezîle olan inad-ı mecâzi, güzel ve âlî bir haslet olan hakikî inada, yani hakta şiddetli sebâta inkılâb eder.” (Mektûbât, s. 34)

Kur’ân’ın mahlûk olmayıp, Allah’ın kelâm sıfatının tecellîsi olduğunda ısrar eden ve bu yüzden hapse atılıp direnen Ahmet ibn-i Hanbel’in veya en dehşetli kumandanlara karşı başını eğmeyip “Eğer başımdaki saçlarım adedince başlarım olsa, her gün biri kesilse, hakikat-ı Kur’âniyeye fedâ olan bu başı zındıkaya eğmem ve bu hizmet-i imaniye ve Kur’âniyeden vazgeçmem ve geçemem” diyen Bediüzzaman’ın inadı, tam bir hakta sebât örneğiydi.

Basit sebepler yüzünden bir akrabasına, komşusuna veya dâvâ arkadaşına küsüp, barışmamak için inat etmek, o hissin, nefis ve enâniyet hesabına kullanımıdır. Ya da, bâtıl bir fikri veya kendince doğru sandığı bir kanaati topluma dayatmak ve elinde güç varsa zorlamak da, inat hissinin bozulmuş ve veriliş amacından sapmış şeklidir.

Nefis, insana, namazı terk veya tehir ettiriyorsa, özellikle sabah namazına kalkmama cihetinde direniyorsa, işte inat hissi orada kullanılmalı ve nefsin istediğinin tam tersi yapılmalıdır. Nefis, insana “Bu akşam önemli bir maç var, derse gitme” diyorsa gidilmelidir. Kur’ân ve Cevşen okumakta üşeniyorsa, inadına sistemli bir tarzda okunmalıdır. Hizmet esnasında ayakları geri geri gidiyor ve kaçmaya çalışıyorsa, hizmette ileri sürülmelidir. Hayır hasenatta ve hizmete maddî olarak sahip çıkmada cimrilik yapıyorsa, inadına hayırda ve bağışta cömert olunmalıdır. Risâle okumada hep başkasına tavsiyede bulunuyor, kendisi ihmalkâr davranıyorsa, belli bir plân dâhilinde ona okutulmalıdır. Hâsılı, nefis ne diyor veya neden kaçıyorsa onun tersi yapılmalı ve inat hissi orada kullanılmalıdır ki, onun tuzağına düşülmesin ve ebedî saâdet kazanılabilsin.

Risâle okuma kampanyası çerçevesinde, muayyen aralıklarla sayfa sayısını arttıran ve ayda bin sayfa okumayı nefsine kabul ettirdiğini söyleyen bir kardeşe soruldu: “Hedefine ulaşabildin mi?” O dedi: “Evet, ulaştım. Önceleri nefsime çok zor geldi. Fakat, şimdi günde kırk ile elli sayfa arasında okuyorum. Külliyâtın tamamının bitmesine iki kitap kaldı. Kur’ân, Cevşen ve sâir okumalarımı da sürdürüyorum. Plân olursa, her şeye vakit yetiyor.” İşte, inat hissinin hakta sebâtta ve doğru tarzda kullanılmasının güzel bir örneği.

Prensipli yaşamak ve dâvâ adamı olmak isteyenler, bu örneği dikkate alsalar, inat hissini tam yerinde kullanmış olurlar.

31.10.2007

E-Posta: sami-cebeci@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (24.10.2007) - Namaza endeksli hayatlar

  (17.10.2007) - Kur’ân-ı Kerîm hatimleri

  (10.10.2007) - Kültür merkezleri ve gençler

  (03.10.2007) - Gençlik hizmetleri

  (26.09.2007) - Risâle okuma usûlleri

  (19.09.2007) - Düzenli risâle okumaları

  (12.09.2007) - İsabet de edilse mesul olmak

  (05.09.2007) - Hakikat incelse de kopmaz

  (29.08.2007) - Bir ziyaretin düşündürdükleri

  (22.08.2007) - Fısk bataklığı

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri