Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 12 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Sami CEBECİ

İsabet de edilse mesul olmak



1. Meşrûtiyet’i çok kısa sürdüğü için dikkate almazsak, yaklaşık yüz senedir partiler marifetiyle yönetiliyoruz.

1950’ye kadar Halk Fırkasının tek parti sultası altında kaldık. Esas çok partili hayata geçiş, Demokrat Parti iktidarı ile başlar. O günlerden bugünlere iki ihtilâl ve iki muhtıra gördük. Her seferinde iktidarı sağ partilere kaptıran CHP, orduyu kışkırtarak ara dönemlerin yaşanmasına sebep oldu.

Demokrat Parti ve Menderes çizgisi, hürriyetleri esas alan, temel hakları sonuna kadar savunan hürriyetçi bir kimlikti. Dindar ve muhafazakâr kitlelerle lâik kesim arasında köprü vazifesi görüyordu. Âdeta tampon bir partiydi. Devlete hâkim olan güçlere karşı, vatandaşların hak ve hürriyetlerini koruyor, vicdan ve din hürriyetinin yaşanmasına imkân veriyordu. Onların tesis ettiği hürriyet ortamında dindarlar rahat bir nefes alıyor, dine hizmette kolaylık görüyordu. Onun devamı olan partilerin iktidarları zamanında da bu hava hep devam etti. İmam Hatiplerden İlahiyat Fakültelerine, Kur’ân kurslarından Yüksek İslâm Enstitülerine kadar dinî eğitim kurumları hep onların döneminde kuruldu. Dine bu sûretle hizmet ettiler.

Nur Talebeleri, onlara, İslâmiyet, Kur’ân ve bu vatan maslahatına hep yardımcı oldu, dost oldu, ihtiyat kuvveti hükmünde nokta-i istinad oldu. Çünkü, insanları dine meylettirmek ve dine taraftar olmalarını teşvik etmek ve dinî vazifelerini hatırlatmakla dine hizmet olur. Doğrudan siyasete girmekle bu vazifeleri yapmak nerdeyse mümkün değildir. Din, dahilde menfî bir tarzda kullanılamaz. Din, siyasete değil, kâinata bile âlet edilemez. Bu önemli prensipten dolayıdır ki, Nur Talebeleri din namına veya dindar bir kimlikle siyaset yapan partilere hep mesafeli durdu. Öyle olmaya devam da etmelidirler. Çünkü, ülke siyaseti genelde haricî cereyanların etkisindedir. Bediüzzaman’ın dediği gibi “Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz. O tenvim ile telkin eder, biz kendimizden hayal edip asammâne (sağırcasına) tahribimizle eser-i telkini icrâ ederiz. Madem ki, menbâ Avrupa’dadır. Gelen cereyan ya menfi veya müsbettir. Menfîye kapılan başkasındaki bir mânâya delâlet eder. Bütün harekâtı, bizzat hariç hesabına geçer. Çünkü irâdesi hükümsüzdür. Hulûs-u niyeti fayda vermez. Bahusus menfî iki cihet zaaf ile hariç cereyanının kuvvetine bir âlet-i lâya’kıl (akılsız bir âlet) olur” (Sünûhat, s. 65)

Çok partili hayata geçtiğimizden bu yana, bahsi geçen tesbitleri yaşayarak geliyoruz. Hariç cereyanların şuursuz bir âleti konumunda olan, din veya ırkçılık temelli siyaset yapan partiler yüzünden merkez sağ siyasete çok zarar verildi. Bir denge unsuru ve ülkenin çimentosu olan Demokrat Misyonun zaafa uğratılması, ülkenin gerilmesine sebep oldu. Halbuki, Millet Partisinin, İslâmiyete hizmeti esas alan kanadına Bediüzzaman “Demokratlara yardım edin, muhalif ve muârız olmayın, başa geçmeye çalışmayın” talimatını veriyordu. Ama, bunun hep tersi yapılarak gelindi. Son seçimlerde, Demokrat Misyonun çok önemli bir rüknüne “Atın bir bacağını daha kır, bize gel, ülkeyi beraber yönetelim” teklifini başbakan yapabiliyordu. Bediüz-zaman’ın ortaya koyduğu temel prensiplere riâyet etmenin er veya geç bir bedeli olacağı göz ardı ediliyordu.

Din namına siyaset yapılmasının zararlı olacağını söyleyen Bediüzzaman, kendisine “Dinsizliği görmüyor musun, meydan alıyor. Din namına ortaya çıkmak lâzım” diyenlere: “Evet, lâzımdır. Fakat, kat’î bir şart ile ki, muharrik aşk-ı İslâmiyet ve hamiyet-i diniye olmalı. Eğer muharrik ve müreccih, siyasetçilik veya tarafgirlik ise, tehlikelidir. Birincisi hatâ da etse, belki ma’füvdür (affedilir). İkincisi isabet de etse, mesuldür” diyor. Şu tesbitler insanı titretiyor. Başarılı olunsa, zafer elde edilse, hattâ iktidara da gelinse, mesul olacak duruma düşmek gerçekten endişe verici. Hem inançsız insanların münafıklığa sevk edilmesi, hem dine hücum edilmesine sebebiyet verilmesi, hem daha birçok olumsuzluklara kapı açılması düşündürücü bir durum.

“Din gayreti mi, yoksa siyasetçilik ve tarafgirlik adına mı çıkıldığını nasıl anlarız?” diye sorulduğu zaman Üstadın tesbiti şu: “Kim fâsık siyasetdaşını, mütedeyyin muhalifine sû-i zan bahaneleriyle tercih etse, muharriki siyasetçiliktir. Hem umumun mal-i mukaddesi olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle, kavî bir ekseriyette, dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise, muharriki tarafgirliktir.” (Sünûhat, s. 66)

Evet, Nur Talebelerinin işi siyaset değildir. Doğrudan iman hakikatleriyle hayatları bağlıdır. Bütün siyasetlerin üstünde müstakil bir cereyandır. Hiçbir cihetle tarafgirlik yapılmaz. Derste dost düşman tefrik edilmez. Müsbet hareket temel bir esastır. Ancak, akıllı ve gerçekçi bir siyasî tercih de temel bir prensiptir. Kitabî olmak ve satıra bağlı kalmak, vazgeçilmez bir özelliğimizdir.

12.09.2007

E-Posta: sami-cebeci@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.09.2007) - Hakikat incelse de kopmaz

  (29.08.2007) - Bir ziyaretin düşündürdükleri

  (22.08.2007) - Fısk bataklığı

  (16.08.2007) - Nur menzilleri

  (01.08.2007) - Kaderin gizli sırları

  (25.07.2007) - Dünyaya açılan menfezler

  (11.07.2007) - Kudsî işâretler

  (04.07.2007) - Hizmet amaçlı piknikler

  (27.06.2007) - Okuma programları

  (20.06.2007) - Değer mi hiç?

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri