Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 02 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Hüseyin GÜLTEKİN

İşini, maaşını dâvâsına feda etmek



Daha okulunu bitirmeden iş bulmuştu. Talebelik hayatı bitmeden girdiği bir imtihanı kazanarak, azımsanmayacak bir maaş ile işbaşı yapmıştı. Bu durumu, arkadaşlarının bir kısmı hizmetin bir kerâmeti, kimisi de başına konmuş bir “talih kuşu” olarak yorumluyordu. Öyle ya, nice üniversite mezunlarının iş aradığı, nice işsizlerin boş gezdiği, hatta bazı üniversite mezunlarının asgarî ücrete tâlim ettiği bir zamanda, henüz okulunu bitirmemişken böyle câzip bir ücretle işbaşı etmesi herkes için gıpta edilecek bir durum olsa gerek.

Ne var ki, okuluna ara verip, bu yeni işine başlayıp başlamamakta tereddütlü idi Ahmed. Her şeyden önce, o büyük zahmetlerle ve emellerle kazandığı okulunu bitirip, iş hayatına atılmak istiyordu. Okulunu bitirmeden, tahsil hayatını yarıda bırakıp, böyle bir işe talip olmanın hesabını yapıyordu.

Maddî durumu pek iyi olmasa da, böyle bir imkânı kaçırmak istemiyordu. Çünkü okulunu bitirse dahi, istediği işi bulması şüpheliydi. Aslında bulunduğu şehirden ve yıllardır beraber bulunduğu hizmet kervanından, nesebî kardeşlerinden daha çok sevdiği arkadaşlarından ayrılmak istemiyordu. Yeni iş yerinde böyle sıcak bir ortamı, böyle samimî, candan dostları bulacağından emin değildi. Çünkü iyi bir dost aşığıydı Ahmed, onlardan ayrı bir hayat tarzını istemiyordu. Ayrıca vazgeçemeyeceği, her şeyin önünde tuttuğu kudsî bir dâvâsı vardı. Yeni iş ortamında bu imkânları bulabilecek miydi?

Bütün bu zihin karışıklıkları içinde yakın dostlarıyla ve ailesiyle de istişare ettikten sonra, okuluna ara verip, yeni işine başlamak üzere yıllardır beraber olduğu dost ve arkadaşlarıyla vedalaşarak, hüzünlü bir şekilde ülfet ettiği şehirden ayrılarak iş hayatına ilk adımını atmış oldu Ahmed.

Yeni iş ortamında aradığını bulamamış olmalı ki, ayrıldığı can dostlarına sık sık telefon ediyor, huzursuz olduğunu dile getiriyor, oldukça uzak bir yerde olmasına rağmen, sık aralıklarla dâvâ arkadaşlarını ziyarete geliyordu.

Ahmed’in iş yeri şehirden uzak, ıssız, çok az insanın bulunduğu bir tren istasyonuydu. Mânevî değerlere mesafeli insanlarla muhatap olmak, onlarla teşrik-i mesaide bulunmak, onun için en sıkıcı, en çekilmez bir hâl olmuştu. Bütün mahrumiyetler bir tarafa, dinî değerlerin kaale alınmadığı, gabî, yabani insanlarla bir arada bulunmak kısa sürede onu, deyim yerinde ise bunalıma sokmuştu.

Çocukluğundan bu yaşına kadar bütün hayatını nurlu mekânlarda nurlu insanlarla geçiren, kudsî bir dâvâyı dâvâ edinen bir insanın, birden bire böyle mânevî değerlerden uzak bir ortama adapte olup, hayatını sürdürmesinin zorluğunu tahmin edersiniz herhalde.

Aradan günler, haftalar, aylar geçtikçe, rahatsızlığı, huzursuzluğu artık iyice su yüzüne çıkmıştı... Her insanın imrenerek gıpta ile baktığı iş sahibi olmak, küçümsenmeyecek bir maaşa kavuşmak, Ahmed’i değil tatmin etmek, deyim yerinde ise yaşantısını alt üst etmişti.

Samimî dostlarının firakı, nurlu mekânlardan ayrılık, artık canına tak etmiş olmalı ki, bu ayrılıklara daha fazla dayanamayarak, işinden ayrılmaya karar verdi ve hiç tereddüt etmeden yetkililerle yaptığı sözleşmeyi tek taraflı feshederek, istemeyerek ayrıldığı şehre dönerek özlemini çektiği nurlu dostlarına kavuştu.

Onun bu geri dönüşüne dostları da sevindiler. Bu asil ve merdane kararından dolayı onu tebrik ettiler. Öyle ya, bir çok insanın iş ve maaş uğruna nice kudsî değerlerini fedâ ettikleri bir zamanda Ahmed’in işini ve maaşını terk edip, ulvî dâvâsını tercih etmesi takdire şayan bir durum olsa gerek. Maddî sıkıntısına rağmen böyle bir karar vermiş olması, onun iman Kur’ân hizmetine yaklaşımının ciddiyetini göstermesi bakımından önemliydi.

Bu işin önemini ve ciddiyetini bilemeyenlerden bazıları da; “Yahu Ahmed, yoksa şaşırdın mı sen? Her insanın arayıp da bulamadığı böyle bir imkân, böyle bir fırsat hiç kaçırılır mı? Hazır işini nasıl bırakır gelirsin?” gibi sözlerle onu yadırgadılar. Böyle diyenlere o; “Zor da olsa böyle bir kararın benim hakkımda daha doğru, daha makbul olduğunu düşünüyorum. Maddî sıkıntılarımın olması böyle bir kararı almamı zorlaştırsa da, bu şekilde bir tercihte bulunmam benim için hayırlı olacaktır inşallah. Her şeyin para-pul olmadığını düşünüyorum. Dünyevî bir iş veya maaş için böyle bir dâvâdan, böyle samimî dostlardan uzaklaşmanın ıztırabını ve zararını, o beş-altı aylık süre zarfında çok iyi anladım. Böyle bir yerde, böyle bir işte çalışmamın ileride mânevî hayatımı tehlikeye sokacağını yakînen hissettiğimden, hiç tereddüt etmeden böyle bir kararı aldım. Hiç de pişman değilim. İnşallah hakkımda hayırlı neticeler verir diye ümit ediyorum.”

02.03.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (24.02.2008) - Merdâne duruşların özlemini çekiyoruz

  (17.02.2008) - Riya marazı

  (10.02.2008) - Anne-baba hukukunu ciddîye almalı

  (03.02.2008) - Makam-mevkî uğruna verilen tavizler

  (27.01.2008) - Hem kayınpeder, hem ders arkadaşım

  (20.01.2008) - Hasta asrın hasta insanları

  (13.01.2008) - Nurlara muhatap olmak

  (06.01.2008) - Baba olmanın şuurunda olmak

  (30.12.2007) - Demokrasi deyince

  (23.12.2007) - Kırmayalım, kırılmayalım

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri