Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 02 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Mehmet KARA

Nasıl şükretmeyeyim abi!



Gazetemizin kuruluşunun 39. yılı münasebetiyle merkezimize gelen mesajların yanı sıra Ankara temsilciliğine de çok sayıda sivil toplum kuruluşundan tebrik telefonları, çiçekler aldık, ziyaretler yapıldı. 39. yıl sevincimizde bizimle ortak olan okuyucularımıza, sivil toplum kuruluşlarının başkanlarına, özellikle Memur-Sen, Diyanet-Sen, Eğitim-Bir-Sen, Müsiad Ankara Şubesi başkanlarına teşekkür ediyoruz. Bu arada bizzat büromuza gelen Bem-Bir-Sen ve Büro-Memur-Sen yöneticilerine, Müsiad Ankara Şubesi yetkililerine bu mutlu günümüzde bizimle beraber oldukları için şükranlarımızı sunuyoruz.

* * *

Gazetemizin kuruluş yıldönümü ile ilgili geçen hafta yazdığımız yazıda, Yeni Asya’nın kamuoyu nezdindeki imajının bir kaçını şöyle sıralamıştık: “Demokratikleşme yolundaki ısrarlı takibini sürdürür. Özgürlükçü, demokrat, insan hak ve hürriyetlerine değer verir. İfâde ve inanç özgürlüğünü tereddütsüz savunur. İnandıklarını haykırmaktan geri durmaz. İlkelidir. Sağduyulu ve objektif habercilik yapar. AB sürecine destek verir. İslâm’ın doğru yorumlanmasına büyük katkı sağlar. Mânevî değerlere bağlıdır. Doğrunun gür sesi olmuştur. İnsan haklarını her zaman savunmuştur…”

Bu cümleden sonra da “Allah’a ne kadar şükretsek azdır” diyerek şükrümüzün sebeplerini sıralamıştık. “Çünkü yalan yazan, hep güçlünün yanında olan, zamana ve zemine göre kulvar değiştiren, milletin değerlerine saygı göstermeyen, milletin değil, sadece bir zümrenin hakkını savunan, devletin gazetesi olarak hatırlanan ya da ihtilâli savunan bir gazete olarak hatırlanmak ne kadar yüz kızartıcı, onur kırıcı olurdu.”

* * *

Bu sözlerimiz üzerine Ali Rıza Aydın’dan bir mesaj aldım. Bugünkü köşemizi Ali Rıza Bey’in, “şükretmek” kelimesinden yola çıkarak kaleme aldığı mesaj yüklü ve çok anlamlı yazısına ayırmak istiyorum;

Şükretmek ne güzel bir duygu ve şükretmek ne güzel bir olgu… Çünkü:

“Şükür nimeti ziyadeleştirir.” Âmennâ.

Şükür, kanaati öğretir.

Şükür, bereketi arttırır.

Şükür, sabretmenin tâ kendisidir.

Şükür, mutlu olma maharetini kazandırır.

Şükür, toplum hayatında önemli bir denge unsurudur… Başka?

Şükür, dikiz aynasından arkaya bakmaktır sanki.

Şükür, “nimetin arkasındaki El”i fark etmektir.

Şükür, hep ufka yönelerek ulaşmayı beklemek yerine, elde bulunanın kadrini bilme meziyetidir. Dahası?

Şükredebilme takatini veren Kudret’e sonsuz şükretme nimetidir şükür…”

Ali Rıza Bey bunları yazdıktan sonra bir taksi şoförü ile yaşadığı hatırayı aktarıyor:

“İşler nasıl?”

“Çok şükür abi.”

“Şükretmek ne güzel bir duygu…”

“Nasıl şükretmeyeyim abi!.. Adam çöpten, mezbeleden kâğıt topluyor, atık topluyor mutlu. Akşam evine ekmek götürebildiğine memnun. Ben nasıl şükretmeyeyim abi? Çalışıyorum, kazanıyorum, sağlığım yerinde. Gerçi böbrek ameliyatı geçirdim, ama iyiyim. Eve gidiyorum kalorifer yanıyor. Allah ne verdiyse sofram hazır. Bir de fukarayı, gurebayı düşünelim abi…”

Taksi şoförleri bir bakıma toplumun nabzıdırlar. Çok konuşkandırlar, konuşulan çok şeyi işitirler ve birçok olaya da şahit olurlar.

Ali Rıza Bey, yazısının sonunda bütün bunlardan çıkarttığı dersi şöyle anlatıyor: “Şoför arkadaş ‘dikiz aynasına bakacaksın, hep arkaya bakacaksın’ demişti. O mutlu olmanın sırrını keşfetmiş gibiydi. Onu ne harp, ne darp, ne de gündelik siyaset ilgilendiriyordu. Çünkü o ‘Kanaat eden iktisat eder. İktisat eden de bereket bulur’ gerçeğini fark etmiş gibiydi. Çünkü o hep şükrediyordu…”

* * *

Ali Rıza Beyin bu güzel cümlelerinden sonra diyeceğimiz şey, gerçekten böyle bir gazetemiz olduğu için ne kadar şükretsek azdır. Eksikleri, noksanları, sayfa sayısının veya tirajımızın azlığı söz konusu olabilir. Ancak kamuoyundaki “hakikatin gür sesi” imajı bütün bunların çok üzerinde bir değerdir. Saydıklarımız aşılacak meselelerdir, ama kötü imajın kamuoyunda değiştirilmesi çok zordur. İşte bunun için şükrediyoruz.

Hizmet dolu daha nice yıllara dileklerimizle duâlarınızı bekliyoruz…

02.03.2008

E-Posta: mkara@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (01.03.2008) - Yasakçıları tutanakla tesbit etmek

  (29.02.2008) - 17 tuzağına dikkat!

  (23.02.2008) - Yeni Asya

  (22.02.2008) - Ek 17 bilmecesi

  (16.02.2008) - Uydunun parası…

  (15.02.2008) - Ek 17 çözer mi?

  (09.02.2008) - 301, yeni anayasa ve AB

  (08.02.2008) - Notlar ve gelinen nokta

  (02.02.2008) - Ateş düştüğü yeri değil, bizi de yakmalı

  (01.02.2008) - Çözümde eksiklik

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri