"Gerçekten" haber verir 04 Temmuz 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Feyiz günleri: Üç Aylar



Yıllardan hicrî 1429. Aylardan Recep. Günlerden Receb’in bir’i. Üç Aylara bugün girdik.

Hızla gençleşmeye doğru koştuğumuzun farkındayız değil mi? Dikkat edin: Ölüme doğru değil; gençleşmeye doğru! Ebedî gençliğe doğru koşuyoruz hızla.

İşte bu üç ayda yaptıklarımız hızla kendisine koştuğumuz ebedî gençliğimizin ziyneti olacak, tâcı olacak, tahtı olacak.

Bu üç ay bunun için önemli. Mücevherat ayları da denebilir bu aylara bu açıdan. Bu üç aylarda alacağımız mücevheratı, ileride ebedî gençlikte başımıza, boynumuza, gönlümüze taç yapacağız, gerdanlık yapacağız.

Zülkarneyn Aleyhisselâm, ordusuyla bir gece yarısı geniş ve taşlıklı bir vadiden geçiyormuş. Birden ordusuna emretmiş:

“Ayağınıza takılan şeyleri alınız.”

Günlerdir yaya olarak dağları taşları tepe tepe yorgun ve bitkin düşen ordu için, bu emir çok da hoş gelmemiş. Mırıldanmışlar, dudak bükmüşler.

Ordu üçe bölünmüş. Bir kısmı:

“Aman sen de. Zaten yorgunuz. Bir de ayağımıza takılan şeyleri mi taşıyacağız. Bunu yapamayız” demiş ve emri dinlememiş.

Bir kısmı:

“Yorgunuz ama komutan emretti. Bütün bütün emri dinlemezsek olmaz. Ayağımıza takılan her şeyi de alamayız. Bari bir kısmını alalım” demiş ve emri kısmen dinlemiş.

Bir kısmı da:

“Yorgunuz ama komutanımızın emri var. Emri her şartta dinlemeliyiz” demişler ve ayaklarına takılan her şeyi toplamaya başlamışlar.

Sabah olunca bir de ne görsünler; gece geçtikleri vadi bir altın vadisi değil miymiş? O ayaklarına takılan şeyler de altın külçeleri. Yorgunluğa rağmen emri dinleyenler alabildiğine kârlı çıkmışlar. Emri dinlemeyenler ise ah vah etmişler. Ama artık iş işten geçmiş.

Evet: Genç de olsak, yaşlı da olsak; bizi bekleyen ve hızla kendisine doğru koştuğumuz ebedî gençliğe bakarak söylüyorum: Hepimiz genç hükmündeyiz!

Ve bu aylarda yaptıklarımız diğer aylarda yaptıklarımıza oranla daha yüksek feyizlerle hepimizin ebedî gençliğine ziynet olacak nitelikte. Yorgunuz belki. Bu sıcaklarda… Bu iş güç mevsiminde… Ama gelin, elimize, ayağımıza, gözümüze, gönlümüze takılan şeyleri toplayarak gidelim. Gelin bu aylarda hayırlarımızı arttırarak, salih amellerimizi arttırarak, iyiliklerimizi arttırarak, ibadetlerimizi arttırarak daha fazla ahiret ziynetini başımıza taç yapalım, boynumuza gerdanlık yapalım.

Temennimiz ve duâmız, bu yeni gençlik aylarının hepimize, bütün âlem-i İslâm’a hayırlar getirmesi.

Üç Aylara “Bismillah” dedik bugün. Recep, Şaban ve Ramazan aylarından ibaret Üç Aylar, maddî-mânevî feyiz ve bereket aylarıdır. Bilhassa maneviyatta Üç Ayların açtığı feyiz ve bereket çeşmesinden sakın sakın uzak kalmayalım.

Resûlullah Efendimiz (asm) bu mübarek aylar hakkında: “Recep ay’ı Allah’ın, Şaban ay’ı benim, Ramazan ay’ı ümmetimin ayıdır” buyurmuştur. Recep ay’ında Allah’ın gazabından ve Cehennem azabından Allah’ın rahmet ve mağfiretine sığınmalı ve her vesileyi Allah’ın rızasını kazanmak için bir fırsat bilmeli; Şaban ayında nafile ibadetleri arttırmalı, feyiz ve sevap hanemizi rahmet bulutlarının bereket sağanağına tutmalı; Ramazan ay’ında Cennet’e lâyık olacak derecede nefsi kötülüklerden ve kalbi günah kirlerinden arındırmalı, farz oruç ve namazla Allah’ın her emrine, “Lebbeyk!” diyerek, kalbimize incelik, duyarlılık ve kulluk bilinci kazandırmalıyız. Ve artık bu duyarlılığı ömrün diğer günlerine de yaymalıyız. Yani Üç Aylar bittikten sonra da arınmış ve aydınlanmış bir ruh ile koca bir hayatı acı-tatlı göğüsleyebilmeliyiz.

Üç ayları, kabre doğru hızla akıp giden ömrümüz için bir manevî ve vicdanî muhasebenin de vesilesi yapmamız büyük ehemmiyet taşımaktadır. Çünkü aslolan üç ay değil; bütün ömrümüzdür. Mahkeme-i Kübrâ sadece üç ayla değil; bütün ömrümüzle ilgilidir. Büyük hesap üç aydan değil; bütün ömrümüzden sorulacaktır. Ebedî hayatın çekirdeği üç ay değil; bütün ömrümüzdür.

Cenâb-ı Hakk’ın, “Kullarımın arasına gir! Cennetime gir!”1 ezelî hitabına mazhar olmak ümidi ve niyazıyla, Üç Aylarınızı tebrik ediyorum.

Dipnotlar:

1- Fecr Sûresi, 89/29,30

04.07.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (03.07.2008) - Bu gece Regaib gecesi

  (02.07.2008) - Eşler arası zulüm - 2

  (01.07.2008) - Eşler arası zulüm-1

  (30.06.2008) - Sünnette cömertlik, öfke, sözünde durmak

  (29.06.2008) - Kur'ân'da hidâyet kavramı

  (28.06.2008) - Kur’ân'da Ebrar

  (26.06.2008) - Kur'ân öğrenme dönemi başladı

  (23.06.2008) - Allah'ın konuşması

  (22.06.2008) - Bir kişi deyip geçmemeli

  (21.06.2008) - Namazda sütre

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Gezi Eki Pdf

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır