"Gerçekten" haber verir 03 Mart 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formuİletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Hasan YÜKSELTEN

İdealist olmak lükstür bazen



2001 senesinin başlarıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuş bir kısım arkadaşlarla birlikte bir müddettir iş aramaktaydık. Birçok yeni mezun gibi, idealimizdeki iş olsun istiyorduk. Ancak Şubat ayındaki büyük krizle birlikte hayatın en acı gerçeklerinden biri olan işsizlik gerçeğiyle karşılaşmıştık. İdealist olmanın lüks olduğunu biraz geç fark etmiştik.

İşsizliğin ne olduğunu o zamanlardan bilirim. Yani insanın kendisini suçlu gibi hissetmesini. Yani gözlerindeki ışığı yitirmesini. Yani bir işe yaramıyor olduğunu düşünmesini. Yani kendini değersiz hissetmenin dayanılmaz ağırlığını… Önceleri umursamaz gibi davranır insan. “Yenildik ama ezilmedik” havalarında. Neşeli gözükmeye çalışır. Nasılsa bir müddet sonra işler yoluna girer diye düşünür. Sonra gözlerdeki umut, yerini tedirginliğe bırakır yavaş yavaş. Her gördüğü insanın, iş durumunu sormasından sıkılır. İnsanların, hele tuzu kuru olanların akıl vermesini dinlemeye tahammülü kalmaz. Bir müddet sonra insanlarla karşılaşmamak için kimseyle görüşmemeye başlar. Çok zor ama bir o kadar da öğretici bir süreçtir işsizlik. Bu yazı, şu zor zamanda işsiz kalan insanlar için.

Bugünlerde ekonomik kriz gündemde yine. İdealist olmanın lüks olduğu zamanlar geri geldi. Birçok ortamda işsizlikten konu açılıyor. İşini kaybeden insanların hüzün dolu bakışları yansıyor haber bültenlerine. Hayat bir döngü gibi kendini tekrar edip duruyor. ‘Ben bunları daha önce de yaşamıştım’ diyorsunuz. Yaşı biraz daha ileri olanlar için kim bilir kaçıncı tekrar oluyor?

Başarının kutsandığı bir zamanda yaşıyoruz. Başarılı olduğumuz kadar değerli olduğumuza inandırılmışız ne yazık ki. Zeki olmak, başarılı olmak, vs. gibi zorunluluklar daha çocukluktan itibaren ağır bir yük olarak konmuş omuzumuza. Vasconcelos’un Şeker Portakalı adlı kitabının başına yazdığı, ‘Acıyla küçük yaşta tanışan bir çocuğun hikâyesi’ misâli, bizler de birçok zorunlulukla daha küçük yaşta tanışıyoruz. O yüzden başarısız olmak, işsiz kalmak bir suç gibi geliyor insana.

Oysa işsizlik de hayatın bir gerçeği. Siz elinizden geleni yapmışsınızdır. Ansızın bir kriz gelir, işler tersine döner. Birden tökezlersiniz, düşersiniz. Ne yapabilirsiniz ki? Ama bilinçaltınızdaki başarı sendromu, sizi suçlu gibi hissettirir. Bence hayattaki başarının yüzde otuzu çalışmayla ilgiliyse, yüzde yetmişi nasiptir. Elbette çalışmakla mükellefiz ama hayattaki parametrelerin ne kadarını biz belirleyebiliyoruz ki? Tedbir, takdire mani olamaz. Nasibiniz yoksa istediğiniz kadar çalışın... Neye yarar?

Dünyanın en zor işidir işsizlik. Zira hem bekleme hem de arama süreçlerini içerir. Aramalar ve beklemeler de her zaman sıkıcıdır. Ancak diğer taraftan da en önemli iş tecrübesidir. Çok şey öğretir insana. Bir şarkıda geçen, ‘Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir’ sözü gibi, işsizlik yaşamamış hayatlar da biraz eksiktir bana göre. Çünkü işsizlik olgunlaştırır insanı. Farklı bir bakış açısı kazandırır. Hayata yenik düşmek, uçurumun kenarında dolaşmak, yeri geldiğinde bir hiç olduğunu hissetmek, ayrı bir bilgelik katar insana. Bu bilgelik, bir ömür boyu aydınlatır insanın görüşünü. Bu bilgeliğe sahip olanlar, yeni mezun insanlara iş durumunu sormaz her gördüğünde. Bir şey sorulmadan akıl vermeye kalkışmaz işsiz kalanlara. İnsanları dinlemesini, üç kuruş paranın önemini, insanların umuduyla oynamanın nasıl bir kötülük olduğunu daha iyi bilir. Şükretmenin anlamını daha iyi idrak eder. İş hayatındaki hırsların, birilerini ezme pahasına yükselmeye çalışmaların, başkalarının mutsuzluğu üzerine mutluluk inşa etmelerin ne kadar anlamsız olduğunu çok iyi bilir. Bundan dolayıdır ki, dersini hızlı ve yoğun bir şekilde veren büyük bir üstattır işsizlik. Zaten musibet zamanlarının insana uzun gelmesinin sırrı da, verdiği önemli neticelerden ötürü değil midir?

Bu günler zor günleriniz. Belki bu tür teselliler de size boş geliyor. Biliyorum. Ama bu dünya imtihan dünyası. Allah daha büyük musibetler yaşatmasın. Neler geçmedi ki şu hayatta. Bu da geçer elbet. Büyük saadetler, büyük musibetlerin ardından gelir. Hiç olmayı başarabilenler ve bu sınavdan lâyıkıyla geçenler bir dahaki sınavlarla çok daha kolay yüzleşir. Unutmayalım ki altın çamura da düşse, değerinden bir şey kaybetmez. Ve bir kere düşmüşse insan bir daha düşmekten korkmaz.

En kısa zamanda işinize kavuşabilmeniz temennisiyle,

Ümit ışığınız hep parlasın,

Bahtınız açık olsun.

03.03.2009

E-Posta: yukselten@yahoo.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (30.01.2009) - İnsanda derin bir yaradır köksüzlük

  (21.01.2009) - Hayatın bebek hâli

  (15.01.2009) - Kalbimizde vehn mi var?

  (05.11.2008) - Ben hiç mahrum kalmadım

  (16.10.2008) - Sebepler sukut ettiğinde

  (23.09.2008) - Ağlar Karacaahmet

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır