26 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Süleyman KÖSMENE

İçimizdeki riskli inci: Nefis (1)


A+ | A-

Ethem Bey: “Nefis nedir? Nefis ile şeytanın görevleri aynı mıdır? Nefsimizi ne zaman ve nasıl yeneriz?

Kişi ve zat demek olan nefis, hayra da, şerre de kabiliyetli olan ve insanın maddî-mânevî öz varlığını oluşturan bir iç mayadan ibarettir. Kur’ân’da nefis aşırı ve ilkel istek sahibi mânâsında “emmâre” 1; kendisini yargılayan, kınayan ve günahlardan içi darlaşan bir öz varlık olarak “levvâme” 2; hayvânî ve şehvânî isteklerin hükmünden kurtulup ubudiyet makamında İlâhî nurla tatmin olan öz varlık anlamında "mutmainne" 3 sıfatlarıyla anılır. Kur’ân ayrıca nefislerin bazen ilham aldıklarını 4; bazen kemâlâtta felâha erdiklerini ve kurtulduklarını 5; bazen Rabb-i Rahîm’den razı olduklarını, Rabb-i Rahîm’in de kendilerinden razı bulunduğunu 6 kaydeder. Ve Cenâb-ı Hak razı olduğu nefislere, “Has kullarım arasına gir! Cennetime gir!” 7 buyurur.

Nefsin bu sıfatları hiç şüphesiz durağan değildir. Yani bu sıfatları bir merdivenin basamakları kabul ettiğimizde, nefisler için yükseliş ve iniş, ölüme kadar her zaman mümkündür. İman, ibadet ve itaat yükselişine; isyan, tuğyan ve günahlar inişine sebep olur. Nefs-i emmârenin, levvâme veya mutmainne makamlarına yükselişi hâlinde bile, silâhlarını ve cihâzâtını âsâba devrettiğini beyan eden Bedîüz-zaman Hazretleri, asâb ve damarların o vazifeyi, yani “emmâre” vazifesini ömrün sonuna kadar gördüğünü, dolayısıyla nefs-i emmâre çoktan ölmüş olsa bile eserlerinin damarlarda yaşadığını; bundan dolayı çok büyük asfiyânın ve evliyanın nefisleri “mutmainne” makamında oldukları halde, nefs-i emmâreden şikâyet ettiklerini kaydeder. 8

Nefisle savaşımız ölünceye kadar sürer; ölünce biter. Şüphesiz, belirli hususlarda onu susturabilir, ikna edebilir, irşat edebiliriz; ama o hep bizi alt edecek bir şeyler bulur ve hep karşımıza çıkar. Soldan olmazsa sağdan ve sûret-i haktan gözükerek karşımıza çıkar. İmtihan gereği bu böyledir. Bu durumda nefsi yenmek gibi bir iddiâdan ziyade; nefsimize karşı hüşyar (müteyakkız, uyanık) bulunmak gibi bir vazifeden bahsetmek daha doğru olur.

Nefisle şeytanın görevleri aynı değildir. Şeytan sırf şerlerin, kötülüklerin, seyyiâtın temsilcisi, dâvetçisi, çağırıcısı, hoş göstericisi, yönlendiricisi ve sevk edicisidir. Nefis ise aldığı sıfat ve niteliğe göre şeytanın bu isteklerine bazen karşı koyan, bazen aldanıp gönlü yatışan, fakat sonunda kendisini sorgulayan bir özelliğe sahiptir. Meselâ, bazen nefsi işletemeyen ve söz dinletemeyen şeytanın, damarlardan girerek veya sûret-i haktan gözükerek yanlışa yönlendirme işini rahatlıkla sürdürdüğü gözden kaçmamaktadır.

Bedîüzzaman Hazretleri dört hatvede nefsin dört aşağılık hâline dikkat çeker ve nefsin “emmâre” halinden sıyrılarak “mutmainne” makamına doğru yükselmesini sağlayan kapıları gösterir. Kısaca hatırlayalım:

Birinci Hatve (Acz Tarîkı): Âyette geçen, “Nefislerinizi temize çıkarmayın” nehyi, bizi nefsin en ilkel hâline karşı uyarmaktadır. Şöyle ki: İnsan nefsini sever. Başka her şeyi nefsine fedâ eder. Hatta Mabuda lâyık bir tarzda nefsini metheder, nefsini ayıplardan uzak görür. Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez. Kendini şiddetle müdafaa eder.

Neticede, gerçekte “acz” içinde yuvarlanan nefis, kendisini üstün görür, kendisiyle gururlanır, kendisini beğenir. Oysa kulluk makamı, Allah’ın azameti ve büyüklüğü karşısında, kendi acziyetini idrak etmeyi gerektirmektedir.

İşte bu mertebede nefsin arındırılması, nefsi te- mize çıkarmamak ve günahlardan uzak görmemektir. “Acz” içinde olduğunu idrak eden nefis, gururlanmaz, kendisini büyük görmez; “ubudiyet” tarîkına girer. Ubudiyet tarîkı ise onu, mahbûbiyete, yani Allah’ın sevgili bir kulu makamına yükseltir. Bu tarîk, aşk tarîkından daha sâlim, yani güvenlidir.

Yarın İnşallah devam edelim.

Dipnotlar:

1- Yûsuf Sûresi, 12/53; Şems Sûresi, 91/10

2- Kıyâme Sûresi, 75/2; Tevbe Sûresi, 9/118

3- Fecr Sûresi, 89/27

4- Şems Sûresi, 91/8

5- Şems Sûresi, 91/9

6- Fecr Sûresi, 89/28

7- Fecr Sûresi, 89/29,30

8- Mektûbât, s. 316

26.06.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (25.06.2009) - Bu gece Regâib gecesi

  (24.06.2009) - Hoş gelen aylar: Üç aylar

  (23.06.2009) - Eşler arası iletişimin püf noktaları

  (22.06.2009) - Dünya malına bedel olan şey

  (21.06.2009) - Hak ve bâtıl üzerine

  (19.06.2009) - Namaza dair

  (18.06.2009) - Risâle-i Nur'u daha iyi anlamak için

  (17.06.2009) - Her nefesi son nefes bilmeli

  (16.06.2009) - Lâtife-i Rabbaniye üzerine

  (15.06.2009) - İman ve yalan

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.