21 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Hüseyin GÜLTEKİN

Bediüzzaman, kudsî dâvâsını neden talebeleriyle paylaştı?


A+ | A-

Bediüzzaman’ı anlamak, onun fikir ve düşüncelerinin sırr-ı hikmetini çözmek, onun gaye ve hedefini gerçek mânâda öğrenmek büyük bahtiyarlık. Onun tarif ettiği yolun yolcusu olmak, onun gösterdiği hedefe doğru yanlış çıkmazlara sapmadan yol alabilmek, manilere takılmadan mahall-i maksuda erişmek, her insana nasip olmayacak büyük saadet.

Bediüzzaman’ı anlamak, Nurlara talebe olabilmek basit bir iş olmamalı ki, bir çok insan bu yolda, belki de bin can ile arzu ettiği mahall-i maksuda ermekte binbir zorlukla karşılaşıyor, akla gelmedik engel ve manilere takılabiliyor. Ve belki de farkına varmadan böyle şerefli bir dâvânın müntesibi olabilme şansını kaybedebiliyor.

Bu meyanda hep aklıma takılan, aslında cevabı çok açık olmasa da Risâlelerin satır aralarında gizlenmiş bir durumu sizinle paylaşmak istiyorum.

Onca ilim ve irfanına, onca kabiliyet ve istidadına, onca feyiz ve faziletine rağmen Bediüzzaman neden iman ve Kur’ân hizmetini yalnız başına değil de, bazı yardımcılarla beraber götürmeyi tercih etmiş?

Bir nutuk ile sekiz tabur askeri itaate getiren; bir makale ile binlerce insanı iknaya muvaffak olan; iki cüz Kur’ân’ı bir günde hıfzedebilen; üç aylık bir tahsil hayatından başka tahsil hayatı bulunmadığı halde nice âlimleri ilzam eden; kariyeriyle, kapasitesiyle nice paşalara, komutanlara, devlet erkânlarına muhatap olan böyle bir insan, neden bu ulvî dâvâsının vücuda gelmesini başkalarıyla paylaşma ihtiyacı hissetmiş? Niçin yalnız başına bu yolda yürümemiş? Neden ille de cemaat şeklindeki bir hizmeti tercih ve tavsiye etmiş?

Daha da ötesi, onca hasletlerine, onca özelliklerine rağmen Bediüzzaman neden “Ben bir kuru çubuk hükmündeyim..”, “Ben bir çekirdektim, çürüdüm...”, “Ben de bir ders arkadaşınızım...”, “Ben nefsimi terbiye etmemişim...”, “Ben kendimi beğenmiyorum; beni beğenenleri de beğenmiyorum...”, “Benim de bir reyim var...” gibi ifadelerle kendisini bir nev'î kamufle ederek, öylesine sıradan bir insan konumunda görülmesinde bir beis görmüyor?

Bu ve benzeri ifadelerin zâhirî mânâlarına bakıp; bu eşsiz insanı, bu dehşetli asrın son müceddidini, bu iman kurtarıcı din büyüğünü, hâşâ değersiz, kıymetsiz, öylesine sıradan bir insan olarak mı göreceğiz? Yoksa onun bu ifadeleriyle verdiği başka mesajlar mı var?

Görüldüğü gibi, Bediüzzaman’ı anlamak için, onun söylediklerine bir bütün olarak muhatap olmak, satır aralarındaki mesajlarını iyi görebilmek gerekiyor.

Buradan başa dönecek olursak, yani bir nâdire-i hilkat olan Bediüzzaman’ın, hizmet-i Kur’âniye vazifesinde neden şahsını kamufle ettiğini, niçin bu işi tek başına götürmeyip başkalarını da bu hizmete ortak ettiğini, onun şu tesbit ve tavsiyelerinden anlıyoruz: “Bu zaman cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar harika da olsalar, cemaatin şahs-ı manevisinden gelen dehasına karşı mağlûp düşebilir.” (Emirdağ Lâhikası, s. 63) “Bu zaman cemaat zamanıdır. Ehemmiyet ve kıymet şahs-ı mânevîye göre olur. Maddî ve ferdî ve fânî şahsın mahiyeti nazara alınmamalı.” (Kastamonu Lâhikası, s. 8) “Bu zaman cemaat zamanıdır, şahıs zamanı değil. Şahıs ne kadar dahi derecesinde olsa, bir cemaatin şahs-ı mânevîsini temsil etmezse, muhalif bir cemaatin şahs-ı mânevîsine karşı mağlûptur.” (Mektubat, s. 425) “Zaman cemaat zamanıdır. Cemaatin ruhu olan şahs-ı manevî daha metindir. Ve tenfîz-i ahkâm-ı şer’iyeye daha ziyade muktedirdir.” (Mesnevî-i Nuriye, s. 87)

21.06.2009

E-Posta: hgultekin@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (14.06.2009) - Hasta asrın hasta insanları

  (07.06.2009) - Birbirine aykırı iki tablo

  (31.05.2009) - Bediüzzaman’ın ve talebelerinin örnek hasletleri

  (24.05.2009) - Bütün sıkıntıların çaresi; meşveret-i meşrûa

  (17.05.2009) - Dış görünüm önemlidir

  (10.05.2009) - Yüzde 99'u geçip; yüzde 1'e odaklanmak

  (03.05.2009) - İffet timsâli Bediüzzaman’ı rehber edinmek

  (19.04.2009) - Bediüzzaman’ı anlamak...

  (12.04.2009) - Takva-fetva meselesi

  (05.04.2009) - Anne - baba hukuku ihmâle gelmez

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.