23 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Hakan YALMAN

Hayatın ve hizmetin incelikleri


A+ | A-

Bir dantela gibi incelikle dokunan kâinat kitabı, Âlemlerin Rabbi’nin yaratttıkları ile iletişiminde kullandığı zarif ve lâtif bir dilin de yansıması. Bu dilin kullanıldığı bir kâinat kitabına muhatap olan ruhlar, zaman içerisinde asıllarından uzaklaşmanın getirdiği kabalık ve hoyratlığı yaşamaya başladılar. Dilde ve tavırlardaki kabalık, ruhların inceliğini de ortadan kaldırıyor ve hayatın inceliklerini ön plana çıkaran sanatta dahi etkilerini hissettiriyor. Sevginin bile çok tırmalayıcı ve kaba saba ifadelerle ortaya konduğu, hayatın her alanında inceliklerin ortadan kalktığı bir tablo ile yüz yüzeyiz. Bu hâl, trafikteki davranışlardan iş ve ticaret ortamlarına kadar her alanı etkiliyor.

Son zamanlarda herkes hayatta bir şeylerin eksildiğinin farkında ve bunu farklı şekillerde dile getiriyor. Özellikle incelik, nezaket, letâfet gibi kavramlar ve tavırlar hayatımızı terk etti gibi. Sadece ortamın gereği olan kurallara uymak şeklindeki yapmacık tavırlar ruhlara incelik şeklinde yansımıyor ve ruhları inceltmiyor. İnsanın dünya hayatındaki temel problemi bütün yönleri ile tanımlanmış, başlangıcı ve sonu ile, sonsuz uzay boşluğu içindeki bütün irtibat alanları ile varlığı ve hayatı anlamlandırabilmek olmalıdır. Bu günlük yaşantının her işleyişi ve karşılaşılan her problem için geçerli bir yaklaşım şeklinde ifade edilebilmelidir. Oysa, genellikle varlık ve olaylarla ilgili açıklamalar ya da algılar, sadece olayın cereyan ettiği dar alana yakın çevredeki bağlantılara sınırlı bir şekilde ele alınmaktadır.

Muhteşem bir senfoni şeklinde asırlardır yeryüzünü ve uzay boşluğunu çınlatan avazı ile kâinat, aslında incelik ve sanat dolu bir beste gibi. Yaprakların şekillerinden kar tanelerinin kristal yapılarına kadar her şeyde akıl almaz bir estetik ve tarifi mümkün olmayan sonsuz bir inceliğin işaretleri var. Varlığın bütününü ve kâinatı böyle bir beste şeklinde algılayan insanın yeryüzü ile ilişkisi ondaki nimetlerden faydalanması da ayrı bir incelik ve nezaket çerçevesinde gerçekleşiyor. Bu arada varlığın genel işleyiş ritmi ile ferdin varlığa muhatap oluşu arasında bir akord ve sistemle uyum gerektiren bir hayat bestesinin ritimlerini bulma süreci hep devam ediyor.

Yaşantısını mülk âleminin kuralları ile şekillendirmek durumunda olan insanın uygulamaları, hayata bilim ve teknoloji şeklinde yansıyan fıtrî şeriata, yani eşyanın işleyişi ile bize gösterdiği “Neden? Niçin? Nasıl?” sorularının cevaplarına uygun olmak durumundadır. Bu belki de Hazret-i Âdem’e öğretilen eşyanın ve talimin bir parçası idi ve asırlardır gelişerek, her geçen gün farklı işleyişlerin ve kuralların keşfi ve hayata aktarılması ile zenginleşerek sürüp gidiyor. Eşyanın işleyiş kurallarına ve bunları sistematik bir şekilde size ulaştırmanın şekli ya da dili olan bilimlere aykırı hareket ettiğinizde, tokadı hemen geliyor. Başarısızlık, yıkım ve mağlûbiyet gibi haller, bir cihetiyle bu kurallara uymak şeklinde ortaya koyacağınız fiilî duâyı hakkı ile yapmamaktan kaynaklanıyor. Bunun adını teslimiyet olarak koyabilmek mümkün değil. Çünkü, gerçek iman sahibinin inancına göre, mülk âlemindeki kuralları koyan ve bilimlerin diliyle ifade edilen varlık kanunlarını ikame eden Allah’tır. O’nun koyduğu kurallara uymamak bir teslimiyet değil, bilakis irade ve kasıt ile olmayan ancak tembellik, umursamazlık gibi nedenlerle ortaya çıkan bir isyan hâlidir. O’na teslim olan O’nun koyduğu kanunlara daha çok uyar ve bunu bir duâ mahiyetinde, hayatında her işleyişi, her kuralı O’ndan medet uman bir talep ruhu ile yerine getirir.

Varlık âleminin sırlarını daha iyi çözebilmemiz için, hayatı daha anlamlı hâle getirebilmek için ve yaşadığımız olayların hiç bir zaman sadece maddî boyutun katı kurallarına bağlı cereyan etmediğini görebilmek için, zaman zaman işleyişin dışına çıkarak bakmamız gerekiyor. Dar alanlarda anlayabilmemiz mümkün olmayan sırları çözebilmek için, ruhen dünyanın, hatta kâinatın dışına çıkarak bakıp o noktadan olayların nasıl gözüktüğünü tasavvur etmemiz gerekiyor. Yoksa olayları yalnızca mülke, hatta mülk âleminin yalnızca olayla ilgili olduğunu düşündüğümüz yakın çevresine sınırlı algılamanın sığlığında yaşamaktan kurtulamayız. Varlığın ve her işleyişin, iyi ve kötü her olayın gerisinde gizlenmiş hikmetleri görme imkânı bulamayız. En kötüsü de yaratılışımızın asıl gayesi olan Esmâ-i İlâhiyye’yi gerçek anlamıyla anlayıp anlamlandıramayız ve hayatımızın bütün anlamı kaybolur.

Evet, belki de kaybettiğimiz en önemli şeylerden biri ince, lâtif ve duygu dolu ruh oluşturacak müzik eserleri ve bunları arayan ruhlar. Harfî bir bakışın nağmeleri ve harfî olarak algılanan nağmeler, hayata estetik boyut ve incelikler katacak güzellikler ve varlığı daha incelikli ve duygu yüklü algılamamıza vesile olacak değerler olmalı.

Varlık âleminin genelini kuşatan çok lâtif bir ruh var. Adeta oluş hâlindeki her şey kuşatıcı bir sevginin ve sonsuz sevginin varlıklar şeklinde ifadeye dönüştürülmesinin tezâhürü. Birinci basamakta varlığı kuşatan bir ruhun farkında olabilmek, ikinci basamakta o ruhun kaynağı olan sonsuz muhabbete ulaşabilmek eşya ile doğru ve lâtif bir ilişkinin kaynağı ve zemini olmalı. Bu kaynak farkedilebildiğinde ve o letâfet zemininde varlığı kuşatan ince ruhtan ferdin ruhuna yansımalar başladığında hayat muhteşem bir besteye dönüşecek ve ruhlarda tarifi imkânsız güzellikte inceliklerin yaşanmasına vesile olacaktır.

Varlık çok lâtif bir esir maddesi zemininde yaratılıyor. Dolayısı ile her tarafımızı kuşatan bir incelik ve letâfet var. Rabbimiz, incitmeden terbiye ediyor ve rızıklandırıyor. O’nun bu tarzının cisimleşmiş en güzel örneği Hazret-i Muhammed (asm). Bu durumun farkında olan iman ehlinin ve hizmet erbabının tavırlarındaki kaba sabalık ve yıkıp dökmeler kâinatın genel ritmine uyumsuz bir tablo sergiliyor ve çoğu zaman da cezası peşinen yaşanıyor. Dar dairede ve İslâm âleminde tarzlar ve tavırların bu bakış açısı ile tekrar gözden geçirilmesini gerektirecek bir tablo ile yüz yüze olduğumuzu düşünüyorum. Kâinat Sultanı’nın üzerine titrediği ve incitmeden şekillendirdiği kırık gönülleri tamir ve muhabbetin tekrar tesisi için ciddi bir seferberlik gerekiyor. Bunu özellikle Sultanahmet Camii önünde Tabiat Risâlesi dağıtırken insanların genelinin ilk anda sergiledikleri ürkek tavırda gözledik. Biraz görüşüp diyalog içine girince çabucak dost oluveriyor, sizi dinler hâle geliyorlardı.

23.06.2009

E-Posta: hakyalman@yahoo.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (16.06.2009) - Başlangıç ve bitişlerle tazelenen hayat

  (09.06.2009) - Yeni dünya düzeninde Nur Talebeliği

  (02.06.2009) - Sosyal düzende doğrunun arayışı

  (26.05.2009) - Aile boyu hizmet

  (19.05.2009) - Yeryüzünü kuşatan muhabbet

  (11.05.2009) - NURLU BİR GELECEK İÇİN KÜFRE KARŞI İTTİFAK

  (27.04.2009) - Herkesi kucaklayan din algısı

  (20.04.2009) - Çağdaşlık ve yeni hal

  (13.04.2009) - Kutlu Doğumla doğuşumuz

  (06.04.2009) - Küresel Asr-ı Saadetin basamağı, küresel kriz

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.