21 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Süleyman KÖSMENE

Hak ve bâtıl üzerine


A+ | A-

Abdullah Bey: “Hak ne demektir? Batıl ne demektir? Hak ile bâtılı nasıl bilip ayırt edeceğiz? Bâtıla gidenler de hak diye gidiyorlar. Bu durumda hakkı nasıl gösterip ispat edeceğiz?”

Hak, Allah’ın kitabında emir ve tasvip buyurduğu, ölçüsünü, boyutlarını ve sınırlarını yine bizzat vahiyle çizdiği, devamında cenneti vaad ettiği esenlik ve insanlık yoludur. Bâtıl ise, Allah’ın kitâbında uyardığı ve nehyettiği aykırı ve tutarsız yolların tamamıdır. Bâtıl yolların kalıcılığı ve yaşanması hususunda şeytanın bir hayli çaba ve gayretleri var. Hak yolda ise, Allah muîn ve yardımcıdır.

Hak ile bâtılı ayırt etmek için Allah’ın kitabına ve Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnetine itimad etmeliyiz. Başka bir mihenk ve ölçü aramamalıyız. Bilmeliyiz, itimad etmeliyiz ve inanmalıyız ki, Allah’ın kitabına ve Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnetine aykırı olan her görüş, düşünce, yol, tarz, biçim ve şekil bâtıldır. Kitabullahta ve Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnetinde tasvip gören her yol, görüş, düşünce, tarz ve biçimse haktır, hakikattir, güzeldir, doğrudur, güvenlidir, selâmetlidir, emîndir. Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm: “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara tutunursanız dalâlete ve bâtıla girmezsiniz. Bunlar: Allah’ın Kitabı ve Resûlullah’ın (asm) sünnetidir” buyurmuştur.

Esâsen, Allah Teâlâ’nın isimlerinden birisidir “Hak” 1. Hak ismi, Cenâb-ı Hakk’ın Kur’ân’da Kendi Zât-ı Akdes’i için zikrettiği esmâdandır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Sonra Hak ve Mevlâ’ları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin; hüküm O’nundur. Ve O, hesap görenlerin en sür’atlisidir”2 Bir diğer âyette Cenâb-ı Hak; “İşte Hak olan Rabb’iniz Allah budur! Hakk’ın dışında ancak dalâlet vardır! O halde (dalâlete) nasıl döndürülüyorsunuz?”3 buyurmaktadır.

Binâenaleyh, Cenâb-ı Hakk’ın zâtı hak, mevcûdiyeti hak, vahdâniyeti hak, isimleri ve sıfatları hak, vahyi, kelâmı ve emri hâlis hak ve hakîkattır. Cenâb-ı Hakk’ın ulûhiyeti haktır ve gerçektir; Varlığı Kendi’nden ve zorunludur; Zâtı hakîkî mevcuttur. Cenâb-ı Hak hakkı emreder, hakkı ister, haktan râzı olur, haksızlığı nehyeder. Hakkı inkâr etmek küfrândır, butlândır, dalâlettir, zulmettir, vahâmettir, hasârettir.

Hak ismi gereğince insanın hiçbir amelinin boşa gitmeyeceğini beyan eden4 Bedîüzzaman Hazretleri, yapılan iyiliklerin, ibâdetlerin ve hizmetlerin mükâfâtının da, işlenen kötülüklerin cezâsının da muhakkak görüleceğini kaydeder. Bedîüzzaman Hazretlerine göre, Hak ismi tek başına Haşrin vukûuna delil olan isimlerdendir. Zîrâ hâdiselere dikkatle bakılsa görülecektir ki: Şu dünyada hiç kimse ve hiçbir canlı yaratılış bakımından haksızlığa uğratılmamakta; her canlıya ve herkese, hayatı ile birlikte sahip olduğu bütün haklar kâmilen verilmektedir.5 İnsanın ebede uzanan istek ve ihtiyaçlarının giderilmesi, yaptığı hizmet ve ibâdetlerin mükâfâtının verilmesi, hatâlarının ya affa uğraması, yahut hesabının sorulması, zulümlerinden ve haksızlıklarından dolayı muâheze edilmesi, mâsum veya mazlûm olduğunda hakkının zâlimlerden alınması, hayır ve hasenât adına kimin ne ameli varsa–az/çok—hepsinin sevâbının eksiksiz verilmesi İsm-i Hakk’ın gereğidir. 6

Saîd Nursî Hazretlerine göre insan, Kur’ân’ın verdiği bütün haberlere “hak” nazarıyla bakmalı ve inanmalıdır. Bu çerçeveden meselâ, öldükten sonra dirilmek, haşir, şefaat, Cennet, Cehennem ve ebedî hayatla ilgili haberler Kur’ân’a dayandığından, “hak”tır. İnsan, bunların vâki olacağını fıtraten de hissedebilir. Çünkü fâni ve geçici bir hayat, en büyük saltanat da olsa, insanı aslâ doyurmamaktadır. Öyle ki, yüksek bir saltanat içinde, fakat sonu hiçlikle ve yoklukla biten bir milyon senelik bir “fânî ömür”, insan hayâlini tatmin etmekten uzaktır. İnsan fıtratı “hiçliğe, sırf ademe ve yokluğa” aslâ râzı olmamaktadır. Başka bir ifâdeyle, en büyük fânî, insanın en küçük duygusunu tatmin etmemektedir. Öyleyse, insanın sırf ebede uzanan duyguları, âhiret hayatının “hak” olduğunu açık bir dil ile haber vermektedir. Hak ismiyle yakînen anlıyoruz ki, bu dünya insana bir misâfirhane ve âhireti için bir bekleme salonundan ibârettir. Âhiret hayatı gelecektir. İnsan ebede gidecektir.7

Fâtır-ı Hakîm’in, bizâtihî “Hak” olduğundan mahlûkâtın hiçbir hukûkunu zâyi etmediğini ve etmeyeceğini vurgulayan Bedîüzzaman Hazretleri, ölmüş yeryüzünü gözümüz önünde yüz binler defa ihyâ eden Cenâb-ı Hakk’ın; ölmüş insanı da vaad ettiği gibi ihyâ edeceğinin ve insana yepyeni bir hayat ihsân edeceğinin, yalnız “Hak” isminden anlaşılabileceğini kaydeder.8

Dipnotlar:

1) Tirmizî, Daavât, 86; 2) En’am Sûresi, 6/62; 3)

Yûnus Sûresi, 10/32; 4) Mektûbât, s. 222; 5) Sözler, s. 586; 6) Şuâlar, s. 199; 7) Sözler, s. 84; 8) Sözler, s. 381.

21.06.2009

E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (19.06.2009) - Namaza dair

  (18.06.2009) - Risâle-i Nur'u daha iyi anlamak için

  (17.06.2009) - Her nefesi son nefes bilmeli

  (16.06.2009) - Lâtife-i Rabbaniye üzerine

  (15.06.2009) - İman ve yalan

  (14.06.2009) - Hayat imtihanı

  (13.06.2009) - Seste helâllik ölçüsü

  (12.06.2009) - Hizbû'l-Kur’ân üzerine

  (11.06.2009) - "26. Pencere" üzerine

  (09.06.2009) - Muhtelif sorular

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.