27 Ağustos 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

M. Latif SALİHOĞLU

Savaş meydanında başlayan kardeşlik


A+ | A-

Birinci Kosova Savaşı, Osmanlı İslâm ordusu ile Balkan ittifakına dahil olan Slav Haçlı kuvvetleri arasında yaşandı. Kaynaklarda farklı tarihler nakledilmekle baraber, en kuvvetli rivâyete göre, bu savaş 27 Ağustos 1389'da vuku bulmuştur.

Rivâyetlerde, ayrıca Sultan Murad–ı Hüdâvendigârın da aynı gün itibariyle şehit düştüğü bildiriliyor.

Bu tarihten kısa bir süre önce Osmanlı ile harbe tutuşan Bulgar Krallığı ortadan kaldırılmış ve Mora Yarımadasının birçok şehri fethedilmişti.

Buna rağmen, Balkan ittifakı kırılıp dağılmamış, aksine bu coğrafyadaki toplulukları Osmanlıya karşı daha da tedirgin edip teyakkuza sevk etmişti.

Balkan ittifakının başını Sırplar çekiyordu. Sırplar, aynı Slav ırkından olan Bulgar, Boşnak, Arnavut, hatta bir kısım Leh, Ulah ve Macar askerlerini de yanlarına alarak savaş naraları atmaya başlamışlardı.

Balkan ittifakının asker sayısı yüz binlerle (âzami 300 bin rakamı) ifade ediliyor. Osmanlı kuvvetlerinin ise, Karamanoğulları dışındaki Garbî Anadolu Beyliklerinin de yardımıyla ancak 40–50 bini bulduğu belirtiliyor. (Detaylı teknik bilgiler için bkz: İ. H. Danişmend; İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi–I/78)

İşte, 1389 yılı Ağustosunda Balkan tarihinin belki de en çetin savaşı bu iki karma kuvvetler arasında yaşandı.

Neticede, Sırpların başını çektiği Balkan ittifakı kesin bir mağlubiyete uğradı.

Aralarında ak saçlı adam yok

Zaferin kesinlik kazanılmasından sonra harp meydanını teftiş eden Sultan Murad–ı Hüdâvendigâr, ölen binlerce Slav askeri arasında "ak saçlı" bir tek kişiyi bulamadığını, hepsinin de bıyığı henüz yeni terlemiş gencecik askerler olduğunu hayıflanarak söyler.

O esnada yanında bulunan vezirlerden biri de, Sultana dönerek şu izahatta bulunur: "Hünkârım, şayet aralarında ak saçlı adam bulunsaydı, başlarına bu felâket hiç gelir miydi?"

Sultan Hüdâvendigâr şehit oluyor

Yine, aynı teftiş esnasında Sırp esirlerden Miloş ismindeki bir şövalye, Müslüman olmak ve padişahın ayağına kapanmak isteğinde bulunuyor. İsteği kabul ediliyor. Ancak, yanında sakladığı ucu zehirli hançeri ânî bir hareketle çıkarıp Sultan Murad'ın kalbine saplıyor ve Hüdâvendigârı orada şehid ediyor.

Tabiî, katil Miloş da hemen oracıkta parçalanarak öldürülüyor. Bu kişi, Sırplar tarafından asırlardır bir millî kahraman olarak yâd ediliyor.

Birinci Kosova Zaferiyle birlikte, Balkan ittifakı dağıldığı gibi, Sırp Krallığı da tarihe karıştı. Bölge, bütünüyle Osmanlı hakimiyeti altına girmeye başladı.

Osmanlı, böylelikle ileride birkaç muharebe ile hakimiyeti altına alacağı Macaristan'la sınır komşusu oldu. (1448'de yaşanan II. Kosova Savaşı, Macar kuvvetleriyle yapılan ve yine zaferle neticelenen en büyük muharebe oldu.)

Boşnakların Müslüman olması

Birinci Kosova Savaşının en önemli neticelerinden biri de, Balkan ve Rumeli coğrafyasında yaşayan bazı toplulukların Müslümanlarla tanışması ve İslâm dinini benimsemeye başlamasıdır.

Bunların başında Boşnaklar gelir. Sonra da Arnavutlar, Pomaklar, vesaire...

Kosova'daki karşılaşma, aynı zamanda farklı ırk ve dinlere mensup fert ve toplulukların yakından tanışmasıdır.

Bu ilk karşılaşma ve tanışmadan önceki durum şudur: Bulgar ve Sırplar Hıristiyan Ortodoks, Hırvatlar Katolik, Boşnaklar ise Bogomildir.

Bogomillerde teslis akidesi yoktur. Onlar tek Allah inancına sahiptir. Hz. İsa'yı (as) da Allah'ın resûlü olarak kabul ederler.

Buna göre Bogomiller, hakiki mânâda İsevî olup, İslâm literatüründe "Hıristiyan muvahhidler" olarak addediliyor. Muvahhid, Tevhid ehli demektir.

İşte, Boşnakların Müslümanlarla tanışmasından ve İslâm dininin temel akidesini öğrenmelerinden sonra Müslümanlığı kabul etmeye başlamalarının birinci sebebi, onların muvahhid olmasıdır.

Boşnakların Murad–ı Hüdâvendigâr zamanında ve bilhassa Kosova Savaşı ile birlikte başlayan Müslümanlaşma vetiresi (süreci), Fatih Sultan Mehmed'in devr–i saltanatında tamamlanmıştır.

Hâsılı: 1389'da Kosova'da yaşanan o kanlı meydan muharebesi, hikmet–i İlâhî'nin bir eseri olarak, şerden hayır ve felâketten saadet çıktığının bâriz bir misâlini teşkil ediyor.

27.08.2009

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (26.08.2009) - Niyet ve yöntem

  (25.08.2009) - Değişim sancıları

  (24.08.2009) - Misafirim kaplumbağa

  (22.08.2009) - Nurs ve Nursî gerçeği

  (21.08.2009) - Yeni Çağ'da eski kafa

  (07.08.2009) - Gündüz okur, gece yazar olmak

  (06.08.2009) - Ortadan bir yazı

  (31.07.2009) - O ünvan şahsa verilmez

  (30.07.2009) - Müphemiyetin hikmetleri

  (28.07.2009) - Risale-i Nur'da Mehdi meselesi

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.