18 Eylül 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Rifat OKYAY

Ankara Ovasından, Viyana’ya


A+ | A-

En büyük sahtekârlık, iki yüzlülük ve yalancı maskelerin arkasına sığınarak hükümler vermek, ilânatlar yapmak, hatta kitaplar yazmaktır!

Her zaman yazdım ve söyledim kültür seviyesi düşük, bilmeyen, bilmediğini bilmeyen insanların en çok ve rahat olarak konuştukları, konuşabildikleri konu, mevzu tarihtir. Halbuki tarih delil ister, belge ister, tarih ister, belgeyi belgeleyen belgeler ister, tarihi zamanlayan tarihler ister. Konularının ve şahıslarının, geçtiği yerlerin ve mekânların araştırılmasını ister… Hakperestlik ve Allah korkusuyla bezenmiş dürüstlük ister…

Nineden, dededen, ahbaptan, dosttan, komşudan, cirandan nakledilen sözlerin, olayların, hikâyelerin tarih olması, tarih gibi aktarılması ancak cehaletimizin göstergelerini yükseltir, arttırır.

Tarihi ve tarih ilmini bilmeyenler cephesinde hal böyleyken adına tarihçi takısı takmış bazı zevata neler oluyor acaba ki sadece kendilerinin bildiği bilgileri, tek kaynaklı belgeleri yumurtlamaya başladılar… Evet bu tabiri hak ediyorlar çünkü binlerle ifade edilen bilgi ve belgeleri bir kalemde inkâr ve yalanlayıp, hakikat odur ki budur diyorsunuz…

Altı yüz senedir herkes tarihçi sayılacak, ama Osmanlı Devleti müverrihleri tarihçi sayılmayacak, söyledikleri muteber olmayacak… Yabancı tarihçilerin kuyruk acısı, milliyetleri, dinleri noktalarından söyledikleri yalanlar, yanlışlar ve hatta hayaller gerçekmiş gibi sunulacak, takdim edilecek ve kafalar karıştırılacak…

Kimseye sen şusun, şundansın demek hiçbir meseleyi halletmez. Lâkin bir Yahudi ve kısmen de Rum oyunu vardır: Yirmi tane doğruyu söyle, bir tane yalanı ve uyduruğu yuttur…. Önemli olan sizin güveninizin ve itimadınızın kazanılmasıdır… Jorga ve Hammer’in Osmanlı tarihi konusunda takip ettiği yol bu olduğu gibi bir çok Hıristiyan tarihçinin ve Yahudi hizmetkârlarının da takip ettiği yol budur…

Çünkü Osmanlı öyle yakıştırmalarla, yalanlamalarla yenilir, yutulur bir lokma değildir… Dile kolay dünyanın en uzun ömürlü, en adaletli, en büyük imparatorluğunun anlatılması, gerçekten yalansız, yanlışsız nakledilmesi biraz değil çok büyük bir hakperestlik ve doğruluk ister…

Dünyada iyi kötü kim var milliyet olarak Osmanlıda hepsi var… Gelmiş geçmiş ne kadar dinî inanç var, Osmanlıda hepsi mevcut… Herkesin düşmanlığı bir yana dostlarından bile hemen her zaman Osmanlıya kötülük gelmesi muhtemeldi ve öyle de oldu… İşi uzatmadan anlayanlar anladı diyor ve son olarak soruyorum. Ankara harbinde Sultan Bayezid’i arkadan vuranlar, Viyana’da Merzifonlu Mustafa’yı arkadan vuranlarla aynı millettendi… Bunları profesör yapmak Devlet-i Ebed müddet koca imparatorluğun postacılığına ve atbakıcılığına tercih edilirse işte böyle olur… Alâkası yokken birileri kafaları karıştırın derler onlar da karıştırıverirler… Oynayın derler oynarlar… İnkâr edin derler inkâr ederler…

Keşke Osmanlının eksiklerine değil de önce kendi hallerine bir bakabilseler… Eeee öyle ya bir sandıktaki bütün üzümler çürük olamaz ya… Elbette ki alelekser Osmanlının ekmeğine muhtaç olanlar ve hâlâ desteğini alanlar kendi çürüklerine itibar etmeyeceklerdir her halde…

Acaba ne gibi bir sıkıntı veya ne gibi bir gizli emel ile bu fikirler ortaya atılıyor…. Çünkü kimseye faydası olmayan bilgilerin her halde birilerine faydası var ki planlı bir şekilde söyleniyor ve yazılıyor…

Son olarak tarihi söyleyeyim: En iyi tarih insanın en doğruyu özleyen ümitlerinde saklı olan tarihtir… Hele bunlar dost ve düşmanın ittifakıyla yazılmışsa hiçbir kimsenin tarihi yeniden yazma gibi bir lüksü ve fantezisi olamaz… Ancak kafa karıştırmak başka…

18.09.2009

E-Posta: rifatokyay@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (04.09.2009) - Fırsatı kaçırmayalım

  (02.09.2009) - Damlalar ve yağmurlar

  (22.08.2009) - Başkalarının kapıları

  (15.08.2009) - Secde etmeliyiz... Ağlamalıyız...

  (08.08.2009) - Çeyrek adam!...

  (01.08.2009) - Hemen eve dönmeliyiz

  (25.07.2009) - Ne kaybedersin?

  (18.07.2009) - Sonbaharı görmeden gelebilir...

  (10.07.2009) - Kimse, altına talip değil!

  (04.07.2009) - Keşke aynalar hep bizi gösterse!..

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.