06 Eylül 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Hüseyin GÜLTEKİN

Kuru çubuk hükmünde olduğumuzu kabullenmek


A+ | A-

Hemen hemen her nefis övülmekten, medhedilmekten, alkışlanmaktan hoşlanır. Hemen bütün nefisler fahre meftundur, şân-ü şöhrete aşıktır, beğenilmeye müptelâdır. Bu durum nefislerin eğitilip terbiye edilmesine göre değişse de, hemen bütün insanlar öncelikle kendilerini sevdiklerinden bütün nefisler okşanıp alkışlanmaktan hoşlanır, zevk alır.

Nefsin bu özelliğini iyi teşhis edemeyen insanlar, her durumda nefislerini temize çıkarmışlar, onu bütün nekâisten tenzih ederek, onun avukatlığını yapmaya yeltenmişler. Bir çok İslâm büyüğü de en tehlikeli düşman olarak nefislerini görmüşler, en büyük cihadın nefis ile yapılan mücadele olduğunu kabul ederek, hayatları boyunca hep nefisleriyle bir mücadele içinde olmuşlar, onu suçlayarak, onu itham ederek, onun hile ve desiselerine bu şekilde karşı koyarak, hiçbir zaman onun tuzağına düşmemişlerdir. Bu noktada Bediüzzaman On Sekinci Söz’ün başında; “Nefs-i emmâreme bir sille-i te’dip” dedikten sonra; “Ey fahre meftun, şöhrete müptelâ, methe düşkün, hodbînlikte bîhemta sersem nefsim” diyerek nefs-i emmâreye karşı tavrını ve duruşunu açıkça gösteriyor.

Feyzine, faziletine herkesin gıpta ve hayranlıkla baktığı bu İslâm kahramanı, yazdığı eserlerin muhtelif yerlerinde de nefsini terbiye etmediğini, kendi kendisini beğenmediğini, kendisini beğenenleri de beğenmediğini, kendisinin bir kuru çubuk hükmünde olduğunu, nefsine hitaben “Ey nadan nefsim, ey asi nefsim...” diyerek hep nefsini itham ederek suçladığını görüyoruz. Buradan hareketle bütün söylediklerinde ve yazdıklarında muhatabının kendi nefsi olduğunu ifade ediyor Bediüzzaman.

Onca ilmiyle irfanıyla, onca ibadetiyle, takvasıyla nefsine karşı böyle bir duruş sergileyen, böyle bir tavır içinde bulunmayı şiâr edinen bu büyük insanın bu hâlinden, davranışından insanlığın alacağı dersler olmalıdır.

İyiliklerde, hasenâtlarda hemen hiçbir medhalimizin, hiçbir hissemizin bulunmadığını, bunların tamamının yüce Yaratıcı tarafından kulun uhdesine verilmiş birer nimet, birer emanet olduğunu, dolayısıyla bize verilen nimetlerden dolayı gururlanıp fahre girmenin mantıksızlığını da şöyle bir temsil ile nazarlarımıza sunuyor Bediüzzaman: “Eğer binler meyve veren incirin menşei olan küçücük bir çekirdeği ve yüz salkım ona takılan üzümün siyah kurucuk çubuğu bütün o meyveleri, o salkımları kendi hünerleri olduğu; ve onlardan istifade edenler o çubuğa, o çekirdeğe medih ve hürmet etmek lâzım olduğu, hak bir dâvâ ise, senin dahi sana yüklenen nimetler için fahre, gurura, belki bir hakkın var.” (18. Söz, s. 200)

Görünen o ki bu meyanda öyle çok göze batacak bir özelliği, bir güzelliği olmayan insanlara bir şey olmuyor. Ekseriyâ çoğu zaman sıradan insanlardan farklı olarak, bazı kabiliyetleri, bazı meziyetleri, bazı istidatları bulunan insanlara bir şeyler oluyor. Kendilerinde bulunan bu nimetlerin, bu güzelliklerin Yüce Yaratıcı tarafından verildiğini derk etmeyen bu insanlar, onları sahiplenerek, kibre, gurura, fahre girerek kendilerini tehlikeye atmış oluyorlar.

Bu noktada yine Bediüzzaman’a kulak verelim isterseniz: “Halbuki, sen dâim zemme müstehaksın. Zîrâ o çekirdek ve o çubuk gibi değilsin. Senin bir cüz-i ihtiyârın bulunmakla, o nimetlerin kıymetlerini fahrin ile tenkîs ediyorsun. Gururunla tahrip ediyorsun ve küfrânınla iptal ediyorsun ve temellükle gasb ediyorsun.” (a.g.e.)

Verilen nimetlere karşı takınmamız gereken tavrı da Bediüzzaman, “Senin vazifen fahr değil, şükürdür. Sana lâyık olan şöhret değil, tevâzudur, hacâlettir. Senin hakkın medih değil istiğfardır, nedâmettir. Senin kemâlin hodbînlik değil, hudâbînliktedir.” (a.g.e.)

Unutulmamalıdır ki, şeytan ve nefis bazan da sağımızdan yakalayıp bizi aldatıp, saptırabilir. Çok mükemmel, çok kusursuz, çok takva, çok ehl-i hizmet olduğumuzu kulağımıza fısıldayarak, bizi işleterek yoldan çıkarabilir.

Yine Bediüzzaman’a kulak verelim: “Hem deme ki, ‘Halk içinde ben intihab edildim. Bu meyveler benim ile gösteriliyor. Demek bir meziyetim var.’ Hayır, hâşâ! Belki herkesten evvel sana verildi; çünkü herkesten ziyâde sen müflis ve muhtaç ve müteellim olduğundan en evvel senin eline verildi.” (a.g.e.)

06.09.2009

E-Posta: hgultekin@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (30.08.2009) - Hizmette hırs göstermek doğru mu?

  (23.08.2009) - Muzır manilerin de çaresi vardır

  (09.08.2009) - Bir itidal ve sabır örneği

  (02.08.2009) - Yaşlandıkça gençleşen adam

  (26.07.2009) - Ana-baba haksız da olsa, rızası alınmalı

  (19.07.2009) - İntisabın getirdiği sorumluluklar

  (12.07.2009) - Hata ve kusurlarımızı görebilmek

  (05.07.2009) - Nur Talebesinin tatili

  (28.06.2009) - Okumak, onun hayatının en önemli parçası

  (21.06.2009) - Bediüzzaman, kudsî dâvâsını neden talebeleriyle paylaştı?

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.