26 Eylül 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Cevher İLHAN

Kürtleri “temsil” iddiası…


A+ | A-

“Açılım” tartışmalarının en büyük handikaplarından biri de “Kürtlerin temsili” meselesinin çarpıtılması. Ve başta siyasî iktidar olmak üzere, bilerek ya da “bilmeyerek” ecnebî projelerini tatbike teşne medyanın ve mâlum müfsid mihrakların bu çarpıtmasına gelmesi…

Hiçbir mânevî birlik râbıtasını, aynı inancı paylaşan, bu uğurda birlikte şehid düşen; “Hâlıkları bir, Rezzakları bir, Peygamberleri bir, kıbleleri bir, kitapları bir, vatanları bir” olan ve binler birlik bağları bulunan Kürtleri tefrikaya kışkırtan mihrakların ve kişilerin “Kürtlerin temsilcisi” olarak görülmesi tuzağına düşülmesi… (Mektûbat, 310)

Oysa “İslâmdan iftiraka (ayrılmaya) vicdan-ı millîleri asla râzı olmayan Kürtleri” bir asır önceki “kavmiyetçi” ırkçı cedleri gibi İslâm câmiasından ve Türklerden koparma desisesine çalışan Marksist terör örgütü ve içteki işbirlikçilerinin, Kürtleri temsile hakları yoktur.

“Abbasiler zamanından beri bin senedir Kur’ân-ı Hâkimin bayraktarı olarak, bütün cihâna karşı meydan okuyup Kur’ânı ilân eden ve milliyetini Kur’ân ve İslâmiyete kal’a yapan şu vatanın evlâdları”nı birbirinden koparmayı amaçlayan özerklikten eyâlete, otonomiden federasyona varan “raporları” ve “yol haritaları”nı “terör” ve “kan akmaya devam eder” tehdidi ve şantajıyla dayatanların, esâsen Müslüman Kürtlerle de hiçbir alâkası olamaz…

TAŞERONLAR “KÜRTLERİN

VEKİL-İ MÜDAFİİ” OLAMAZLAR…

İbret vericidir ki aynı “Kürtleri temsil” ifsadına bundan doksan yıl önce de başvurulmuş; kimi dinden bîbehre hâricî odaklardan tâlimat alan kavmiyetçiler, kendilerini “Kürtlerin vekil-i müdafii” göstermişler. “İslâmiyetin nâm ve şerefini i’la (yüceltmek) için beşyüz bin kişi fedâ eden ve makam-ı hilâfete (Osmanlıya) olan sadâkatlerini isar ettikleri (akıttıkları) kan ile bir kat daha te’yid eyleyen Kürtler”i temsil iddiasını ileri sürmüşler.

Bu “nâm”la tam bir “ecnebî projesi” olan “Wilson İlkeleri”nce Osmanlı ülkesinin etnik yapı üzerinde bölünüp Doğu Anadolu’da Kürt ve Ermeni devletlerinin kurulmasına zemin hazırlayan fitnelerin ve provokasyonlarda bulunmuşlar.

1919’daki Paris Konferansında İngiliz Başbakanı Lord Gürzon’un tâkip ettiği ve bir yıl sonra “İslâm âlemine ihânet ve bu vatana ve millete müthiş ve gaddarâne bir su-i kasd plânı olan Sevr Antlaşması”yla “karara bağladıkları” Anadolu’yu ırkî ayırımlar üzerinden taksim edip bölüştürme plânının taşeronluğunu yapmışlar. Bunun içindir ki 20 Aralık 1920’de, Paris’te Şerif Paşa ile Ermeni heyeti reisi Boğos Nubar Paşa arasında “Kürdistan” ve “Ermenistan” hakkında bir anlaşma yapıldığı haberlerine karşı, “Hizan Sâdât-ı Karamınan İhtiyat Binbaşısı Muhammed Sıdık” ve “Sâdât-ı Berzenciye’den dava vekili Ahmet Arif”le birlikte İkdam gazetesine “Kürtler ve Osmanlılık” başlıklı bir açıklama gönderen Bediüzzaman, dehşetli oyun hakkında matbûat aracılığıyla kamuoyunu aydınlatır. (Eski Said Dönemi Eserleri, 106-107, İkdam, sayı 8273, 22 Şubat 1338 -7 Mart 1920)

Peşinden Sebilürreşad mecmuasına “Kürdler ve İslâmiyet” başlıklı bir makale yazar. Bediüzzaman’ın makalesinin başına konulan “Bu hususta en fazla söz söylemek salâhiyetini haiz bulunan ve Kürdlerin salâbet-i diniye (dine ciddî samimî bağlılıkları, sahip çıkmaları), necâbet-i ırkiye (soy asâletleri) ve celâdet-i İslâmiyesini (İslâm’dan kaynaklanan yiğitlik ve kahramanlığını) bihhakın temsil eden ve Dârülhikmetü’l İslâmiye azâsından…” tavzihi, dikkate değer. (Eski Said Dönemi Eserleri,107-110, Sebilürreşad, sayı 461, 4 Mart 1336 – 17 Mart 1920) Gerçek şu ki Bediüzzaman’ın uyardığı, Kürtleri İslâm câmiasından ayırmak isteyenlerin, İslâmiyetin şiddetle yasakladığı herhangi Müslüman bir ırkın diğer Müslüman bir ırk aleyhine menfî bir surette istimali komplosu, günümüzde de sinsî bir şekilde devam etmekte…

Bediüzzaman’ın, “vahdet-i İslâmiyenin (İslâm birliğinin) fedakâr ve cesur hâdimi (hizmetkârı) ve taraftarı olarak yaşamış ve dinî an’ananesine sadakati gaye-i hayat bilmiş Kürdler”i ikazının sebebi budur. Bundandır ki İslâmiyet uğrunda beşyüz bine yakın şehid vermiş olan Kürdleri, “İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i’tilaf akdetmek (anlaşmak ve işbirliğine gitmek) suretiyle, salâbet-i diniyeleri (dine kuvvetli bağlılıklarına) hilâfına (aykırı) iftirak-cûyâne âmâl (ayrılıkçı emeller) tâkip etmek”ten sakındırması dersi, bugün daha da önem kazanmıştır. Bediüzzaman’ın, Kürtlerin yegâne emellerinin, “vahdet-i dinî ve millîlerini (dinî ve millî birliği) muhâfaza olduğunu” deklâre eder Kürtlerin, millî vicdanlarına ve hislerine muğayır hareket eden bu tür ecnebî projeleri ve müfsit mihrakları tanımamasını belirtmesinin mânâsı budur. Çünkü bu örgütlerin, odakların terörist elebaşlarının, tıpkı Şerif Paşa gibi evvela Kürtleri temsile ve Kürtler adına söz söylemeye hakları yoktur.

Bediüzzaman’ın “ecnebilerin parmak karıştırmaları”nı izâh eden talebesi Zübeyr Gündüzalp’ın 1950’de Ankara Üniversitesinde verdiği konferansta, “Ecnebî parmağıyla idâre edilen zındıka komitelerinin, İslâmiyeti imha için İslâm memleketlerinde, bilhassa Türkiye’de çevirdikleri desîselere, döndürdükleri hâince dolaplara, irtikâb ettikleri hunhârane (kan emici) ve vahşiyâne zulümlere ve tatbik ettikleri şeytanî menfur plânlara ve iğfalatlara (aldatmalara); tâkip ettikleri iblisâne sinsî metodlarla kardeşi kardeşle çarptıran, yaptıkları aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralarla İslâmın bünyesinde derin rahneler (yaralar) açan ve büyük tahribatlar yapan fitne ve fesad ve tefrika tohumları saçmalarına” karşı ikazı da bunun içindir… (Sözler, 722-72)

Herkesin buna dikkat etmesi gerekir…

26.09.2009

E-Posta: cevher@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (25.09.2009) - Demokratikleşmeye evet, tefrikaya hayır… (2)

  (24.09.2009) - Demokratikleşmeye evet, tefrikaya hayır… (1)

  (21.09.2009) - “Büyük Bayram”ın müjdesi (2)

  (20.09.2009) - “Büyük Bayram”ın müjdesi (1)

  (18.09.2009) - “Açılım”ı kapanmanın eşiğine getiren…

  (16.09.2009) - “Ramazan şenlikleri” ve felâketler…

  (15.09.2009) - “Leyle-i Kadrin hakikati”ndeki duâ ve dâvâ…

  (13.09.2009) - “Eyâlet fikri”, federasyon fitnesine dönüşür…

  (11.09.2009) - “Muhtariyet (eyâlet sistemi), tavâif-i mülûk mukaddimesi…”

  (09.09.2009) - Bediüzzaman’dan içtimaî tesbitler - 2

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.