Şiddetin öfke taşmasından ibaret olmadığına dikkat çeken Psikiyatrist Doktor Mustafa Ulusoy, “Şiddet ‘ben buradayım’ demenin karanlık bir yoludur” dedi.
İSTANBUL / YENİ ASYA - NACİYE KAYNAK DOYRAN
Son günlerde okullarda yaşanan acı olaylar üzerine gazetemize açıklamada bulunan Psikiyatrist Doktor Mustafa Ulusoy, “Şiddet, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Onu sadece öfkenin taşması sanırız. Oysa şiddetin daha derin bir kökü vardır” dedi. Şiddetin arka planında “temas arzusu” olduğuna dikkat çeken Ulusoy, “Dokunamayan insan, yaralayarak dokunmaya çalışır. Bir başkasını acıya sürüklemek, en azından bir etki oluşturmaktır. Şiddet ‘ben buradayım’ demenin karanlık yoludur” şeklinde konuştu.
İNSAN GÖRÜLMEK, DUYULMAK İSTER
İnsanın, temas eden bir varlık olduğunu hatırlatan Ulusoy, “Sadece fiziksel değil, daha derin bir temasın, bir başkasının ruhuna değmenin arayışıyla yaşar. Görülmek ister. Duyulmak ister. Bir başkasının dünyasında iz bırakmak ister. Bu, var olmanın en temel teyididir. Fakat modern insanın trajedisi şudur: Kalabalıkların ortasında yaşar, fakat kimseye değemez” dedi.
HİSSETME ZAYIFLADIKÇA KAYITSIZLIK YERLEŞİR
Kitle iletişim araçlarının “parıltılı yüzleri”yle her gün karşılaşan insanların, başkaları hakkında her şeyi bildiğini ama kimse tarafından bilinmediğini ifade eden Ulusoy, “Tanıdık yüzlerin istilası altında, kendi yüzü silikleşir. İşte tam burada, görünmeyen bir yara açılır: İlişkisizlik. Bu yara, başlangıçta sessizdir. Bir sızı gibi. Bir eksiklik hissi gibi. Ama zamanla derinleşir. İç yaşam kurudukça, duygular solmaya başlar. Hissetme yetisi zayıfladıkça, insanın varoluşunu doğrulayan o ince titreşim kaybolur. Yerine kayıtsızlık yerleşir” sözleriyle şiddete giden süreci anlattı. Ulusoy, “Kayıtsızlık aşırı uyarılmış bir ruhun kendini koruma çabasıdır. Fakat aynı zamanda tehlikeli bir eşiğin de başlangıcıdır. Çünkü insan, hiçbir şey hissetmemeye uzun süre dayanamaz. İşte o noktada, şiddet sahneye çıkar” dedi.
EN BÜYÜK ACI FARK EDİLMEMEKTİR
Ulusoy özellikle bazı şiddet eylemlerinin bir yokluk çığlığı olduğuna, “Beni gör!”, “Beni hisset!”, “Ben de varım!” anlamına geldiğine dikkat çekerek, “Özellikle çocuklarda ve ergenlerde bu durum daha çıplak görünür. Fark edilmeyen bir çocuk, bazen yıkıcı davranışlarla kendini görünür kılar. Kınanmak bile bir tür kabuldür onun için. Çünkü en dayanılmaz olan şey nefret edilmek değil, hiç fark edilmemektir” dedi.