"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Özür” dileyip “helâlleşmenin” yolu

Ali FERŞADOĞLU
10 Mayıs 2022, Salı
Beşeriz, bilmeyerek veya bile bile hata ederiz. Kimi zaman ehl-i hizmet kardeşlerimizin şahsî kusurlarını şiddetle tenkit ile gıybet ederiz! Oysa İhlas’ın ikinci düsturuna göre men edilmişiz!

Bazan da “insî, cinnî” şeytanların, ifsat komitelerinin, ehl-i dünyanın hafiye ve propagandacılarının tahriki veya icbarıyla omuz omuza yıllarca hizmet verdiği ehl-i hizmet kardeşini aşağılar, itibarsızlaştırır, hatta bilmeden de iftira eder! Bediüzzaman’ın tesbitiyle, “Nefis ve hevâ ve his ve vehim bazen aldatıyorlar.” (Lem’alar, s. 170.)  

O halde yapılacak şey, insanlığın, Müslümanlığın, Risale-i Nur meslek ve meşrebinin önemli umdelerinden birisi olan “özür” dilemek ve “helallik” almaktır! Bunun da yolu şöyle belirlenir: “Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze (Allah’ın himayesine sığınma, korunma ve güvenli bir sığınağa iltica) eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur.” (Lem’alar, s. 91.) “İtiraf etse”, özür ve helallik dilese “affa müstehak olur.”  

Fakat, “itiraf etmeyip istiğfar ve istiâze yolunu kapatıp” kasten, teammüden kardeşlerini tenkit, gıybet ile yıpratmaya, itibarsızlaştırmaya, hizmetlerine sekte vurup zarar vermeye çalışan, “Şeytanın mühim bir desisesine” kapılmış “kendini avukat gibi müdafaa” ile taksirattan takdis ediyor, demektir. “Çünkü, şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de, yüz tevil ile tevil ettirir… Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için, ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur.”  

Eğer hiçbir ikaz ve nasihate kulak asmıyorsa o zaman, “Ehl-i dünyanın (siyasetin) hubb-u cah (makam, mevki, şan-şöhret sevgisi), havf damarı (enva-ı çeşit korkutma yöntemleri), tama (mala karşı aç gözlük), asabiyet-i cahiliye/milliyetçilik damarı; enaniyet (benlik, egoizm) veya dünyanın başka cazibedar şeylerin” (Mektubat, s. 401-412.) tuzağına düşüp vurgununu yemiştir! 

Ki, Risale-i Nur’un uyarı ve ikazlarını dinlemezse, “Zarara râzı olana şefkat edilmez mânâsındaki ‘Erradı, baddarari la yunzaru lehu/Zarara rızâsıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir.’ kâide-i esâsiyesiyle şefkat hakkını ve merhamet liyâkatini kendilerinden selb etmişler. Onlara acınmayacak ve şefkat edilmez. Ve lüzumsuz başlana belâ getirirler.” (Kastamonu Lâhikası, Enstitüsü/internet, s. 84) 

O halde, “Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhafaza ederek oradan geçip giderler.” (Furkan Sûresi, 25:72.) mealindeki ayete göre hareket etmeli. 

Okunma Sayısı: 1751
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Seyit Ali

    10.5.2022 12:32:54

    Beşerim kusurluyum itiraf ediyorum. Her hak sahibinden ne şekilde hakkı varsa hatalarımdan kusurlarımdan dolayı özür dilerim. Haklarınızı helal ediniz.

  • S.topuz

    10.5.2022 11:02:16

    " İşte bu zavallı müslümanlar hak ve hakikat mesleğinde giderlerken, hataya ve yanlışa düşmeleri yüzünden ihlasları zedelenmiş, aralarına rekabet girmiş, beynlerindeki ittifak ve ittihad yerine tefrika ve ihtilaf girmiş.. binnetice, bu haller tedavi edilmemiş, bu marazlar tevessü' etmiş; bu halleri gören ehl-i dalalet, ehl-i İslâmın bu ihtilafat ve tefrikasını ganîmet bilmiş, desiselerle âlem-i İslâma hücum etmişler, zavallı ehl-i İslâmı pek müdhiş bir esaret altına almışlar, mahvetmek için çalışmışlar. İşte asırlardan beri üçyüz elli milyon ehl-i İslâmı, zincirler altında, her gün, her saat, her an inim inim inleten haletlerin sebebleri, bu risalenin Birinci Noktasıyla pek hakikatlı bir surette izah edilmiş. " Lemalar - 398

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı