"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lösemide esas tedavi kemoterapidir

13 Aralık 2015, Pazar
Prof. Dr. Sema Anak; “Kemoterapi ile eski yıllara göre çok başarılı neticeler sağlanmaktadır. Esas sorun çok yüksek riskli hastalar veya tekrarlayan olgulardır. Bu durumlarda yine öncelikle kullanılacak kemoterapi ile hastalık kontrol altına alındıktan sonra kemik iliği nakli ile tedavi tamamlanabilir.”

Prof. Dr. Anak, lösemi tedavisinin süreçlerini ve başarı oranlarını anlattı.

Son dönemlerin en tehlikeli kanser türlerinden biridir Lösemi. Oldukça zorlu bir tedavi süreci olan Lösemide, eski dönemlere nazaran tedavilerdeki başarı oranlarımız daha iyi durumda olsa da, hâlâ sıkıntısını çektiğimiz durumlar da yok denemez. Bu anlamda, Lösemiye dair değerli bilgilerinden istifade etmek için Medipol Üniversite Hastanesinde hizmet veren Hematoloji ve Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Sema Anak Hoca ile sohbet ettik ve aklımıza takılan soruları sorduk...

Lösemiyi, herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatır mısınız? Lösemi nasıl bir hastalıktır, belirtileri nelerdir?

Lösemi, kan hücrelerinin, sıklıkla akyuvarların (tıptaki adı ile lökositlerin) vücutta kontrolsüz olarak çoğaldığı kanserine verilen addır. Bu hastalık kanın yapıldığı yer olan kemik iliği içinde belirir ve genellikle henüz olgunlaşmamış beyaz kan hücrelerinin aşırı miktarda üretilmesiyle kendini belli eder. Löseminin başlangıç bulguları olarak nedeni bilinemeyen ateş, halsizlik, yorgunluk, solukluk, kemik ağrısı, lenf bezlerinde şişme, ciltte ve sistemik (burun, diş eti, idrar, mide-barsak vb) kanamalar, karaciğer-dalak büyüklüğü ve kan sayımında değişiklikler sıralanabilir.

Oluşum sebepleri nelerdir? Genetik bir yönü var mıdır?

Lösemilerin kesin nedeni bilinmemekle birlikte birden fazla neden olabilecek unsurun bir araya gelmesi ile oluştuğu düşünülmektedir. Bilinen nedenler arasında viral etkenler, iyonizan ışınlar, benzen benzeri kimyasallar, bazı kemoterapötik ilâçlar, bazı genetik bozukluklar sıralanabilir. Lösemili çocuklarda anne karnına kadar geriye giden kromozom bozuklukları da gösterilmiştir. Bazı genetik hastalıklarda (bağışıklık yetersizliği hastalıkları, Down sendromu vb) lösemi eğilimi topluma göre fazladır. Yine bazı ailelerde genetik olarak kanser eğilimi fazla olabilir. 

Ülkemizde hangi türü daha sık görülmektedir; yaş grubu ve görülme sıklığı nedir? Türlerine göre tedavi edilme süreçleri aşağı yukarı belli midir? 

Lösemi çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık % 25-30’unu oluşturur ve sıklık olarak birinci sıradadır. Toplumda 100.000 kişide 3-4 sıklıkta görülür ve diğer ülkelerle benzerdir. En sık 2-5 yaşta görülür. Kaynak aldığı hücre tipine göre adlandırılır. Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) olguların yaklaşık % 80’ini oluşturur, Akut Miyeloid Lösemi (AML) % 17 ve çok daha nadir olarak Kronik Miyeloid Lösemi (KML) % 3 sıklıktadır. ALL tedavisi yaklaşık 2-2.5 yıllık bir süreçtir. AML tedavisi ise yaklaşık 1 yıl sürer. ALL’de başarı günümüzde % 80-90 civarındayken, AML’de bu oran % 60-70 civarındadır. 

Kemoterapi tedavi yönteminin, lösemi hastalığındaki yerinden bahsedebilir miyiz biraz? Sizce “Kemoterapi” yeteri kadar başarılı bir tedavi yöntemi midir?

Lösemide esas tedavi kemoterapidir. Nadiren radyoterapi de buna eklenmektedir. Kemoterapi ile eski yıllara göre çok başarılı yaşam oranları sağlanmaktadır. Esas sorun çok yüksek riskli hastalar veya tekrarlayan olgulardır. Bu durumlarda yine öncelikle kullanılacak kemoterapi ile hastalık kontrol altına alındıktan sonra kemik iliği nakli ile tedavi tamamlanabilir.

Kemoterapi tedavi döneminde hassasiyet gösterilmesi ve özellikle dikkate alınması gereken unsurlar nelerdir? 

Bu süreç hastanın tüm bağışıklık sisteminin ortadan kalktığı bir dönemdir. Gerek hastalık, gerekse yapılan tedaviler bu duruma yol açar. Bu nedenle hasta tüm infeksiyonlara açık hale gelir. İnfeksiyonun önlenmesi için hastaya koruyucu tedaviler verilse de bazen infeksiyonlar gelişebilir ve acilen tedavi edilmelidir. Bu süreçte aileler hastaları kalabalık ve hasta kişilerin bulunduğu ortamlardan uzak tutmalı, hatanın beslenmesinde kullanılacak gıdaların mikroptan arındırılmış, tercihan pişmiş olmasına ve bekletilmeden tüketilmesine özen göstermelidirler. Ateş saptandığında da acilen hastaneye başvurmalıdırlar. Hastalara ayrıca ihtiyacına göre ve özellikle kanamayı önlemek için kan ve kan ürünleri de verilebilir.

Aileler kemik iliği örneği alınma işleminden biraz ürküyor sanırım! Bu, gerçekten çok korkutucu bir işlem midir? Kemik iliği örneği alındıktan sonra devamında yapılacak şeyler nelerdir? 

Kemik iliği alma işlemi lösemi tanısının olmazsa olmaz unsurudur ve kesin tanı ancak bu işlemle konur. Yapılan işlem uzman ellerde kolay ve sıradandır, önemli bir yan etkisi yoktur. Ağrıyı engellemek ve temiz ortamlarda yapmak amacıyla son yıllarda anestezi altında uygulanmaktadır. Kemik iliği örneği uzmanlarca incelenerek tanı kesinleştirilir. Ayrıca bu örnekten immünolojik, moleküler, genetik tanı yöntemleri de yapılarak hastalığın tipi, alt grupları ve risk durumu belirlenir.

Günümüzde tedavilerde başarı oranları nedir? Bu başarıyı destekleyen etkenler nelerdir Hocam?

ALL’de başarı günümüzde % 80-90 civarındayken, AML’de bu oran % 60-70 civarındadır. Tedavi başarısını etkileyen en önemli faktör tedavinin uzman kişilerce ve tam donanımlı hastanelerde yapılmasıdır. Tabiî hastane ortamının infeksiyon açısından korumalı olması da önemlidir.

Yurt dışındaki tedavi imkânlarını ve alınan sonuçları kendi ülkemizdeki imkân ve sonuçlarla karşılaştırdığımızda ortaya nasıl bir tablo çıkıyor? Özellikle yurtdışında tedavi görmek isteyen hastalar için bu noktada neler söylemek istersiniz?

Bugün için çocukluk çağı lösemileri, uygun şartlarda tedavi edildiğinde, başarı şansı Batı ülkeleri ile aynıdır. Ülkemizde Batıda yapılan tüm uygulamalar başarıyla yapılabilmektedir ve hastaların dış ülkelere gitmeleri gerekli değildir. Hatta günümüzde pekçok ülkeden hasta ülkemize gelerek tedavi olmaktadır.

Ülkemize biri İstanbul bir diğeri de Ankara’da olmak üzere iki tane “Kemik İliği Bankası” var. Sizce lösemi için bu sayı ülke bazında yeterli midir? 

Yıllardır özveriyle hizmet veren bu iki kemik iliği bankasının yeterince gelişememesindeki en önemli unsur gönüllü vericilerin kan örneklerinden çalışılması gereken doku grupları için varolan finansman sorunudur. Bu bankaların gönüllü bazlı çalıştığı göz önüne alınırsa kurumların bu finansmanı sağlaması gereklidir, ancak bu kurumlar açısından önemli bir yük oluşturmakta ve karşılanmasında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu yıl Sağlık Bakanlığının konuya eğilmesiyle “Türkkök” kurulmuş ve Kızılay aracılığıyla sağlanan donör örnekleri artık devlet desteğiyle çalışılmaya başlanmıştır. Şu anda eskiden gelen yaklaşık 40.000 vericiye ilâveten 50.000 verici daha sisteme eklenmiştir. Bu sayı giderek artmaktadır. Hedef ülke gereksinimlerini karşılayabilecek bir banka oluşturulmasıdır.

İlik nakli noktasında donör bulmakta güçlük çekiyor muyuz? Bu anlamdaki sıkıntılarımız nelerdir? Donör uygunluğu noktasında kimlerin şansı daha yüksektir?

Kemil iliği naklinde verici bulmak ciddî bir sorundur. İdeal verici doku grubu uygun kardeştir ve genelde kardeşlerin uyma şansı % 25’dir. Çok çocuklu, aile içi evlilikleri olan ailelerde bu oran biraz daha artabilmekte ise de genelde kardeş uyumu her zaman olamamaktadır. Bu durumlarda dünya kordon kanı ve kemik iliği bankalarından verici aranmakta ve uygun verici bulunursa ilgili bankadan kuryelerce getirilen hücreler kullanılmaktadır. Bu süreç uzadığında veya verici bulunamadığında anne-babadan alınan hücrelerle de nakil yapılabilmektedir, ancak bu uygulamalar biraz daha riskli kabul edilmektedir.

Lösemi hastalığı maddî anlamda masraflı bir hastalık mıdır? İlik nakillerinin özel hastanelerde yapıldığını biliyoruz. Bunun sebepleri nedir ve bu anlamda devlet aileye maddî olarak destek sağlıyor mu?

Lösemi tedavisi maddî olarak yüksek meblâğlı bir uygulamadır. Özellikle kemik iliği nakli de gerektiğinde bu miktar daha da artmaktadır. Kullanılan kemoterapi yanında infeksiyon korunma ve tedavisi, kan ve kan ürünleri önemli miktarlara çıkmaktadır. Ancak devletin ilgili kurumları her türlü tedavi masraflarını karşılamaktadır. Kemik iliği naklinde devlet kurumları veya özel hastanelerde hastalar aynı şartlarda tedavi görmekte ve hiçbir fark ücreti ödememektedirler. 

Melek Şafak / meleksafak@yeniasya.com.tr

Etiketler: melek şafak
Okunma Sayısı: 39795
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı