"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman milletvekillerini uyarıyor-3: Dünya için Din feda edilmez

Hüseyin Kıymık
25 Mart 2026, Çarşamba
Üçüncü zakkum ağacı: Müslüman milletlerin aralarına nifak sokmakla onları bölmeye, şahısların kalplerine fitne sokmakla dağıtıp bozmaya, halkın arasında birlik ve beraberliği sağlayan manevî değerlerin ve fikirlerin aleyhinde bulunarak onları parçalayıp yok etmeye, aralarında kargaşa meydana getirip kurulu düzenlerini bozmaya çalışacaklardır.

Dizi: Üstad Bediüzzaman milletvekillerini uyarıyor - 3

Halbuki en basit ve en korkak bir insana sağlam ve doğru dinî bir duygu ve anlayış verilse, bu kişi, bu defa en fedakâr ve en cesur bir hale gelerek manevî değerleri için canını ve ruhunu feda eder. Dinî bir terbiye verilmeden, vatan ve millet sevgisi ve dünya saadetini sağlayan duygular, ancak binde bir kişiye fayda verebilir.

Topluma bu yüksek duygular ancak dinî terbiyenin verilmesiyle, İslam’ın büyüklüğünün ve dinî kuralların öneminin anlatılmasıyla olur. Şayet toplumu ayakta tutan manevî değerler, din nâmına olmazsa, yani din ile bağlantısı kurulup o manaya istinad ettirilmezse idareciler halkın nazarında iki yüzlü ve dinsiz gibi görünecek, birlik ve beraberliğimiz ve toplumun idareye karşı itaati örümcek ağından daha çürük olacaktır. Düşünün ki dinin verdiği manevî değerlerden mahrum bir asker savaş alanında nasıl fedakârlık gösterecek? Dünyevî hangi makam ve mal, onu ölüme gülerek götürecek? 

Eğer Şeriat karşımıza cisimleşmiş bir varlık olarak çıksaydı istibdadı şeytanı lânetler gibi tel’in edecekti. Siz dinimizin ortaya koyduğu evrensel (şer’î) kuralları elinizden bırakmayınız, ta istibdat pis eliyle meşrutiyetin vücudunu lekelendirmesin.

Gelelim meşrutiyet zemininde meydana gelen üç tuba ağacına:

Birinci tuba ağacı: Birlik ve beraberliktir. Bu da ancak İslâmiyetin hakkıyla yaşanmasıyla sağlanır. Avam ile havas arasındaki düşmanlık uçurumunu temelinden yok edecek ancak dinin kurallarıdır. Zenginler ile fakirleri barıştıran, aralarında birliği sağlayıp eşit hale getiren zekât ve sadaka emrine sahip dindir. Şayet bu husustaki yapacağınız düzenlemeler din adına olmazsa biçare avam geçmişe dönüp gidecekler ve sizleri Asr-ı Saadete şikâyet edeceklerdir.

İkinci tuba ağacı: Hürriyetle elde ettiğimiz İslâmî medeniyetin gençlik elidir. Şeriat yani İslâmiyet bu medeniyetin güzelliklerini elde etmemizi emrediyor. Medeniyeti ihtiyarlatıp yok edecek olan gayri meşru hallerden, israftan, sefahatten ve gelirdeki dengesizliklerden bizi menediyor.

Üçüncü tuba ağacı: Geleceğimizde maddî ve manevî kalkınmamızın daha iyi olmasını sağlayacak olan dinimize olan bağlılığımızdır. Medeniyetimizin temelini oluşturup onu ayakta tutan, damarlarında dolaşarak ona hayat veren kan Şeriat-ı Ahmediyedir.

Meşrutiyette gerçek ilim adamları sayesinde dinimizin özüne vukufiyetle İslâmiyet, İsrailiyattan ve lüzumsuz teşbihlerden arınacağından dinimiz dünya medeniyetinin de damarlarında dolaşan bir kan olacaktır.

İslâmiyet güneşi, siyasetin semasındaki karanlık bulutlardan kurtulacağından, medeniyet ay’ı en güzel bir şekilde aydınlanacak, Asya tarlasının çiçeklerini nemalandıracak ve süsleyecektir.

Gerçek manada İslâm’ı yaşayıp, hayatlarının prensibi yapanlar, her bakımdan siyasî ve dahi adamlar olacaklar, İslâmiyeti hurafelerden temizleyecekler ve içine sokulan saçmalıkları tamamıyla sileceklerdir.

“En kat’î fazilet odur ki, düşmanlar dahi onun tasdikine şehadet etsin.” İşte Amerikalı bir feylesof olan Mister Carlyle itiraf ediyor ki: “İslâmiyet çıktığı zaman âteş-i cevval gibi, odun parçalarına benzer sair edyan ve efkârı bel’ etti.” Yani İslamiyet çıktığı zaman, hareket eden bir ateş gibi, odun parçalarına benzeyen sair dinleri ve fikirleri yuttu. Daha buna benzer pek çok Avrupa feylesofu İslamiyeti tasdik edip itirafta bulunuyorlar.

Netice: Bizler, içinde çok kıymetli cevherlerin bulunduğu büyük bir hazineye sahip olduğumuz halde, sanki bizim dinimizde kural ve kanun eksikleri varmış gibi, ahkâmda güya fakirliğimizi ortaya koyarak, ahlâkta ecnebîlere dilencilik etmek, onlardan ahlâk dersi almaya çalışmak İslâmiyete büyük bir hıyanettir ve milletimizin maddî ve manevî hayatını yok etmeye çalışmaktır. Şunu iyi bilelim ki dünya için din feda edilmez. Aklî deliller üzerine kurulmuş olan İslâm dini başka dinlerle kıyas edilmez.

Evet, Avrupa’dan dinimizin emriyle bazı şeyleri almaya mecburuz. Meselâ; ihtiyacımız olan alanlarda gelişimi sağlayacak bazı fennî bilgiler gibi. Teknolojilerinden işimize yarayanları elbette almamız gerekir.

Avrupa bizden yalnız adaletli olmamızı ve medeniyeti bekler, tâ ki dengesi bozulmasın. Bu iki esas, yani adalet ve medeniyeti aslında bizim dinimiz tesis etmiştir. Dinî yaşantımızı zayıflatmamızla bizim aslında vazgeçilmezlerimiz olan hürriyet ve medeniyetimiz bataklıkta, kokuşmuş sularda zehirlenmiş ve bozulmuş çiçek ve meyvelere benzer.

Acaba Hulefa-i Raşidîn, Emevîlerden Ömer ibni Abdülaziz ve yine Endülüs’teki Emevîler ve Abbasîlerden Harun Reşit dinde zaafiyet göstermeleriyle mi ilerlediler? Hem yine yabancıların araştırmalarıyla dahi sabit değil mi ki, tarihte biz ne zaman dinimize tam sarılmışsak o nisbette terakkî etmişiz. Dinimizden ne zaman uzaklaşmışız, onu yaşamaz hale gelmişiz, işte o zaman da tedennî etmişiz.

Geçmiş zamanda, âlemde hükmünü sürdüren istibdadın babası durumunda olan vahşet yaygın olduğu halde, İslâm’ın ilk dönemlerinde yaşanan hürriyet, adalet ve toplumda sağlanan eşitlikler açık bir delildir ki, İslam dini gerçek hürriyeti ve adaleti, ibadette gösterdiği eşitlikleriyle, hukuktaki eşitliği bütün bağlarıyla ve levazımatıyla içine almıştır.

— Devam edecek —

Okunma Sayısı: 424
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı