"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şahıs değil şahs-ı manevî

Ece İrem Toros
10 Eylül 2019, Salı 00:07
Risale-i Nur ifrat ve tefritten sıyrılıp her zaman vasat yoldan gidilmesi gerektiğinin altını çizer.

Talebeliğin önemli hususlarından olan vasat çizgiyi takip etmek bizler için oldukça önemli. Şahısları ön planda tutmak, hakikatleri kişilerden bilmek ve onlardan beklenti içine girmek vasat çizginin tamamen dışında bir durum. 

Bediüzzaman şahıscılığın zararlarından şöyle bahsetmiştir: “Evvelâ: Bâki bir hakikat, fâni şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikata zulümdür. Her cihetle kemalde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye maruz ve mübtela şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır.”(Emirdağ Lahikası) “Fâni ve çürütülebilir bir şahsiyeti, bâzı cihetlerle birinci vazifede pişdarlık eden Nur Şâkirdlerinin şahs-ı mânevîsini temsil eden o âciz kardeşine veriyorlar. Halbuki bu iki iltibas da Risale-i Nur’un hakikî ihlâsına ve hiçbir şeye, hattâ mânevî ve uhrevî makamata dahi âlet olmamasına bir cihette zarar verdiği gibi, ehl-i siyaseti de evhama düşürüp Risale-i Nur’un neşrine zarar gelir. Bu zaman, şahs-ı mânevî zamanı olduğu için, böyle büyük ve bâkî hakikatlar, fânî ve âciz ve sukut edebilir şahsiyetlere bina edilmez!” (Sikke-i Tastik-i Gaybi)

Biliyoruz ki asır şahıs ve ferd asrı değildir. Üstadın tabiriyle “Bu zaman, cemâat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar hârika olsalar, cemâatın şahs-ı mânevîsinden gelen dehasına karşı mağlûb düşebilir.”(Tarihçe-i Hayat) 

Bu zaman şahs-ı mânevî zamanıdır. Günahların her taraftan hücum ettiği ahirzamanda bizleri kurtarabilecek şey şahs-ı mânevî çatısı altına girmektir. 

Şahıscılığı ortadan kaldıran en etkili kuvvet ise istişare ve meşverettir.“Ve işlerde onlarla istişare et.” (Âl-i İmran Sûresi: 159.), “Onların aralarındaki işleri istişare iledir.” (Şûrâ Sûresi: 38.) âyet-i kerîmeleri ile istişarenin önemi vurgulanmıştır.Her zamanın bir hükmü ve hükümranlığı vardır. Bu asırda da ancak şahs-ı mânevîler hükmeder ve mukavemet edebilir.Şahıslara bağlanmak ise Nur mesleğine zarar verir ve gölge düşürür.

Bediüzzaman kendi şahsiyetini hiçbir zaman ön plana çıkarmamıştır. Aksine sözlerinin mihenge vurulmasını söylemiştir. ‘Benim sözümü de ben söyledim diye tamamını hüsn-ü zan edip kabul etmeyin’ demiştir. ‘Şimdi benim de bir reyim var, ben bir hiçim, meziyet ve makam şahsıma ait değil Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsine aittir’ demiştir.

Şahıslar kusurlu, noksan, fani, geçici ve hatalıdır. Bu nedenle baki hakikatler kişiler üzerine bina edilmemeli. Şahs-ı mânevî esas tutulmalıdır. “Bu zaman ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman cemaat zamanıdır, cemaatten çıkan bir şahs-ı mânevî hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için, bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini o havuza atmaktır ve eritmek gerektir. Yoksa o buz parçası erir, zayi olur, o havuzdan da istifade edemez.” (Kastamonu Lâhikası)

İnşallah bizlerde şahs-ı mânevi havuzunda eriyip, baki hakikatlere bağlanan talebelerden olalım. Amin

Okunma Sayısı: 1599
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı