"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Unuttuğun en önemli an

Ece İrem Toros
23 Haziran 2019, Pazar
Unutmak ve hatırlamak insanın tabiî sıfatlarındandır. Unutmak kimi zaman bizler için en güzel nimetlerden biridir.

İnsan her şeyi hatırlamak istemez; özellikle yaşadığı kötü olayları, acıları, kayıpları hemen unutmak ister. Bazı hadiseleri, kişileri, anları ise hiç unutmak istemeyiz. Hatırlamak bizler için en güzel nimet olur.

Unutmakta, hatırlamakta Cenab-ı Allah tarafından bizlere sunulmuş bir ihsan-ı İlâhî. Allah bizlere bir şeyi unutturuyorsa hatırlatanın kim olduğunu hatırlatmak için belki de.

Unuttuğumuz en önemli şeyi hatırlıyor muyuz? Ya da şöyle sorayım unuttuğumuz en önemli an hangisi sizce? Anne karnında geçirdiğimiz saatler mi, çocukken ilk yürüdüğümüz an mı, ilk gülümsememiz mi, ilkokulun ilk günü mü? Cevap hiçbiri değil. 

Unuttuğumuz en önemli an, ilk imtihanımız, verdiğimiz ilk söz anı: 

Kâlû Belâ.

Bediüzzaman Hazretleri bezm-i elest zamanında ruhun “ebedler tarafında ve zerreler âleminde” bulunduğunu bildiriyor. (Sözler)

“Kâlû Belâ, bir Kur’ân ifadesidir. İnsanın, ruhlar âleminde bir zerre halinde yaratılarak İlâhî programa girdiği ilk zamanda gerçekleşen bir olaya ışık tutuyor.” (Sözler) Yani Cenab-ı Hakk’ın huzuruna ilk çıkış anımız. Allah’ın huzurunda verdiğimiz ilk söz. Rabb-i Rahimimiz “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sorduğunda bütün ruhlar kendinden emin, tam bir sadâkatle “Elbette ya Rab! Sen bizim Rabbimizsin. Biz buna şahidiz.” dediler. 

Kur’ân-ı Kerîm’de bu anın hikmeti şöyle geçiyor: “Onlara böylece şahitlik ettirdik ki, kıyamet gününde, ‘Biz Rabbimiz olan Allah’ın varlık ve birliğinden ve O’nun hükümlerinden habersizdik’ demeyin. Yahut ‘Atalarımız bizden önce Allah’a ortak koşmuşlardı. Biz de onların arkalarından gelen nesilleriz. Atalarımızın batıl işleri yüzünden bizi helâk eder misin?’ de demeyin.” (A’râf Sûresi, 172) Ve o gün orada bütün insanlar ilk imtihanlarını geçtiler. İlk sözlerini verdiler.

Hiçbirimiz verdiğimiz bu sözü, akti hatırlamıyoruz. Hatırlamıyor oluşumuz yaşamadığımızı göstermez elbette. Anne karnında geçirdiğimiz günleri de hatırlamıyoruz, ama kimse anne karnında geçirdiği günleri inkâr edemez. Hatırlamayışımız hafızamızın zayıflığından kaynaklanıyor.

Bu anı hatırlamak imanın inkişafıyla kolaylaşıyor. Âyetin bize verdiği haber doğrultusunda bu anı gerçek âlem olan ahirette hatırlamamız mümkün olacaktır. Bu dünyada ise bu anı hatırlamayı kolaylaştıran şeyin yüksek bir kemal ve olgunluğun imanla inkişafı olacağı söylenmiştir.

Unuttuğumuz en önemli anı hatırlamanın formülü imanın inkişaf etmesiyle kolaylaşıyorsa, biz de imanımızı kuvvetlendirmeye çalışalım. ‘İman hem nurdur hem kuvvettir.’ kaidesince iman hafızamıza da kuvvet veriyor. Bizleri hatırlamaya çağırıyor. Cenab-ı Hak imanlarımıza kuvvet versin inşallah, amin.

Okunma Sayısı: 1011
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı