"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Deprem ‘algı’sı

02 Şubat 2020, Pazar 02:00
Editör'den...

Merhaba arkadaşlar üzerinden biraz zaman geçmiş olsa da bu hafta yine depremle alâkalı birkaç meseleden bahsetmek istiyorum.

Depremin acısı taze olmakla birlikte ülke olarak depreme hazır olmayışımız bizi afallattı ve bir çok tartışmaya kapı açtı. Gerçi depremin araştırılması önergeleri AKP ve MHP’nin oylarıyla mecliste reddedilmiş olsa da yine de konuşacak bir şeyler vardır kanaatindeyim. Öncelikle herkesin en çok merak ettiği konu olan deprem vergilerinden başlayalım. 

Algı çok iyi

Dostlar hepimiz duyduk. Sayın vali depremle ilgili, ‘Kamuoyunda ALGI çok iyi’ dedi. Eğer sorgulayan bir vatandaş olsaydı ‘Kamuoyunda VERGİ nasıl?’ derdi, ama dememiş bu yüzden de ona küsecek değilim. Sadece insan isterdi ki deprem vergileri dokunulmazlığı olan veya dokunması biraz daha zor olan bir takım kişi ve kurumlar tarafından sorgulansaydı da ‘nerede bu vergiler’ diyen vatandaşlar gözaltına alınmasaydı... Gerçi söz konusu soru belli çevrelerde makes bulmuş olacak ki biraz daha dillendirilmeye başlandı ve galiba en son CHP genel başkanı Kemal Kılışdar bey bu konuyu dile getirdi. 

Deprem vergisi 

Vergiler nerede diye soruyoruz, ama galiba vergilerin nerede olduğunu bilen birisi ‘Deprem vergisi depreme gitmek zorundan değil’ şeklinde bir beyanat veriyor. Deprem başlığı altında toplanan bir para neden başka bir başlık altında değerlendiriliyor? Bir maksatla toplanan bir paranın aynı maksat için harcanması icap etmez mi? Devlet bu tarz âcil durumları hesap ederek tedbir almak ve muhtemel zararı karşılayacak bir bütçe bulundurmak zorunda değil mi? Gerçi deprem vergisinin depreme gitmesine gerek olmayan bir memlekette muhtemelen devlet de vatandaşın iyiliğini düşünmek zorunda değildir...

Mutlusunuz değil mi?

Arkadaşlar bütün bu olaylar yaşanırken ve Elazığ halkı evlerinden uzak düşmekle imtihan olurken kamuoyundaki algının iyi olduğunu düşünen valiyle aynı kafadaki bir CNN muhabiri “insanlar sıcak çadırlarında mutlu mutlu oturuyorlar” ayarında bir şey söyledi ve depremzedelere ısrarla “mutlusunuz değil mi?” diye sordu. Kendisi sanırım mutlak huzura ermiş bir büyük zat olacak ki her şartta mutlu olabilmeyi başarıyor ve insanlara bunu öğütlüyor. Bence bu muhabir aynı soruyu çadırda kalmak zorunda olan vatandaşa değil ne yazık ki fırsatçılık yapıp kiraları 2 katına çıkartan Elazığ’daki bir kısım ev sahiplerine sorsun. Nasıl mutlusunuz değil mi? Yazık.

Güvendeyim

Malûmunuz ülke olarak deprem kuşağındayız. Çok yakın bir zamanda İstanbul’da da bir deprem yaşamıştık. Bu sebeple, kullanmak zorunda kalmamayı dileyerek, AKUT’un çıkarttığı ‘güvendeyim’ adlı uygulamayı telefonlara yükledik. Elazığ depreminin peşine yapılan araştırmalarda ise halkın yüzde 86 gibi büyük bir çoğunluğunun depreme hazır olmadığı ortaya çıkmış. Yani bu söz konusu uygulama deprem esnasında işe yarayabilecek olsa bile maalesef insana kendisini güvende hissettirmiyor. Güven verecek tek şey ise hükûmetin bu konuda bir şeyler yapması. Gerek tedbirler alınması, gerek yatırımlar yapılarak çok geç kalınmış olan altyapının hazırlanmaya başlanması... Çünkü bu % 50’yi evde zor tutmaya benzemez. % 100’ü evlerinde güven içinde tutmalısınız... Umuyoruz ki her sefer ve her hadisede olduğu gibi vatandaş bu çok ciddî konuyu da unutup rafa kaldırmasın. Sevgiler, saygılar...

Okunma Sayısı: 403
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı