Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 12 Eylül 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

‘Mürted’ devrim lideri



Bir dönem ülkemizde ‘mürid-i mürted’ kavramı meşhur olmuştu. Şimdi Sudan da galiba tersi geçerli: “Mürşid-i mürted’. Sudan’ın ‘dinî lider’i ve mürşidi olmaya aday olan Hasan Turabi şaz fetvalarıyla kimileri tarafından ‘mürşid-i mürted’ ilân edildi. Sudan’ın ilginç bir kaderi var. Zıt kutuplar aynı suçlamalara muhatap oluyorlar. Cumhuriyetçilerin lideri olarak bilinen Mahmud Muhammed Taha ‘sapık’ fikirlerinden dolayı irtidatla suçlanarak 1985 yılında idam edilmiş. Taraftarları bundan birinci derecede Hasan Turabi’yi sorumlu tutuyorlar. Batılılar tarafından hikâyesi hâlâ ilgiyle izlenen Mahmud Muhammed Taha’nın taraftarlarına göre liderleri yenilikçi yani müceddit, mütefekkir ve düşünce adamlarından birisi idi. Taraftarlarına göre Mahmud Muhammed Taha Sudan’ın Hallac’ı ve Sühreverdisi idi. O sıralarda NYTimes’in Kahire Temsilcisi olan Judith Miller, Taha’nın idamında hazır bulunmuştu. Daha sonra da God has Ninety Nine Names isimli kitabının birinci bölümünde Taha’nın idamını konu edinmişti. Yahudi bir baba ve Katolik bir anneden dünyaya gelme olan Miller, İslâmî konularda daima peşin fikirli oluşuyla ün yapmıştı. Aynı zamanda neocon ekibe de yakın duruyordu. Plame Case olarak anılan Plame’in adının sızdırılmasında kaynağını açıklamadığı için 85 gün içeride kalan Miller, Lewis Libby’nin sorumluluğu üstlenmesiyle dâvâdan yakasını kurtarabilmişti. Sonra da hatırladığım kadarıyla yıllarca çalıştığı gazetesinden ayrılmıştı. Daha sonra dışişleri bakan yardımcılarından Richard Armitage, Valerie Wilson ismini ilk sızdıranın kendisi olduğunu itiraf etmiştir.

***

Taha meselesi daha sonra uluslar arası bir ilgiyi mazhar olmuştur. İşin ilginç yanı irtidadından dolayı veya zındıklığından dolayı idam edilmesinde kanaat ve yönlendirmeleriyle rol aldığı ileri sürülen Hasan Turabi bugün irtidat suçuna inanmıyor. Fikrî irtidada bir isyan veya siyasî kalkışma eşlik etmedikçe bunun şahsî kanaata ve fikir hürriyetine gireceğini öngörmektedir. Belki burada birbirinden tefrik edilmesi gereken husus fikir hürriyeti ile hakaret hürriyetidir. Dolayısıyla Danimarkalı bir gazetenin yaptıkları fikir değil, hakaret kapsamına girmektedir.

Taha’nın irtidadı konusunda görüşleri merci ve referans alınan Turabi ise bugün aynı suçlamalarla sanık sandalyesindedir. En azından töhmet altında. Onun da aynı suçlamadan dolayı idamı istenmektedir. Hatta Turabi’nin muhalifleri Taha’nın fikirlerinin Turabi’ninkinin yanında masum kaldığını da iddia etmektedirler. Dolayısıyla bugün Hasan Turabi hasımlarının gözüyle 1989’daki Sudan İslâm devriminin ‘mürted’ mürşididir. Sudan Davetçi ve Ulema Şer’i Birliği Başkanı Şeyh Emin El Hac Başkan Beşir’den Numeyri’nin Taha için özel bir mahkeme kurduğu gibi, Hasan Turabi’nin de dinî görüşlerinden dolayı yargılanması için özel bir mahkemenin teşkilini istemektedir. Binaenaleyh Turabi ikinci bir Mahmud Muhammed Taha vak'ası olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaderin garip cilvesi olsa gerek. Hasımları Turabi’yi birçok hususta suçluyorlar. Vahdeti vücud inancı taşımak. Ehl-i kitabın imanını geçerli saymak. Ridde ve içki içmeyi mübah addetmek. Başörtüsünün vücubuna inanmamak. Müslüman kadınların kitabî erkeklerle evlenebileceğine hükmetmek. Buhari ve Müslim’in hadislerine itiraz etmek. Karma namazlarda dahi kadının imametine ve müezzinliğine cevaz vermek (Bu hususta kendisinin Emine Vedut’la alâkası olmadığı ve ona tekaddüm ettiği ifade ediliyor). Kabir azabını inkâr etmek.

***

Bunların bir kısmı itham yollu niyet okumadan başka bir şey olmadığı gibi, bir kısmının da tevili sahihi olduğu ileri sürülüyor. Meselâ başörtüsü meselesinde onun sadece hicap ile himarı birbirinden ayırdığı ve başörtüsünün vücubiyetini reddetmediği ileri sürülüyor. Ehli kitabın müşrikleri ile mutlak ehli şirk arasında bir derecelendirmede bulunuyor. İbn Teymiyye de meselâ hem ehl-i kıble içinde küfre sapanlar ile, hem de gayri müslimler arasında şirk ehli arasında derecelendirmede bulunuyor ki,—bu hem aklın, hem de şer’in bir gereğidir. Bununla birlikte, elbette ki Reşid Rıza’dan beri bazılarının yaptığı gibi Turabi de eşratu’s saa olarak adlandırılan ahirzaman alâmetlerini reddediyor. Nüzül-ü isa ve Mehdi’nin zuhuru gibi meselelerde tam da bugünkü İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın çizgisinin tersi bir çizgiyi temsil ediyor.

Son sıralarda bu gibi hususlarda dindarlar arasında bir kutuplaşma yaşanıyor. Bu kutuplaşma da gerginliğe yol açıyor. Siyasî kutuplaşma gibi dinî kutuplaşmalar da manevî iklimi kurutan etkenlerdendir. Dinî konularda bırakın kutuplaşmayı, tartışma yapmak bile zaid ve zararlıdır. İhlâs yerine nefs-i emmarenin egemenliğini güçlendirir. Halbuki dinin özü ihlâs ve samimiyettir. Bu aradan çıkınca dinî anlayış fasid daireye dönüşür. Bugünkü kutuplaşmanın mihverinde ise tefrit ehli ile ifrat ehlinin cerbezesi yeralıyor. Hasan Turabi’nin söylediklerinin bir kısmının sahih tevili varsa da yönteminin tevili yoktur. Ve tefrit ehli ile, ifrat ehli tezleri itibarıyla zıt kutupları temsil etseler de yöntem olarak aynıdırlar. Bugün birileri yine başka birilerini memnun edebilmek için her yöne çekilebilecek sözler etmekte. Birileri de buna mukabil niyet, zelle ve hata avcılığı yapmaktadır. Bunlar da niyet bekçiliği veya avcılığı yapmaktadırlar. Bu kutuplaşma da fitne ortamını hazırlamaktadır. Yaşadığımız da budur.

12.09.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (11.09.2006) - Stoiber ve Papa

  (10.09.2006) - Farklı bir ses

  (08.09.2006) - Lübnan çeşitlemesi

  (07.09.2006) - Yeni Osmanlılar

  (06.09.2006) - Zıtlar dünyasında Türkiye

  (05.09.2006) - Camideki cinayet

  (04.09.2006) - Denge gücü olmak

  (03.09.2006) - Kehanet gerçekleşiyor mu?

  (01.09.2006) - Eşsiz ve çocuksuz

  (31.08.2006) - Yiğit düştüğü yerden kalkar!

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004