Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 17 Eylül 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ali FERŞADOĞLU

Papa’nın yanlışlarına cevap



Roma Katolik Kilisesinin ruhani lideri Papa 16. Benediktus, Almanya ziyareti sırasında Regensburg İlahiyat Fakültesinde akademisyenlere hitaben yaptığı bir konuşmada, İslâmı, şiddet ve kılıç zoruyla yayılmayı ilke edinmiş bir din gibi sundu.

“Haçlı seferleri” ile her tarafı yakıp-yıkanların; kendilerini barış, İslâmı “şiddet ve kılıç” dini ilân etmesi, feleğin ters dönmesinden başka ne olabilir? Bugün, bu anlayış, büyük çapta törpülenmekle beraber; kendilerini hümanist, Müslümanları “terörist, şiddet yanlısı, köktendinci, siyasal İslâmcı” diye göstermeye çalışan II. Avrupa zihniyetinin ürünü.

İslâmın kılıç ve şiddetle yayılmadığının en büyük göstergelerinden birisi, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm), yetim, yalnız başına, hiçbir yardımcısı, hiçbir maddî güç, kuvvet, silâh, asker, para, mal-mülkü bulunmamasına karşılık dâvâsını anlatması ve İslâmiyeti insanların gönüllerine nakşetmesidir!

Hattâ kabilesi ve en yakın akrabaları da ona karşı idi. İslâma dâvet ettiği insanların, İslâmiyeti kabul etmemeleri için her türlü “şiddet” ve işkence uygulanmıştı. Buna rağmen, yine onu terk etmediler. Üstelik her zaman olduğu gibi, şiddeti, savaşı başlatan, kılıca sarılan müşriklerdi. Bedir, Uhud, Hendek, Beni Mustalık, Hayber, Mûte, Huneyn, Taif, Tebük olmak üzere, savaşların pek çoğu müdafaa harpleridir. Daha sonrakiler de, yine Bizanslıların İslâmı ve Müslümanları yok etmek için kuvvet toplamaları üzerine çıkarılmıştır.

Karıştırılan, yanlış anlaşılan veya anlatılan meselelerden birisi de “İslâmda cihad”dır. Hiç şüphesiz ki, “cihad” sadece “kuru bir toprak” fethi değil; aynı zamanda, İslâmlaştırma faaliyetidir de. Bütün insanlar, İlâhî mesaj olan Kur’ân’ın muhataplarıdır. Allah’ın mesajını dünyanın en ücra köşesindeki kullara ulaştırmak ise mü’minlerin görevidir.1 Çünkü cihadın bir târifi de, hakkı üstün ve hâkim kılmak için gayret sarfetmektir.2 Ve cihad, savaş değil, daha ziyade çalışma ve gayret anlamındadır. Eğer, iddia edildiği gibi, yalnızca, toprak elde etmeye dayalı, “şiddet-kılıç içeren askerî ve siyâsî” bir hareket olsaydı; çok kısa zamanda bu kadar geniş topraklar fethedilemez; geniş kitleler İslâmı tercih etmez; elde edilen topraklar ve toplumlar İslâm prensipleri ve himayesi altında idâre edilemezdi. Nitekim A. Gullaui bu gerçeği, “Eğer halk fetihlere karşı tepki gösterseydi, bu zaferlerin hiçbirisi gerçekleşmezdi... 640 yılında 10 bin kişiden de az bir kuvvet, bütün Aşağı Mısır’ın çok kısa süre içinde fethedilmesine yetti”3 ifâdeleriyle, Watt da, “Hiç kimse Müslüman olması için zorlanmadı; şiddet ve şehvet de, Ortaçağ Avrupa’sında mevcuttu” sözleriyle te’yid etmektedir.

Aslında Haçlılar, saldırırken, kuvvetli iken ve Müslümanları katlederken de şaşırtıcı bir şekilde, saf değiştirip İslâmiyeti kabul ediyordu. Thomas Arnold, “Sadece halk değil, bilâkis bâzı liderler, komutanlar, Hıristiyanlar; galibiyet elde edecekleri saatlerde bile Müslümanlara katılmışlardır”4 diyerek, Hıristiyan tarihçilerden ve doğru söyleyen tarihten pek çok nakiller verir:

* İslâmiyet en çok sulh ve barış dönemlerinde yayılmıştır.

* İslâm, hiçbir zaman, din ve inançlarda zorlama yapmamıştır. Milâdi 9. asırda Şam ve aşağı Mısır halkının çoğunluğu, İslâmın bu bölgelere girişinden beri iki asır geçmesine rağmen hâlâ Hıristiyandı.5 II. Haçlı Seferini oluşturan vâiz Aziz Bernard’ın, bir kısım haçlıların İslâmiyeti kabul ile ihtidâ ettiğini haber alınca, uğradığı hayâl kırıklığı pek acı olmuştu. Bu ihtidalara vaaz ve nasihatlerden ziyade para sayesinde sed çekebilmişti.6 İslâm, Afrika’da, Sahra’nın güneyine, ancak Mağrib’deki büyük İslâm devleti yıkıldıktan sonra girebildi. Bu bölgede İslâmın yayılışına vesîle olan şey, sadece kültür, düşünce ve dâvettir. İslâm, Kuzey Batı Afrika’da Berberî kabileleri arasında yayıldı ve bu ülkede tarihte büyük rol oynayan İslâm devletleri kuruldu.7 Kezâ, Endonezya ve Malezya ve Afrika’ya da aynı metodlarla girdi.

1950 yılına kadar Afrika’daki Fransız sömürgelerinin yöneticisi olan Hıristiyan Yazar Pierre Dichan’ı dinliyoruz: “Afrika’da İslâmiyetin yayılışı herhangi bir zorlama ile olmamıştır. Sadece dinlerine kuvvetli bir imânla bağlı bulunmaktan başka güce ve servete sahip olmayan, çeşitli bölgelere dağılan mü’minlerin ikna metoduyla olmuştur.” Araştırmacı Alman Lies Lictenstadter, Rum ve Acem ülkeleri fethedilince, İslâm orduları, bu ülkelerin insanlarını, İslâm ile kılıç arasında değil; İslâm ile cizye (vergi) arasında, bunlardan birini seçmek üzere serbest bıraktıklarını belirtir.8

Bu gerçek ve tarihî tesbitler karşısında, ehl-i insaf, vicdan ve aklın tasdik etmekten başka yapacağı ne vardır?

Dipnotlar:

1. Abdülaziz Hatip, Gönüllerin Fethinde Cihad, s. 8.; 2. Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, TDV İslâm Ansiklopedisi, Günümüzde Cihad md., VII, 532; Abdülkerim Zeydan, Usulu’d-Dava, Beyrut, 1990, s. 272.; 3. Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, c. 1, s. 427.; 4. Arnold, ed-Dâ’vetü ile’l-İslâm, s. 71.; 5. Kirk, A Short History of the Midldle East, 39.; 6. Ahmed Rıza, s. 88.; 7. Ronald Oliver and J Fage, A Short History of Africa, 77.; 8. İslâm and the Modern Age, 29.

17.09.2006

E-Posta: [email protected] [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (17.09.2006) - Papa’nın yanlışlarına cevap

  (16.09.2006) - Kahve, tv ve mezarlara göçen beyinler!

  (15.09.2006) - Enerjinin imâna, imanın mutluluğa dönüşmesi

  (14.09.2006) - İmân enerjisinin ortaya çıkışı

  (13.09.2006) - Gerçek ve güçlü imânın kazandırdığı perspektif

  (12.09.2006) - Hiç 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat özeleştirisi yaptınız mı?

  (11.09.2006) - 11 Eylül'ü salim kafayla değerlendirmek

  (10.09.2006) - Tahkikî iman ve mertebeleri

  (09.09.2006) - Neden imanımızı tahkike çevirmeliyiz?

  (08.09.2006) - Hâlâ imanımızı tahkikleştiremedikle-rimizden miyiz?

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habip FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004