Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 15 Ekim 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

İsmail BERK

Çeşitliliğin ahengi



Bir karar anında, yüreğimizin yanında ve aklımızın başında olmak; irademizi pekiştirir. İç huzura yol verir. Risk almak, bir sorumluluktur. İnanmanın maliyetidir. Vazife şuurunun delilidir. Düşüncenin kalitesi, farklılaşan şartlar karşısındaki direnci ve tutumu ile ölçülür.

Zayıf düşünceler, fikren kaybetmenin rövanşını hükmen galip gelmenin trajedisi ile mutlu oluyorsa, vicdanen mutsuzluklarını bastırmanın şaşkınlığı yaşanıyordur.

***

Gelincikler, baharın habercisidirler. Ancak kısıtlı bir zamanın ısı ve iklimine göre narinliğini kâinata sergi tadında gösteriyorlar. Gelincikler kısa süreli açılıp kapanma müddetince varlıklarını sürdürürken, gidenleri fark edemiyorsunuz, gelenler ise açığı kapatan fonksiyonu ifa ediyorlar. Dolayısıyla görevini yapmak önemli. Süre, görevin kendisiyle tanımlanamaz.

Japon gülü, çok hoş kırmızı ve pembe renkleriyle kocaman çiçeklerini açar. Ömrü bir günlüktür. Görevini yapar ve gider. Zamanın sınırlaması, yaratılışın gereğini yapmaya engel değil. Kendisini, bir günde sonraki aşamaya atar. Geleceklere yer açar. Anlamını yaşatan türünden güllerin verdiği neşeyle resmî geçidini tamamlar. Arkasına bakmadan bir sonraki sorumluluklarını yerine getirmeye hazırlanır.

Titrek seslerin, boğazı kesilmiş bir halette kaybetmeyi göze alamayan bencil ve dünyevî insan manzaralarının, bu fani güzellerin gül tadındaki kıvamından öğreneceği ibret dolusu levhalar var. Bu levhalarda, okunacak bir kâinat var. San'at eseri bir hikmet ve yaratılış var.

***

Her mevsim kendini yaşar. Bahar, kışa terhis verdiği için daha sıcak ve karşılayıcıdır. Zor dönemin rahatlatan müjdesi olduğundan daha farklı yaşanılır.

Kış olmazsa, bahar neye yarar? Kış tohumlarını ekmezse toprağın mahzenine, bitkiler nereden alacak hayat yağmurunu ve yaratılış mucizesini? Kış, bekleyişin sabırla donanmış silâhıdır. Şiddetlidir. Zemherirdir. Üşütür dimağları. Zorlar bünyeleri. Çetin şartların provasıdır. Kapanışın ve içine dönmenin sıcaklık arayışıdır.

Sonbahar, ne kadar hazan mevsimi ise, hüznü de o kadar büyüler geleceğin umut tarlalarını. Baharın yazla devam eden açık, ferah, sıcak ve üretken dönemi, yapraklarını ve köklerini tekrar toprağın üst tabakasına misafir ettikçe, hemhal olan bitkisel nadas ve yeniden dönme arzusu, ayrı bir varlığın enerjisi ve gıdası olma fedakârlığıyla, dönüşümünü sürdürür.

Eşitlenmeyen geçişler, bitmeyen düşüşler, süregelen yenilenmeler, tekrar dirilişler ve kışa hazırlık yapan sonbaharın ilkbahar olma hayali; kış köprüsünden geçerken, madeninde döllenmeye bırakır emanetlerini.

Sadık yarin toprak olacağı hakikati, toprağa emanet edilmeyen ve yukarılarda ruhu heyelandan koruyan iç akışı ile daimleşen görüntüler bırakır, yeryüzünün gözlü tabakasına.

Erbabı görmeden öğrenir, duymadan alır mesajını.

Hikmetin verdiği öğrenme merakı, tefekkürün keşif kolları olur. Açar kendini. Okutur doğru adreslerin sahibine.

***

Hedefinde fanileşmiş ve odağında erimiş düşünce ve hayallerin duygu yüklemesi ve kararlılık şuuru daha fazla olur. Ne yapmayacağını bilenler, yapılması gerekenin sadıklarıdırlar.

***

Mevsimlerin nöbet değişimi, değişen ihtiyaçları karşılama seanslarındaki farklılaşmanın gereğidir. Kâinatın fizikî zorunlulukları, ruhun yenilenen tazeliği ile arzuladığı yeni tablolar ve manzaralar, bir iştiyakın kabulüdür.

Birbirini tamamlayan, birbirine kucak açan ve ardı sıra görevi teslim alma heyecanı ile eksiksiz yürüyen 360 derece dönüşümün anlamlı ahengi, tekrarında yenilenen bir sonuçla devam etmektedir.

15.10.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (15.10.2006) - Çeşitliliğin ahengi

  (12.10.2006) - Askerî vesayetten kurtulma vakti

  (11.10.2006) - Demokratik cesaret ve Ağar

  (10.10.2006) - Engellilerle

  (09.10.2006) - Hükümet neden tavsıyor/savıyor?

  (08.10.2006) - Müjdelemek ve cevaplaşmak

  (05.10.2006) - Cemaatleşme zaruridir

  (04.10.2006) - Hoş geldin Olli!

  (03.10.2006) - Büyükanıt’ın konuşması

  (02.10.2006) - Cemaat olmak

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habip FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004