Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 08 Ekim 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

İsmail BERK

Müjdelemek ve cevaplaşmak



Cihadda yaralandığı halde çağrıya uyanlara, iyilik yapanlara ve takva üzere yaşayanlara, en büyük İlâhî müjdeler ve mükâfatlar verilmiştir. Müjdelemek, onunla ferahlamak ve şevkin kaynaklarını beslemek, şükürle takviye edildikçe artarak devam eder.

***

Kolaylaştırmak, yokuş göstermemek, sühuletle bakmak, hikmetin akıl dürbünüyle hadiseleri okumak; zihnî inkişafa, gayretimize ve geleceğe fütuhatı müjdeler.

“Bu dünya hayatı ise bir aldanma metaından başka bir şey değildir” İlâhî mesajı ile düşünüldüğünde, aldanmaların ve dünyaperest hallerin; nefsin ve şeytanın desiselerinden kaynaklandığı görülecektir.

Desiselerin “ene”yi okşayan yalancı şöhretinden, maddiyatın zafiyetine uzanan bir çizgide kontrol edilemeyen korku, çalışkanlık, kendini beğenme ve ilmine güvenme handikapları, aldanmanın davetçileri olarak, müjdeyi ve müjdeleyici ruhu baltalar.

***

“İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır” âyet-i kerimesi, ihlâslı bir derinliğin ve müstağnî bir ruhun mükâfatını Allah’tan alacağını göstermektedir. Buna göre “Her şeyden istiğna” vasiyeti büyük bir ihlâsın tezahürüdür.

İyiliği emreden, müjdeleyen “İyi kişiler”, Allah katındaki makbuliyete talip olurlar. Minnetsiz bir şekilde “teveccüh-ü nâs” beklemeden yaşarlar. Bilirler ki, onu verecek olan Allah’tır ve katında gizlidir.

Altından da olsa dünyada “kerpiç biriktirmek” yerine, onları ahiret saraylarının duvarlarına gönderirler. Nefsin dünyevî saltanatına, amelsizliğin şatafatına, halkın iltifatına ihtiyaç duymazlar.

Hakiki tesiri Allah’tan bilirler. “Hüsn-ü tesir”in de Cenab-ı Hakkın tercihinde olduğuna inanırlar. “O isterse ve hikmeti de iktiza ederse...” bahşedilen nimetlerle/emanetlerle şükrederler. Bu nimetler kimde varitse, düşünürler ki, bunu veren Allah’tır.

Nimete mazhar olandan rahatsız olmadan, nefsin kıskanç kıskacına düşmeden/düşürmeden fıtratlarına takdir edilenle yaşayıp “kardeşlerinin meziyeti ile şakirâne iftihar ederler” hükmüne erişenler, hakiki nimet vereni idrak ederler.

İftihar, beraberinde vicahî veya gıyabî iltifatı da getirir. Mültefit olmak ne kadar haz verici ise, mültefit kılmak da o denli mecburiyettir. Taltif görmek, en büyük şevk dinamizmidir. Gayreti kamçılar. Himmeti şahlandırır. Farkı yaşatır. Kabiliyetinin sırlarına ulaştırır. Desteklendikçe destek verir ve tesanüdün halkaları genişler.

***

Cevap verenlere, cevaplaşanlara, cevap arayanlara, arayışını sürekli tutanlara ve acziyetle Allah’a sığınıp kendine güvenmekten vazgeçenlere, vazgeçilmez kapılar açılıyor. Fedakârlık ve hizmet kapıları sizi karşılıyor: “Zevklerinizden ve şahsîliğinizden sıyrılıp buyrun gelin” diyor sarayın teşrifatçıları.

Hizmet anında zevklenmek neyimize yetmez? O zevki o an etrafımıza ışık hızıyla yaymak, pozitif olmak, o akıcı anın/şimdinin içinde yaşamak, sabır enerjisini sağa sola dağıtmamak ve birbirine eklemek, huzur anına yetmez mi?

Zevklenmek, şevklenmek, keyiflenmek ve “Hâzâ min fadli rabbi” demek, kâfi değil mi? Daha ne istiyoruz?

Müjdesi olanlar müjde verir. Müjdesi olmayanlar müjde duymalı ve duyurmalı. “Müjdeleyiniz” emri, her ânın müjdesi ile taçlanmadıkça, beyin fonksiyonlarımız stres denen icatla kendini heder ettiği gibi, başkasına da sirayet ettirir.

Müjdelemek ya da müjdelemek... Çünkü aciziz ve fakiriz. Yardıma ihtiyacımız var.

Teşvik etmek ya da teşvik etmek... Çünkü şevke muhtacız.

Müşfik olmak ya da müşfik olmak... Çünkü şefkatle muamele etmek zorundayız.

Düşünmek ya da düşünmek... Çünkü tefekkür olmadan, hikmeti elde edemeyiz.

08.10.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.10.2006) - Cemaatleşme zaruridir

  (04.10.2006) - Hoş geldin Olli!

  (03.10.2006) - Büyükanıt’ın konuşması

  (02.10.2006) - Cemaat olmak

  (01.10.2006) - Teşekkür ve mükâfatlaşmak

  (28.09.2006) - Aksiyon veya reaksiyon

  (27.09.2006) - Siyasete ve topluma müdahale

  (26.09.2006) - “Pekin”li'den mektup var

  (25.09.2006) - Son bir ayın senaryoları

  (24.09.2006) - Ramazan’ın bereketi

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habip FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004