Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 26 Nisan 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Geri adım, atılımdır



Aslında sürekli hamle yapmak, taktik açısından hatadır. Bazen taktik geri adımlar, stratejik olarak ileri hamledir. Bu itibarla, denilebilir ki, geri adım bazen atılım ve hamledir. Bunda kimsenin şüphesi olmasın. İkinci olarak, şahıslar üzerine hesap yapmak da ortak misyonu kaybetmektir. Maslahat-ı amme üzerine hesap yapmak ve tercihleri ona göre belirlemek en doğrusudur. Bu anlamda Abdullah Gül’ün AKP tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi, bu şartlar çerçevesinde en münasibi olmuştur. Elbette, AKP triumvirası karşısında bazı çekincelerim vardı. Hâlâ da var. Abdullah Gül de buna dahil. Bununla birlikte, burada şahısları aşan noktalar var. Bir de konjonktürün ve makamın vacibi var. Bazen kişinin eksiğini makam, makamın eksiğini kişi tamamlar. Bu hesaba en uygun düşen isim Abdullah Gül’dür. Ebu Dabi Kanalı’na da söylediğim gibi, Başbakan Tayyip Bey teşkilât ve hitabet adamı. Yerine göre bunlar üstün vasıflar. Kitleleri, ancak bu vasıflarla toplayabilir ve bir araya getirebilirsiniz. Bu açıdan Tayyip Bey olmasaydı, AKP olamazdı. Bunun tartışılacak bir tarafı yok. Bununla birlikte, bu vasıflar yerine göre artı değer taşırken, yerine göre eksi değere dönüşebilir. Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı makamı bir uzlaşma makamı olduğundan dolayı, oraya Tayyip Bey gibi geçmişi keskin ve halen baskın tabiatlı birinin gelmesi belki de kutuplaşma ve gerilimi arttırma vesilesi olabilirdi. Bir de muhaliflerinin dediği gibi onda detaylara bile müdahale huyu var. Bu açıdan, Çankaya da kendisini sıkardı. Ayrıca, cumhurbaşkanlığına seçilmesi halinde iki ihtimal vardı. Ya geride bıraktığı partisi veya gemisi yerine gelecek kaptanın maharetinin onu tutmaması sonucu rotasından çıkacak ya da o sürekli olarak hükümete karışacak veya karışmak durumunda kalacaktı. Zira Gül başbakan olsaydı, Tayyip Bey’in kadrosu içinde tek kalacaktı. Dolayısıyla tablo karışacaktı. Çankaya’dan hükümet işlerine karışması da şık düşmeyecekti. Ayrıca orada, ‘kâh ulusalcı, kâh laik kesimler’ olarak tanımlanan gruplar kendisini çok sıkıştıracaklardı. Gül’le birlikte, cumhurbaşkanı adayının tayinindeki kendisine buyruk üslûba itiraz etseler bile, isme o kadar itiraz etmiyorlar. Bu da gerilimi düşürücü bir etkendir.

***

Ayrıca Tayyip Bey feragat ederek ve geri çekilerek ‘ihtiras’larını gemleyebildiğini ve manevra yapabildiğini göstermiştir. Bu tavrıyla, yine pragmatik ve gerektiğinde geri adım atan uzlaşmacı bir kimlik olma vasfını bir kez daha öne çıkarmıştır. Gül’ün tayininden herkes kârlı çıkmıştır. Tayyip Bey, ismi üzerinde değil de kadrosu üzerine odaklanarak hem CHP’nin gazını almış, gönlünü ferahlatmış ve ona bir zafer marjı açmış, hem de partisini ileriye taşımıştır. Böylece kendisinin geri adım atmasıyla partisinin önünü açmış ve yeni seçimler için hamle gücü kazandırmıştır. Bu adımıyla Türkiye’ye zaman, fırsat ve istikrar kazandırmıştır. Son günlerde rahat hareket etmesi de göstermiştir ki, önce Çankaya’ya çıkmak istese bile, kabaran karşı dalgaları dikkate almış ve geri manevra yapmıştır. Son günlerdeki rahatlığı onun adaylıktan feragat ettiğini ve Çankaya’yı kafasından çıkardığını ve kafasındaki alternatif formülü de çözdüğünü gösteriyordu. Aksi taktirde, bu kadar rahat davranması tabiatına bakınca söz konusu değildi. Abdullah Gül de mevcutlar içinde en iyi tercih olmuştur. Bunun nedeni sakin tabiatı, bütün kesimlerle diyalog kudreti ve pazarlığa yatkın kişiliğidir. Bu itibarla, fazla iyimser mi olur bilmem, ama onun Çankaya’sı hükümetle karşıtlarının buluşma ve uzlaşma ve kaynaşma noktası olabilir. Bununla birlikte, ideolojik azınlık tarafından Çankaya’nın hazmı kolay değildir. Bir de Çankaya rüzgârıyla birlikte gelecek seçimlerde yeniden güçlü bir şekilde iktidara gelecek olurlarsa, bu derin muhalefeti daha da kızıştırabilir. Maalesef böyle bir ihtimal giderek yükseliyor.

***

Bülent Arınç’ın Çankaya noktasında denklem dışı kalması isabetli olmuştur. Tayyip Bey gibi retoriği ve hissî tarafı kuvvetli olan Arınç’ın Tayyip Bey gibi toparlayıcılık vasfı da çok gelişmiş değildir. Belki onun gibi manevra kabiliyeti de yoktur. Ve seçimler öncesinde Çankaya’ya dindar bir cumhurbaşkanı çıkacağını söylemesi, hem malûmu îlâm kabili olması açısından zaid olduğu gibi, karşı tarafın tezini teyid, pekiştirme babından da çok yanlış olmuştur. Bu, bir yüreğini serinletme duygusundan başka bir şey değildir. ‘Yeni bir Türkiye’ hitabı iki Türkiye mukabelesini doğurmuştur. Tayyip Bey de ‘Tek Türkiye var’ diye bunu düzeltmeye çalışmıştır. Zira, Ertuğrul Özkök gibilerin de ilk günden itibaren söyledikleri gibi, bundan sonraki kutuplaşmanın nedeni Abdullah Gül ismi değil, Çankaya meselesi olacaktır. Tayyip Bey seçilseydi hem Çankaya, hem de ismi üzerinden bir kutuplaşma yaşanacaktı. En azından neden şimdilik teke düşmüş vaziyette. Zira kimilerine göre, Çankaya, ‘İslâmcıların’ devlet hiyerarşisi ve kademelerinde ele geçirdikleri son mansıp. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığının sistemin kalbine yürüyüşün son perdesi, merhalesi ve ulaşılması olarak değerlendirilmiştir. Buna göre, merkeze yürüyüş veya maraton tamamlanmıştır. Bu neyin merkezi? Türkiye’de milletten başka merkez mi var? Dolayısıyla Arınç’ın sözleri ne kadar yanlış ise, karşıtlarının ‘merkez ele geçirildi’ şeklindeki türrehatları veya tareneleri de aynı şekilde yanlıştır. Bu feragatından dolayı Tayyip Bey’i kutlamak ve Abdullah Gül için de hayırlı olsun demek gerekiyor sanırım.

26.04.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (25.04.2007) - 12 Eylül’cü konuştu

  (24.04.2007) - Esrarengiz savaş

  (23.04.2007) - Emr-i bi’l maruf ile ulu’l emr arasında

  (22.04.2007) - Yemen ve Zeydiler

  (20.04.2007) - Safeviler-Vehhabiler

  (19.04.2007) - İhtilâfın tabiatı

  (18.04.2007) - Rövanş alındı mı?

  (17.04.2007) - ‘Fikirde uzlaşma, eylemde birlik’

  (16.04.2007) - Ütopya üzerinden siyaset

  (15.04.2007) - Keşke ABD’nin ellerini kesselerdi

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004