Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 02 Kasım 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Şükrü BULUT

Türkiye’yi rencide eden medya



Şu yazımın muhtevasını, uzun seneler Avrupa’da yaşadığımıza bağlamazsınız inşallah. Mukayeseler, elbette bilinen ve görülenler arasında yapılacaktır. Avrupa’dan Türkiye’ye veya başka ülkelere uçakla seyahatimizde, havaalanları mağazalarında en çok dikkatimizi çeken yerin, kitap, süreli yayın ve gazetelerin teşhir edildiği mahal olduğunu belirtelim. En fazla rağbet gören kitapların yanı sıra, gazetelere de göz atmadan edemeyiz. Avrupa gazeteleri içinde Türk gazetelerinin farkları, beş renge basılmış gazetelerin daha ziyade renkli resim mecmuası görüntüsü olsa gerek. Dünya kültürüne gözü, kulağı açık her Avrupalının gazetelerimizin bu özelliğini bildiği kanaatindeyim.

Avrupa gazetelerinin, bilhassa Almanca, İngilizce ve Fransızca çıkan gazetelerin aksine, sayfaları neredeyse tümüyle kapatan çıplak kadın resimleri, birinci sayfanın yarısını işgal eden manşetin harfleri veya haberin resimsiz olmayacağı düşüncesi, Türkiye gazetelerinin meşhur vasıfları sayılıyor. Almanya’daki Axel Springer’in Bild ve Express gazetelerini azıcık andıran (zira onlar beş renkli değil) manşetlerinin Avrupa’daki Türklerin ellerinde istihza konusu olduğunu hepimiz biliyoruz. Almanya’da genel ahlâka mugayir, şamatacı ve cerbezeci Bild ve magazin gazetelerinin de kültürel seviyeleri en düşük Almanlarca okunduğunu, bu vesile ile belirtelim. Axel Springer ile çeşitli irtibatlar içinde bulunan Doğan Medya grubu ve ona yakın gazetelerin Bild ve Ekpress’e en yakın çizgilerinin müstehcenlik ve semavî dinler karşıtlığı olduğunu da dikkatlice inceleyenler farkına varacaklardır. Türkiye medyasını temsil eden renkli gazetelerimizi önceden görmemiş Avrupalılar da, boyalı bu mevkuteleri “porno mecmualarına” benzetebiliyorlar.

Bu gazetecilik anlayışının millî haysiyetimizi incittiğini ve Türk milleti için bir utanç vesilesi olduğunu ilk olarak biz söylemiyoruz. Müteaddit defalar başka yazarlarca da tesbit edilen bu yanlışımızı düzeltme yerine, dünyanın gözünün içine baka baka müstehcenlik ve seviyesizlikte dozajı arttıran gazetelerin patronlarının kapıkulları hükmündeki basım amirleri ve genel yayın yönetmenlerine şikâyetinizin de neticesiz kaldığını ve kalacağını tahmin ediyorum. Ancak bu seviyesiz ve Türk milletini küçük düşürücü çirkin yayınlarda inat eden gazetelerin köşelerinde millete vaaz u nasihatte bulunan muharrirlere ulaşabilirseniz, belki faydalı olabilirsiniz kanaatindeyim. Zira patronlar; halk ile arası iyi olan köşe yazarlarını kaybetmekten korkarlar. Elbette ki, menfaat mukabili inancını, vicdanını ve insanlığını satmamış ve milletin haysiyetini kulak veren köşe yazarlarını kastediyorum.

Söz gazetelerimizden açılmışken, TV programlarıyla internet gazeteciliğine de değinmek istiyorum. Evvelâ Almanya’nın en büyük kanalı ARD’de ana haber bülteninin yalnızca 18 dakika sürdüğünü, duymamış okuyucularımıza belirtmek istiyorum. Yorum ve ara reklamlarıyla birlikte saatleri bulan Türkiye TV’lerinin haber saatleriyle Avrupa TV’lerinin haber bültenlerini karşılaştırdığımızda, Türkiye’deki medya patronlarının milletimize nasıl muamele ettiği daha da net ortaya çıkar. Saatlerce yılanların göz sihrine yakalanmış tavşanlar gibi ters pozisyonlarda ekranlara kilitlenen seyirci, hâlâ muhakemesi yerinde, hipnotize olmamış ve idrak tutulmasına yakalanmamışsa tebrik etmek gerekir. Seyirciyi nezaketsiz, aptal, vicdansız, cahil ve gayr-ı medenî kabul eden söz konusu TV’lerin programcılarına milletin verdiği tepkiyi de merak ediyorum. İyi-kötü tepkilerinizi bildirecek bir kurumunuz var. Milletin değerleriyle alay eden, ecdadına söven, inançlarını ve geleneklerini tezyif eden programlara rağmen RTÜK’e şikâyette bulunmayan seyirciyi en azından “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” tehdidinden haberdar etmek lâzım. Müslümanların zekât ve sadaka paralarıyla kurulmuş TGRT’yi satın alan Musevi asıllı Murdoch’un Türkiye’deki kanalında yaptığı pespaye ve rezilâne programlarını karşılaştırdığımızda da millet olarak rencide ve tezyif edildiğimizin farkına varıyoruz. Bu arada menfaat ve şöhret saikasıyla söz konusu TV’lerin ekranında boy gösteren muhafazakâr ilim adamı, siyasetçi ve sanatkârları da inşallah halkımız bir yerlere kaydediyordur. Türkiye’yi kültürel, ahlâkî ve bilimsel cephelerde çökertmeyi arzu etmiş medya ittifakı karşısında milletini ve değerlerini savunanların da mutlaka yapabilecekleri vardır.

Türkiye’nin AB’nin en ahlâksız, pespaye gayr-ı medenî ve cahil ülkesi olmadığını, ancak medyamızın seviyesiyle ispat edebiliriz. Aksi halde köpeksiz köyde değneksiz dolaşanlar çoğalmasından, bozulma ve çürümenin artmasından endişeleniyoruz.

02.11.2007

E-Posta: s.bulut@saidnursi.de


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (26.10.2007) - Kadın savaşları

  (19.10.2007) - Kur'ân zeminine tutunarak...

  (12.10.2007) - Aman bayramlarımız...

  (05.10.2007) - Mahalle baskısı mı, yoksa çetenin tasallutu mu?

  (30.09.2007) - Bize rağmen Kur’ân konuşuyor

  (21.09.2007) - Eva Hermann veya fıtratın sesi

  (14.09.2007) - Hoş geldin ey şehr-i şeâir!

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri