Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 10 Aralık 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Şaban DÖĞEN

Allah’tan haya etmek



Haya, yani utanma duygusu insanı utandıracak, yüzkızartıcı davranışlar yapmaktan alıkoyar. Onun içindir ki bu güzel duygu imandan sayılmıştır.1

Bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz vardır. O da, “Haya etmedikten sonra dilediğini yap”tır.2

Gerçekten haya etmeyen insanın yapamayacağı kötülük yoktur.

İnsan her şeyden önce Allah’tan haya etmelidir.

Peki, Allah’tan haya nasıl olur?

Birgün kâinatın Efendisi (a.s.m.), Ashabına, “Allah’tan hakkıyla haya edin” buyurmuşlar, onlar da, “Ya Resûlallah, Allah’a hamdolsun, biz haya ediyoruz” diye karşılık vermişlerdi. “Sizin anladığınız mânâda değil” buyurdu Allah Resûlü. Ve şöyle anlattılar Allah’tan hakkıyla haya etmeyi: “Allah’tan hakkıyla haya etmek, başı ve başın içindekileri, karnı ve karnın içindekileri haramdan korumak, birgün ölüp gideceğini ve gelebilecek musibetleri hatırda tutmaktır. Ahireti isteyen dünya ziynetlerine gönül kaptırmaz. Kim böyle davranırsa Allah’tan hakkıyla haya etmiş olur.”3

Görüldüğü gibi İslamın bütün emir ve yasakları meleklerin dahi saygı duyacağı mükemmel bir insan modeli ortaya koymak içindir. Yine İslâmın bütün emir ve yasakları Cennete lâyık adam yetiştirmek içindir. Böyle insanlar ideal insanlardır. Bunlar sayesinde dünya da Cennete döner. Öyle ya, Allah’tan haya eden insan aklının, fikrini, duygularını hep güzelliklerle donatır. Zararlı, kötü şeylere yer vermez. İyi şeyleri düşünür, iyi şeyleri hayal eder, iyi şeylere akıl yorar, bütün yetenek ve duygularını güzel meyveler verecek hale getirir.

Ya karın? Karnını haram lokmayla dolduran insan ne yaptıklarından haz duyar, ne duası kabul olunur, ne de huzur bulur.

Helal lokma ise hayatın tadına varmak demektir. Kişi o zaman yediğinden içtiğinden lezzet alır, zevk ve şevkle işine sarılır, ibadetlerinin zevkine varır, mutlu ve huzurlu bir hayat geçirir.

Dinimiz bize dünya nimetlerinden, ziynetlerinden yararlanmayın demiyor. Aksine helâl ve meşrû dairede kalmak şartıyla bütün nimetlerin mü’minin emrine âmâde edildiğini söylüyor. Şu var ki mü’min bu nimetlere sahip olacak, ama gönlünde yer tutturmayacaktır. Yani bunların sevgisi Allah’ın sevgisi yerine oturmayacak, hiçbiri onu kulluktan uzaklaştırmayacak, aksine daha da Allah’a yaklaştıracaktır.

İşte bunlar yapıldığında Allah’tan hakkıyla haya edilmiş olur.

Dipnotlar: 1. Tirmizî, Birr: 65; İbni Mace, Zühd: 17. 2. Buharî Enbiya; 54; Ebu Davud, Edep: 6; İbni Mace, Zühd: 17. 3. Tirmizî, Kıyame: 24

10.12.2007

E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (09.12.2007) - İnsanın kıymeti

  (08.12.2007) - Ömrümüzü nasıl tüketiyoruz?

  (07.12.2007) - Borçlu kalmamak

  (06.12.2007) - Borçtan kurtulma azmi

  (05.12.2007) - Sıkıntıdan kurtulmak

  (04.12.2007) - Kadere iman olunca

  (03.12.2007) - Polisin işsiz kaldığı bir ülke

  (02.12.2007) - Geleceğin Türkiye’si

  (01.12.2007) - Başörtüsü yasakçılığındaki çarpıklıklar

  (30.11.2007) - Başarıyı cezalandırmak

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri