Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Mayıs 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Şaban DÖĞEN

Asırların hedef ve hülyası



Osman Ertuğrul oğlusun / Oğuz Karahan neslisin / Hakkın kemter kulusun / İstanbul’u aç gülzar yap.”

Bu tavsiyeler Osman Gazi’ye ait. Bu satırlarla o oğluna ve onun şahsında gelecek nesline İstanbul’un fethini hedef olarak gösteriyordu.

Tâ Asr-ı Saadetten beri beklenen, Osmanlılarca da peşinde koşulan hülya ve gaye-i hayal edinilen bu müjdeyi, “Ya İstanbul beni alır ya ben İstanbul’u” diyen kararlı ve gözüpek, ömrü boyunca 18 devletle iki imparatorluk fetheden Fatih Sultan Mehmed, 29 Mayıs 1453’te gerçekleştirecekti.

Evet, Osmanlıya nasip olmuştu İstanbul’u gülzar yapmak. Bu fetih, müthiş bir idealin, sarsılmaz bir azmin, dinme bilmeyen bir gayretin ürünüydü. 15. yüzyıl Bizans tarihçisi Dukas, Fatih’i anlatırken geceleri yatağında, gündüzleri makamında oturmadığı, gözüne uyku girmediği, hep İstanbul hayaliyle yaşadığı, İstanbul’u nasıl fethedeceğine dair planlar çizip durduğuna dikkat çeker. Bu idealini gerçekleştirmek için ne yapılması gerekiyorsa onları yapardı bu idealist insan.

Ondaki bu bitmez tükenmez gayret ve ideali gören Bizanslı yazar Kritovoulos, “İhtimal nedir bilmezdi. Maksatlara doğruca ilerlerdi. Satvette, şecaatte, akıl ve zekâda, eski Yunan ve Roma’nın büyük hükümdarları, cengâverleri yanında küçük kalırlar… Bir insan ki, gemileri karadan yürütebiliyor, o bütün dünyaya hâkim olabilir” demekten kendini alamayacaktı.

Mânen de mükemmel donanımlı bu büyük insan çağımızın modern dünyasına dersler verebilecek demokratik bir anlayışın da sahibiydi. Yanında Akşemseddin, Molla Güranî ve komutanlarıyla birlikte Topkapı’dan Ayasofya’ya vardığında korkudan iki büklüm olmuş, ağlamakta olan halk ve din adamlarıyla karşılaşmış, bir papazın yerlere kapandığını gördüğünde, yerden kalkmasını istemiş; onlara can güvenliği vermekle kalmamış, özgürlüklerine dokunmayacağı teminatını vermiş, “Herkes inancında ve bunları yaşamakta serbesttir” demiş ve bunu bütün şehre ilân ettirmişti.

Bir süre sonra da yeni patrik Gennadios’u yemeğe davet etmiş, Bizans imparatorluğu döneminde sahip olduğu batan haklara sahip olduğunu söylemiş, hatta bir at bağışlayıp sarayın kapısına kadar uğurlamıştı. Öte yandan Bizans İmparatoru Konstantin Dragez’in cesedini buldurup imparatora geleneklerine uygun tören yapılmasını sağlamıştı.

Ünlü bilgin Molla Cami, onun bu ve bunun gibi insanî meziyet ve faziletlerine bakıp “Şimdiye kadar taht ve tac sahibi olmuş padişahlar içerisinde onun kadar faziletli ve olgun kim vardır?” diye soracaktı.

Fatih’in bu fethinde şüphesiz azmi, gayreti yanında ilminin de büyük rolü vardı. Her yaptığını ilmî esaslara oturtmuştu. “Dünyayı isteyen ilme, ahireti isteyen yine ilme sarılsın” hakikati onda bütünüyle tecellî etmişti. O aynı zamanda bir ilim aşığıydı. Fatih kütüphanesinde 1929 yılında bir araştırma yapan Prof. Adolf Diesman, çeşitli dillerde 587 eser bulmuş, duygularını ve Fatih’e olan hayranlığını şu cümlelerle dile getirmişti: “Fatih, dünya tarihinde bir dönüm noktası meydana getirmiş, Doğu ve Batının kapısında durmuş, her iki âlemin kültürünü nefsinde toplamış bir insandı.”

Evet, İstanbul fethi Fatih’in ilim, cesaret, dirayet, gayret, azim ve hoşgörüsünün bir meyvesiydi.

29.05.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (28.05.2008) - Fethe doğru adım adım

  (27.05.2008) - İmanla kabre girmek

  (26.05.2008) - İmanın inkişafı yolunda

  (25.05.2008) - İnsanın en önemli meselesi

  (24.05.2008) - İmanda terakkî etme yolunda

  (23.05.2008) - Kâinat kitabını okurken

  (22.05.2008) - Kâinatı bir kitap gibi okumak

  (21.05.2008) - İmanı güçlü hâle getirmek için

  (20.05.2008) - Batı İslâmı doğururken

  (19.05.2008) - Akıllı olmanın ölçüsü ne?

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Zeynep RUHAN

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır