"Gerçekten" haber verir 14 Temmuz 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Şükrü BULUT

Sürekli savaş veya sürekli devrim...



İnsan, bir varlığın sıfatlarını; husûsiyet, mahiyet ve özelliklerini bilemediği zamanlarda yalnızca isim ve resimlerine takılır. Rengini, dış giysisini ve dolayısıyla ismini değiştirerek bizi yanıltan onca kişi, hadise ve cereyan var ki…

Meseleye bu zaviyeden baktığımızda, ruhumuzun yanılmamak için mütemadiyen belirleyici düstur, ölçü ve prensipleri aramakta olduğunu müşahede ediyoruz. Kur’ân’ın, zamanımızı ve gelecek zamanları aydınlatan tefsiri Risâle-i Nur’u dikkatlice okuduğumuz an, ruhumuzla birlikte akıl ve kalbimizin aramakta olduğu sözkonusu ölçülerin nurlarda, genellikle satıraralarında muhafaza edildiğine şahit oluyoruz. Fikrin, hadisenin ve şahısların buradaki çeşitliliği, değişkenliği ve genişliği, sizi hiçbir zaman sıkıntıya atmaz. İçtimaî konular, ekonomik, tarihî, itikadî ve hatta fennî meselelerde de bizi istikàmette tutacak, sehiv ve yanılgılardan kurtaracak düsturlarla karşılaşırız, risâlelerde.

Biz burada, önceki yazılarımızda da değindiğimiz “bolşeviklik” meselesi üzerinde duracağız. Sosyolojik olarak 19. ve 20. Yüzyılın saldırgan ideolojisini tedai ettiren bu kelimenin – yani bolşevizmin– o zamanın sınırlarını aşarak zamanımızı ve belki de gelecek zamanları ilgilendirdiğine şahit oluyoruz: İnkâr-ı uluhiyet dediğimiz semavî din düşmanlığı parolasıyla yola çıkan bu cereyanın; temel insanî değerlerin tamamına saldırdığını görüyorsunuz: inanç, aile, hürriyet, sevgi ve şefkat, adalet, devlet, sermaye, hukuk ve ahlâkın her türlüsüne düşman bir cereyanın varlığını, yer yer sloganlarına akseden çizgilerden çıkarabildiğimiz gibi, daha ziyade onun bin senelik Avrupa medeniyetini ve yine bin seneyi aşkın Rusya’nın maddî–manevî bütün varlığını ve tarihini berhava eden icraatlarında müşahede ediyoruz.

Bolşevikler “Allah’a imanı” bir otorite kabul ettiklerinden; iman, aile ve ahlâkı ilkelden inkâr eden bu cereyan mensuplarının sloganlarına dikkat ettiğinizde de oyunu fark edersiniz: Sürekli devrim!… Sürekli savaş!… Sürekli değişim… Bolşeviklerin bu sloganlarla neyi kastettikleri, onların medya ve yazılı basınında daha da netlik kazanır. Aileyi faşist yetiştiren bir kurum, kiliseyi; köle yetiştiren bir müessese ve sermayeyi de soygunculuğun merkezi telâkki eden bu dehşetli tahribkâr hareketin liderlerinden Troçki´yi dinlediğinizde; dünyanın hiçbir köşesinin savaşsız kalmaması gerektiğini duyuyorsunuz. Onlarda savaş yalnızca amaçtır. Nerede ve hangi şartlarda olursa olsun savaş ve çatışma… Sonra da kurtuluş gelecektir. Hangi kurtuluş: Savaşın varlığı kurtuluşun ta kendisi değil mi? Ülkeleri fethetmek, galip gelmek, devlet kurup hüküm sürmek değildir, bu cereyanın hedefi… Savaş, çatışma, kaos ve kargaşa… Bediüzzaman Hz.leri, Peygamberimizden (asm) tevârüsle bu harekete “Kızıl tehlike” de diyor.

Zamanımızdaki parolalarına bakıyoruz: Sürekli devrim… Önce totaliter rejimleri çözerek kaosa atıyorlar: Ukraina, Kırgız, Gürcistan ve daha sonra da demokrasi maskesiyle devrim ve değişim devam edecek. Devrim bir san'attır, onlara göre… İnsanî değerler yıkıldıkça devrimleri devrimler izleyecek, gözyaşı sel ve oluk oluk kan aktıkça; daha dehşetli anarşistler – teröristler türeyecek. Turuncu devrimcilerin hedefi, paralarıyla devrim yaptıkları coğrafyalarda ideal bir yapı, devlet ve sistem kurmak değildir. Ruhlarının yankısını duymak ve pis arzularının yansımalarını seyretmek onlara lezzet veriyor. Bir kısım semavî din karşıtı Yahudîlerin trilyonlarca doları bu yola feda olsun. Yeter ki o ülkeler karışsın, ihtilâller, devrimler, kaoslar ve iç çatışmalar olsun, oralarda…

11 Eylül’ün bolşeviklerce hazırlandığını hâlâ bilemeyenleri, Çingiz; onlara kendi elleriyle kazdırdıkları çukurlara dolduracaktır. Neocon ve neoliberalli teorisyen ve pratisyenlerin mahiyetini tanımamakta ısrar edenler, insanlığa ihanet etmiş olacaklar. Troçki’nin ahfadı tıpkı Troçki gibi Rothschild sermayesini kullanıyor, bolşevizm yolunda… Troçki kızılorduyu organize etmişti, Wolfowitz ise; Afganistan’ı, Irak’ı, Mogadişu ve Kuzey Afrika´yı yağmalayacak çapulcuları hazırlamıştı. Zavallı Bush, Irak’tan hâlâ bir netice bekliyor. NATO orduları ise boşu boşuna Hindukuş dağlarında nöbet tutuyorlar. Hadisenin mahiyetini bilmeden, yani bu çatışmaların tamamının Avrupa ve Amerika’da konuşlanmış bolşeviklerce çıkarıldığını öğrenmeden, sözkonusu yerlere barış gelmez. Bolşevikler, müsait buldukları dünyanın her yerinde bu savaş ateşini yakmaya adeta and içmişler. Dünyanın her yanı tutuşmadan ve daha doğrusu kıyamet gelmeden bunların rahat edeceğini düşünmek hakikati bilmemekten gelir. Onların en büyük emelleri; para kazanmak, işgal etmek, hüküm sürmek ve galip gelmek değildir. Yılan ısırmaktan zevk aldığı gibi onlar da; savaştan, devrimlerden, anarşi, kaos ve karmaşadan zevk alıyorlar. Bugünkü izmlerin, coğrafyalar ve renklerin değişikliği sakın sizi yanıltmasın.

14.07.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (11.07.2008) - Tesettür karşıtlarının korkusu…

  (07.07.2008) - Avrupa’da, ateş hattındaki aile...

  (04.07.2008) - Emir kulları

  (30.06.2008) - İnsanlık baharına çdoğru...

  (27.06.2008) - Sünnet-i Seniyye ile psikoloji danışmanlığı arasında…

  (20.06.2008) - Yaz seyahati ve sıla-i rahim

  (16.06.2008) - Kişisel gelişim kursları

  (09.06.2008) - Tesettüre karşı NLP teknikleri

  (06.06.2008) - Muhafazakârlığın dönüşümü

  (02.06.2008) - Gurbette bayram haftası

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır | Site yöneticisi | Editör