"Gerçekten" haber verir 08 Ağustos 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Zındıka komitesi



Bediüzzaman’ın Risâlelerde yer yer bahsettiği zındıka komitesi veya cereyanı şimdilerde Ergenekon operasyonu kapsamında su yüzüne çıkıyor ve anlamı şimdi anlaşılabiliyor. Bu, zaman zaman herkesi kendisine âlet eden bir cereyan. Bu bağlamda, Ergenekon soruşturması gizli zındıka komitesini ele veriyor ve bu derin oluşumlara bir nebze ışık tutuyor.

Aslında, Ergenekon gibi oluşumlar geçmişte, Bediüzzaman’ın da işaret ettiği oluşumların bir ucu ve günümüze izdüşümü, yansımasıdır. Ergenekon yapılanması adeta bir Masonik örgütlenme biçimi. Ümit Sayın gibilerin isimlerinin de Masonik yapılanmalar arasında anılması herhalde bir tesadüf eseri olmasa gerek. Kendi aralarındaki elektronik yazışmalarda bu derin dinsizlik cereyanı ap açık bir surette sırıtıyor. Zaten zındıkanın anlamı şudur: İslâm toplumlarında gizli dinsizlik akımı. Bu zevatın elektronik postalarında da adeta bu akımın izlerini sürüyorsunuz. Adamlar dini insan aklına bir tecavüz ve onun iğdiş edilmesi olarak görüyorlar. Güya aklı tecavüzden Kemalizm kurtarmış (Bakın: Gölge İktidar, Şamil Tayyar, s: 227).

Adamlar, Kemalizm ile dini barıştırmaya çalışan, başta ‘21’inci yüzyıl İslâm faşizmi yüzyılı olacak’ diye kehanette bulunan Cemal Kutay, Kenan Evren ve Toktamış Ateş gibileri bile ‘sahte Atatürkçü’ olarak görüyorlar. ‘Sahte Atatürkçülük’ kavramını bir kod ve şifre haline getirmişler ve bilûmum kendi yandaşı muhaliflerine karşı kullanıyorlar. Buna mukabil, İlhan Arsel’i model olarak gösteriyorlar. Tabiî ki Turan Dursun da üst pirleri olsa gerektir. Zaten İlhan Arsel de, kulakları çınlasın Ergün Göze’nin yazdığı gibi pir ile pireyi birbirine karıştırmıştı. Geçmişin Özdemir İnce’si gibiydi.

Dinin aklı iğdiş ettiği iddiasına gelecek olursak. Bu hususta onlara ancak Mevlânâ’nın diliyle cevap verebiliriz. Mevlânâ, Allah yerine Moğollardan korkan korkaklara şöyle hitap eder: “Biz Moğollardan değil, onların yaratıcısından korkuyoruz...” Yaratıktan değil Yaratıcıdan korktuğunu söylüyor. Biz de akla değil, onun sahibine ve yaratıcısına inanıyoruz.

***

Bu takımın yazışmalarından anlıyoruz ki, Hasan Sabbah gibi dailer zinciri veya hiyerarşisi, skalası kurmuşlar ve dinsizliklerini tepki çekmemek için alt tabakadakilerden gizliyorlarmış. Ancak kendi içlerinde beş yıl kalarak; fikirleri içinde yoğrulanlara ve eriyenlere gerçek düşüncelerini ve niyetlerini açıyorlarmış. Dini anlayışla alâkalı sırlarını ancak beşinci dairedekilere aktarıyorlarmış. Dolayısıyla zındıka komitesi gizlinin de gizlisi bir cemiyet. Heyula gibi her kabın rengini alabiliyor. Bunlar aynen Hasan Sabbah ve Cennet Fedaileri düzenini hatırlatıyorlar. Başlarında bir dailer daisi var. Acaba, ‘birinci adam’ diye ona mı diyorlar? Zaten Şamil Tayyar’ın kitabından öğreniyoruz ki birbirlerine ‘Öldürdün mü Hasan Sabbah gibi öldüreceksin’ diyorlarmış! Hablemitoğlu gibiler böyle ölmediler mi?

Ergenekon operasyonu sayesinde zındıka komitesinin de kodlarını ve şifrelerini çözmeye başladık. Bunlar illimunati tarzı bir örgüt. Zaten İlhan Selçuk gibiler belki organik olmasa bile konumları gereği Bektaşi illimunatisini temsil ediyor. Organik olmasa bile fikrî düzeyde bunu böyle kabul edebiliriz. Ekber Şah dönemindeki zındıkanın merkezinde de ruşeniye gibi akımların olduğunu biliyoruz.

***

İmamı Gazali de birçok eserinde zındıka komitesine temas ediyor ve bütün İslâm fırkalarının cennete gidebileceğini, ama tevilde yalana sapanların ( hazreti peygamberin yalan söylemesi ihtimaline cevaz verenlerin ve bu yönüyle tebliğde ismetini inkar edenlerin) ve zındıka komitesinin ehl-i necattan yani kurtulanlardan olmayacağını haber veriyor. Nedeni münafikane hareket tarzları ve aldatmakla iş görmeleri ve milleti bu surette dinsizliğe âlet ve sevk etmeleridir. Zira bu cereyan İslâm toplumları içindeki gizli dinsizlik cereyanıdır. Çeşitli kalıplara girerek insanları yoldan çıkarmayı hedeflemektedir. Dolayısıyla illimunati veya batinî aydınlanma ABD’den Türkiye’ye ve Ergenekon’a kadar dalgalanan küresel bir hakikattır. Tehlikesi manevî surette tecelli etmesidir. Materyalizmin manevî cephesidir.

08.08.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (06.08.2008) - Beşşar’ın kara kutusu

  (05.08.2008) - Hicaz’da olsam gelmem lâzımdı!

  (04.08.2008) - Hicaz’daki dini perestroika

  (02.08.2008) - ABD kararın neresinde?

  (01.08.2008) - Kriz yön değiştirdi

  (31.07.2008) - ‘Gâvur’u çileden çıkaran ‘Müslüman’

  (30.07.2008) - Liberal koalisyon

  (29.07.2008) - Yedek ideoloji ve lojistik kıta

  (28.07.2008) - Yedinci dalga; Yeşil dalga

  (27.07.2008) - Yeni Türkiye’nin ayak sesleri

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır