"Gerçekten" haber verir 02 Kasım 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Kazım GÜLEÇYÜZ

Hizmette hırs ve kanaat



Geçtiğimiz haftaki “İlâhî inayet” yazımızda geçen “hizmette hırs-neticeye kanaat” ifadesini müstakil olarak daha geniş bir şekilde ele alma ihtiyacı hâsıl oldu.

Evvelâ bu ifadenin Risale-i Nur’da kullanıldığı pasajın orijinal metnini hep birlikte okuyalım:

“Gerçi umur-u uhreviyede (ahirete yönelik amellerde) hırs ve kanaatsizlik bir cihette makbuldür; fakat mesleğimizde ve hizmetimizde—bazı arızalar ile—inkisar-ı hayal (hayal kırıklığı) cihetiyle, şükür yerine me’yusiyetle şekva etmeye sebep olur, belki de hizmetten vazgeçer. Onun için mesleğimizde kanaat daima şükrü ve metaneti ve sebatı netice verdiği için, ihlâs dairesinde, hizmet noktasında çok hırs ve kanaatsizlik gösterdiğimiz halde, neticelerine ve semerelerine karşı kanaatle mükellefiz.” (Emirdağ L., s. 80)

Bu ifadelerden çıkarılacak birinci mesaj şu:

İmanlı bir hayatın genel prensiplerinden biri olan kanaat, hizmette de asıl olmalı. Çünkü Allah’a teslim ve tevekkülün tezahürü olarak kanaat, her hal ve şart altında daima şükür, metanet ve sebatı netice veriyor. Kanaatsizlik ve hırs ise, bilhassa işler yolunda gitmediği ve beklenen sonuçlar alınamadığı zamanlarda hayal kırıklığına, ümitsizliğe ve bazan da sırf bu yüzden, Allah muhafaza, hizmeti bırakmaya yol açabiliyor.

Ancak bunları ifade eden Üstad, aynı zamanda “ihlâs dairesinde, hizmet noktasında çok hırs ve kanaatsizlik göstermek”ten söz edip, kanaati ise netice ve semereler bahsinde telâffuz ediyor.

İşte bizim “hizmette hırs, neticeye kanaat” şeklinde ifadeye çalıştığımız formülün esası bu.

Peki, bu ikisini nasıl telif edebilir; özellikle hırs gibi “olumsuz” bir duyguyu hizmet açısından faydalı olacak şekilde nasıl istihdam edebiliriz?

Bu sualin cevabına ışık tutan bir izahı Dokuzuncu Mektup’ta buluyoruz. Orada, insandaki hissiyatın mecazî ve hakikî olmak üzere iki mertebesi olduğu anlatılırken verilen örneklerden biri de hırs: Mal, makam-mevki, şöhret gibi hedefler için gösterilen şiddetli hırs, bunların hepsinin fâni, geçici, afetli ve tehlikeli oldukları fark edildikten sonra, insanı Allah’a yaklaştıracak hakikî makamlar olan manevî mertebelere ve ahiret azığı ve hakikî servet niteliğindeki salih amellere yönelerek yüksek bir haslet olan hakikî hırsa dönüşüyor. (Mektubat, s. 37)

İşte tamamen uhrevî eksenli nur hizmetinde gösterilecek hırs ve kanaatsizlik de bu kabilden.

Ama bu hırs, mevcutla yetinmeyi himmetsizlik olarak gören ve tevekkülü, sonucun tahakkukunu sebepler zincirinin tamamlanması şartına bağlayan İlâhî iradenin koyduğu nizamın kurallarını harfiyen yerine getirdikten sonra neticeyi Allah’tan bekleme anlamıyla yorumlayıp tatbik ederek, hizmeti hep daha ileri hedeflere taşımayı öngören bir anlayışla yönlendirilmeli.

Ve asla gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir nüans: Hizmette gösterilecek hırs ve kanaatsizliğin de çerçevesi “ihlâs dairesi” olmalı.

Bu ölçünün bir vechesi: “Hizmeti geliştirmek istiyorum” derken, ihlâsı zedeleyecek tavırlara girilmemeli. Enaniyet, benmerkezcilik, tekelcilik, tenkitçilik, dışlayıcılık gibi ârızalarla şahs-ı manevî ruhuna zarar verip müşterek hizmet ahengini bozacak vahim yanlışlara düşülmemeli.

Hizmetteki hırs, araya başka hiçbir şey katmadan sadece Allah rızasını hedef alan ve dünyevî değil, tamamen uhrevî eksenli olan çalışma ve faaliyetleri ilerletip geliştirmeyi amaçlamalı.

Bunun âdetullah kanunlarıyla belirlenen süreçlerinde sebepler zincirinin eksiksiz tamamlanması, bu amaca yönelik olarak hizmet arkadaşlarıyla müşterek mesai sisteminin en uygun şekilde tanzim ve kanalize edilmesi sağlanmalı.

Bu safhalarda hiçbir noksan ve gedik bırakılmadığından emin olunarak sürecin bir aşaması tamamlandığında da, ortaya çıkan netice şükür, rıza, kanaat ve tevekkülle karşılanıp hizmetin bir sonraki aşama ve hamle sürecine geçilmeli.

İhlâs, istikamet, sebat ve metanet çizgisinde.

02.11.2008

E-Posta: irtibat@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (14.11.2008) - AKP ve devrimler

  (13.11.2008) - AKP ve Atatürk

  (12.11.2008) - Alternatif arayışı ve DP

  (11.11.2008) - Fırat ve Erdoğan

  (09.11.2008) - Şevk, gayret, ciddiyet

  (08.11.2008) - Maskeler düşerken

  (07.11.2008) - Türkiye ve Obama

  (06.11.2008) - ‘Rüya gerçek oldu’

  (05.11.2008) - Terör ve vesayet

  (04.11.2008) - 2006’dan bugüne

 
Ufo ısıtıcılar, infrared ısıtıcı, kumtel ısıtıcılar.
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır