"Gerçekten" haber verir 15 Kasım 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

S. Bahattin YAŞAR

İnsanın kıymeti mahiyetindedir



İNSAN HER ASIRDA

MERAK KONUSU OLMUŞTUR

İnsanın gündemden düştüğü bir çağ yoktur. İnsan ve insanla ilgili konular her zaman ve zeminde birincil gündem olmuştur. Tarih boyunca, insanın hep araştırma ve inceleme konusu olması bundandır. Sevinçleri, kederleri, soruları, tepkileri dillere destan olmuş ve bu konularda sayısız eserler vücuda gelmiştir.

İNSAN, MAHİYETİ

BİLİNMEKLE KIYMETLİDİR

“İnsan necidir? Ne için dünyaya gönderilmiştir? Vazifesi nedir?” gibi yüzlerce soru, insanın mahiyetini anlamaya dönüktür. Nitekim hayatı Kur’ân olan Hazret-i Peygamber (asm), insanın neci olduğunu, dünyaya niçin gönderildiğini, vazifesinin ne olduğunu insanlığa, bizzat yaşayarak göstermiştir. Dolayısıyla insan için en önemli şey, mahiyetinin anlaşılmasıdır.

İNSANIN MAHİYETİ NE DEMEKTİR?

İnsanın mahiyetiyle ilgili, 11. Söz bize ders vermektedir.

İnsanın mahiyeti, vücuduna konulan duygular terazisiyle rahmet-i İlâhiyenin hazinelerinde iddihar edilen nimetleri tartmaktır ve küllî şükretmektir.

Yani insandaki duygular birer terazidir. Kâinattaki rahmet hazineleri olan nimetler, bu ölçücüklerle tartılmaktadır ve her birisi için şükretmek esastır.

İnsanın mahiyetini izah eden ikinci bir madde, “Esma-i Kudsiye-i İlâhiyenin gizli defterlerini açmaktır. Lisan-ı hal ve kal ile Hâlıkının dergâh-ı Rububiyetine ubudiyetini ilân etmektir.”

Kâinata nakşedilmiş gizli İlâhî isimleri okuma ve okuduklarını yaşama ve yaşadıklarını anlatma görevi, sadece insana verilmiştir.

Bir başka madde ise, “Esma-i İlâhiyenin cilvelerinin sana verdikleri letaif-i insaniye murassatıyla bilerek süslenmektir. Hayat sahiplerinin tesbihatlarını ve tahiyyatlarını tefekkür ile görüp, göstermektir.”

İnsan olmak, üstün lâtifelerle süslenmeyi netice vermiştir. Yaratıcı, sadece insana mahsus bir takım süslerle insanı tezyin etmiştir. İnsan da bu özelliği dolayısıyla bütün hayat sahiplerinin tesbihatlarını ve tahiyyatlarını tefekkür ederek, onları göstermek durumundadır. Bunun sebebi ise, emanet-i kübrayı kabul etmesidir. Bu kabul, Cenâb-ı Hakk'ı anlamak ve tanımak için verilen cihazatı ve lâtifeleri, O’nu anlamak ve tanımak yolunda kullanmayı gerektiriyor.

İnsanın mahiyetine konulmuş olan en önemli hususiyetlerden birisi de, Cenâb-ı Hakk'ın kendinden olan bazı hazinelerin cüz’îsini insana vererek, Kendi hazinesinin büyüklüğünü vahid-i kıyasî yoluyla insana bildirmesidir. Yani ben bazı şeyleri biliyorum, demek O, her şeyi biliyor. Ben bazı şeylere sahibim, demek O, her şeyin sahibidir gibi örneklendirme yapabilmesi için.

Bu konu şöyle izah edilmektedir: “Kendisine Cenâb-ı Hakk'ın verdiği cüz’î ilim, kudret, irade ve sıfat ve hallerle vahid-i kıyasî yaparak, Hâlık-ı Zülcelâlin sıfat-ı mutlakasını ve şuun-u mukaddesesini o ölçüler ile bilmektir.”

İnsan âlemin sultanı olması hasebiyle, âlemdeki bütün mevcudatın kendilerine mahsus dilleriyle yaptıkları manev'î sözleri anlamak görevi vardır. İnsan, acz, zaaf ve fakirliği ile birlikte ihtiyacının ölçüsünü, nimetleri zengin Rabbinin tecelliyatıyla anlamaktadır.

İnsanın görevi şöyle ifade edilmektedir; “Şu âlemdeki mevcudatın her birinin kendine mahsus diliyle Rablerine karşı yaptığı manevî sözleri fehmetmektir. İnsan acz ve zaafın, fakr ve ihtiyacın ölçüsüyle, kudret-i İlâhiye ve gına-i Rabbaniyenin derecat-ı tecelliyatını anlamaktır.”

İNSAN, NE ZAMAN HAKİKÎ İNSAN OLUR?

Anlaşılıyor ki, insan bu bahsedilen çerçeveye uygun yaşarsa, insandır. Bu mahiyete uymayan insan, insanlık özelliği kazanmış olmamaktadır.

İnsanın yaratılışına derc edilen asıl faaliyet de budur. Onun için insan, duâ ile tekemmül etmek üzere bu aleme gönderilmiştir. Bu alandaki terakkisi, onun bu alandaki himmetine bağlıdır.

İnsanın terakkisini ve tekemmülünü sağlayan âmil ise, mahiyetine konulan duygularla, Sani’in san'at eserlerini tefekkür etmek ve şükretmektir.

Hasılı; insan, kendisine verilen cihazatı O’nun isimlerinin gizli hazinelerini açmak için kullanmak durumundadır. Bütün varlığın tesbihatlarını, ibadetlerini yaratıcıya takdim etmek sorumluluğu vardır. Cenâb-ı Hakk'ın Kendisinden verdiği ilim, irade, kudret gibi cüz’î sıfatları vahid-i kıyas yaparak, Cenâb-ı Hakk'ın nihayetsiz ilmini, kudretini, iradesini anlamalıdır. Ve insan ancak, acizliği, zaafı ve fakirliği ile Cenâb-ı Hakk'ın nihayetsiz zenginliğini, her şeye gücünün yetmesini anlayabilir.

Aksi halde, sadece göz, kulak, beden ve sair cihazat ile insan, insan olmuyor. Bu hususiyetlere mânânın da ilâvesi gerekmektedir. Çünkü mânâ bağı olmayan hiçbir şeyin gerçekte anlamı yoktur. Nitekim dünya da, o kadar maddî yönüyle birlikte, ancak ahiretin mezrası olan mânâsıyla anlamlıdır.

15.11.2008

E-Posta: syasar33@yahoo.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (08.11.2008) - İnsan sorusu kadardır

  (03.11.2008) - İnsan neden günah işler?

  (26.10.2008) - Şahs-ı mânevî, ‘müsbet hareket’le yaşar

  (18.10.2008) - Şahs-ı manevî nerede başlayıp, nerede bitiyor?

  (11.10.2008) - “Bütün vazifeleri şahs-ı mânevîye bırakmak”

  (05.10.2008) - Mezarlıklar, işi yarım kalmış insanlarla dolu

  (20.09.2008) - Menhus ve bereketsiz bir para

  (20.09.2008) - Menhus ve bereketsiz bir para

  (13.09.2008) - Sonuç, çabanız kadardır

 
Ufo ısıtıcılar, infrared ısıtıcı, kumtel ısıtıcılar.
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır