"Gerçekten" haber verir 14 Kasım 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Nejat EREN

Sistem üzerine



Sistem demek, düzendir, disiplindir, intizamdır, berraklıktır, önünü görmektir ve de güven demektir.

Kâinatta mükemmel bir sistem var. Canlı olsun, cansız olsun bütün mevcudât, kendilerine yüklenen ve ancak İlâhî olmakla tarif edilebilecek muazzam bir program ve sistemin içerisinde hareket etmektedir.

Adl isminin tecellîsindedir sistem.

Rab isminin yansımasıdır sistem.

Rahmet isminin izahıdır sistem.

Rububiyet sıfatının dairesinin gereğidir sistem.

Hâkimiyetin düsturudur sistem.

Hakîmiyet hükümlerinin gereği ve umdesidir sistem.

Gecede güvendir, gündüzde itimattır sistem.

Keyfîliğin zıddı ve panzehiridir sistem.

Her türlü problem ve tıkanıklığın adı ve çözümüdür sistem. Kızmamanın, kızdırmamanın esası ve usûlüdür sistem.

Sistem hakka teslimiyet ve inkıyadın adıdır.

Sistemde şahıslar vardır ama şahsa endeksli olamaz.

Güneşin doğması da, batması da o yüksek sistemin gereğidir.

Yağmurun yağması, soğuğun dondurması, sıcağın yakması hep o düzen ve sistemin gereğidir.

Kuşların ötüşü, çiçeklerin açışı, meyvelerin tutuşu ve olgunlaşması bir sistemin gereği ve sonucudur.

Bu sistemi ve düzeni olanca gücüyle bozmaya çalışan tek aykırı varlık maalesef yine bizleriz, yani insan denen yaratık.

Huzur sıkar sanki burnunu insanoğlunun. Rahatında bile sanki rahatsızlık vardır.

İnsanoğlu, şuurlu veya şuursuz olarak kâinattan kopya ettiği birçok güzel şeyin ve dolayısıyla da sistemlerin hem kurucusu, hem de yıkıcısı konumundadır maalesef. Sebebi de gayet açık ve nettir. “Bencil ve egoist” düşünce. Bunun gerisindeki ana sebep ise “felsefik ve materyalist düşünce” sisteminde boğulmadır.

Hayatı sadece “oyun ve eğlenceden” ibaret gören bir sakil, defolu ve arızalı düşünme sistematiği insanlık haysiyet ve şerefini kemiren en büyük bir illet olarak ve kendi kendini vurup mahveden bir bumerang gibi insanlığı bitirme sürecini acımasızca devam ettiriyor.

Bu amansız illetin tesir girdabına yakalanan biz inananlar güruhu da “dünyevîleştik, istikameti kaybediyoruz, niye istediğimiz ve inandığımız gibi yaşayamıyoruz” diyerek boşuna hayıflanıp dururuz.

Çözümün, kafa, kalp ve ruh üçgenindeki İlâhî sisteme her yönde uymaktan geçtiğini nazarî olarak biliriz de; dışardan gelen, semâvî olmayan bu arzî ve felsefik tahakkümün tesiriyle, onun esiri olarak çarpık bir hayat yaşamaya devam eder dururuz.

Fırtınalı bir havada mendireğinden kurtulan pusulasız ve sahipsiz bir gemi misâli dağlarvarî dalgaların savuracağı kuytu limanı çoğu kez arar dururuz. Çünkü fıtrî programımız ve sistemimizin zembereğini dünyevî câzibeler boşaltmıştır. Fıtrî ve öz benliğinin sisteminden kopan zincirleri başka bir sistemin idare ve tatmin etmesi zor değil imkânsızdır.

İnsanlığın saadet ve huzuru, bilinen sistemin bire bir uygulanmasına bağlıdır. İnsanlığı bu tehlikeli uçurumun derin gayyasından kurtaracak tek ve yegâne çare; tarihin şehadetinde, Kur’ânî sistemin, Sünnetî düsturların nuru ve rahmetine rızadır ve onlara uygun hareket etmektir.

Bütün insanlar için geçerli olan ortak hareket sistemi, ilk önce kendi sınırlarında kalarak bire bir güzelliklerin tatbikatına başlamaktır. Kudsî dâvâ sahipleri için paylaşabileceğimiz düşünce ise; aile içerisinde iyi bir eş, sistemli bir aile reisi, dost meclislerinde örnek bir ağabey, samimî bir dost, nazik bir abla, fedakâr bir kardeş, toplum içerisinde de istikametli, dürüst, güvenilir bir ferd olmaktan geçer.

14.11.2008

E-Posta: nejateren@saidnursi.de


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (07.11.2008) - Ekilen nur tohumları meyve veriyor

  (31.10.2008) - Nur Talebeliğinin getirdiği sorumluluklar

  (24.10.2008) - İnkişaf eden hizmetler ve gençler

  (17.10.2008) - TARİHİN ENGİN SULARINDA GÖNÜL DENİZİNDEN DALGALAR

  (10.10.2008) - Nur talebelerinin özellikleri

  (02.10.2008) - Bayram sevinci ve duâ

  (26.09.2008) - Rahmetin taştığı anlar

  (21.09.2008) - Zor zaman ve şartları aşmanın yolları

 
Ufo ısıtıcılar, infrared ısıtıcı, kumtel ısıtıcılar.
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır