Başbakan Erdoğan'ın yılın ilk dört gününde dört ülkeyi (Suriye, Ürdün, Mısır, S. Arabistan) kapsayan seyahatinin diplomaside ne anlama geldiği henüz açıklık kazanmış değil.
Gündemdeki mesele belli: İsrail'in Gazze saldırısı ve Filistinlilere yönelik bombalı katliâmı...
Bu zulme karşı, kişisel bazda olsun, hükümetler katında olsun, mutlaka bir tepki verilmeki gerekiyor. Buna bîgâne kalınmaz; şöyle veya böyle, ama mutlaka herkesin bir şekilde tavrını belirlemesi icap ediyor. Zira temeldeki mesele, insanlık meselesi...
Ne var ki, devletlerin ve hükümetlerin tavrı, fertlerin ve hatta cemaatlerin tavrından farklı olur.
Kişi ve gruplar, bir başka ülkedeki olaylar hakkındaki duygu ve düşüncelerini hiç beklemeden ve ötesini berisini fazla hesaplamadan izhar edebilir. Normaldir. Bunun yadırganacak pek bir yönü de yok.
Ancak, hükümetlerin durumu farklı. Resmî idareciler, şahsî duygu ve düşünceleri ne şekilde olursa olsun, onlar diplomasi lisânıyla konuşmalı ve itidal içinde kalarak plânlı, programlı hareket etmeli.
Ülkeden ülkeye yapılacak her hal ve hareketin diplomasiye dayandırılması gerektiği gibi, aynı zamanda önceden belirlenmiş bir strateji dahilinde hareket edilmesi zarureti var.
Aksi takdirde, gösterilen çabalar boşa çıkabilir, hatta durum tam tersine inkılâp edebilir.
Onun için, devletler bazında sarf edilen mesainin müsbet netice doğurması, yapılan teşebbüslerin hayırlı gelişmelere kapı aralaması için, tehevvürden uzak bir duyarlılık ve rasyonellik içinde hareket edilmesi lâzım ve elzemdir.
Yapılan gezinin, her şeye rağmen yine de hayırlı neticelere vesile olmasını dilerken, sergilenen çabaların diplomasi lisânına bir şekilde ifrağ edilmesi gerektiğini de ilgililere hatırlatmak istiyoruz.
Medya, Kürtçe'de yamuldu
Gazeteler, TRT 6'da başlayan Kürtçe yayınla ilgili manşetten duyurdukları haberde kullandıkları Kürtçe kelime ve tâbirlerde, sözün tam anlamıylı çuvalladı ve sınıfta kaldı.
Hatta, medya bu işte "yamuldu" dahi denilebilir.
Zira, ciddiyetiyle övünen bazı gazeteler bile, TRT 6 için "Hayırlı olsun" demek isterken, Kürtçe "Eğri olsun, yamuk olsun..." anlamına gelen tabirler kullandılar.
Şöyle ki: Başbakanın ağzından "TRT 6 hayırlı olsun" anlamına gelen "TRT Şeş li ser xèrè be" ifadesini, gazetelerin çoğu yanlış olarak şu şekilde kullandı:
* "TRT Şeş bi heyr be"
* TRT 6 bè xerbe"
* TRT Xeş bi xwer be"
...............................
"Xwer" kelimesi, Kürtçe'de "yanlış, eğri, yamuk veya aşağı" anlamlarında kullanılır.
"Bè xerbe" tâbiri ise, "Hayırsız olsun" anlamına geliyor.
Henüz işin başında olduğumuz için, bazı ufak yanlışlıkları hoş görmek, normal karşılamak mümkün. Ancak, mânâyı tam tersine çevirircesine yapılan hataları hoş karşılamak elbette ki mümkün değil.
O halde, bir kelime veya bir tâbiri ya bilerek kullansınlar, bilmiyorlarsa uzmanına danışıp sorsunlar, ya da hiç kullanmasınlar daha iyi.
Zira, bir kelimeyi bilmeden kullanmak, kişiyi bazan çok ağır bir küfür veya hakareti savurmuş gibi bir konuma düşürebilir.
NOTLAR
1) Kürtçe'nin en doğru şekildeki yazılışı, ancak Arap (Kur'ân) harfleriyle mümkün. Osmanlı Türçesini bile doğru dürüst karşılamayan Lâtince harfler, Arabî ve Farisî lisan ve hançereye çok daha yatkın olan Kürtçeyi hiç, ama hiç karşılayamıyor.
2) Kürtçe gramerde kullanılan "X" harfi, Arapça kalın ve dar gırtlaktan çıkan "Hı" nın karşılığı; "W" ise, yine Arapça'daki "Vav"ın karşılığı olarak kullanılıyor.
Tarihin yorumu 1 Ocak 1990
Schengen (Şengen) Antlaşması
Avrupa ülkeleri arasında 1985'te imzaya açılan ve 1 Ocak 1990'da kademeli şekilde uygulamaya başlanan Schengen (Şengen) Antlaşması, üye ülkeler arasındaki sınır kontrollerini kolaylaştıran, hatta yer yer tümüyle ortadan kaldıran bir anlaşma, yahut sözleşmenin adıdır. Sözleşmenin en aktif ve en yaygın şekilde uygulamasına ise, 1992 senesinde geçildi.
Bu anlaşmaya göre, Schengen vizesine sahip olan bir kimse, kapsamı AB sınırları ile paralel şekilde genişleyen çok geniş bir coğrafyada, hemen hiç sınır/gümrük kontrolü engeline takılmadan rahatça ve serbestçe dolaşabiliyor.
İlk etapta (1985) Almanya, Belçika, Fransa, Lüksemburg ve Hollanda arasında imzalanan Şengen Antlaşması, Lüksenburg'a bağlı Schengen kasabasında imzalandığı için bu ismi aldı.
Bilâhare sınırı genişletilen ve yeni üyeleri bünyesinde toplayan Şengen Antlaşması, zamanla AB üyesi ülkelerin hemen tamamı tarafından imzalanarak bugünkü seviyeye getirildi.
Bu anlaşmaya dahil olmayan ülkelerin bir kısmına vize şartı konulurken, bir kısmı için ise, gümrük kapılarında sıkı bir denetim yapılması yoluna gidildi.
Şengen pasaportu sahibi kimseler, kendi ülkesinde bir şehirden bir başka şehre gider gibi, Avrupa ülkelerinin hemen tamamında kolaylıkla seyahata yapabiliyor.
01.01.2009
E-Posta:
[email protected]
|